Dava konusu yerin tespit harici bırakıldıktan sonraki tarihlerde tarımsal amaçlı kullanılmadığı, toprak yapısının bozulmadığı, davacı tarafından dikilen en yaşlı olanı 40 adet çam ağacı ile birlikte daha küçük yaşta kavak ve çınar ağacı toplamı 410 adet ağacın mevcut olduğu, dosyada mevcut fotoğraflar incelendiğinde dava konusu yerin bitişiğinde mevcut ormanlık alan ile bir bütünlük oluşturduğu ve toprağın orman toprağı yapısını koruduğu ve eylemli zilyetlik ve tasarrufun somut olarak gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Hazine vekili her ne kadar yargılama giderleri yönünden ayrıca hükmü temyiz etmiş ise de, dava konusu taşınmazın, kadastro yoluyla Hazine adına ham toprak niteliğiyle tapuda kayıtlı bulunan bir yer olduğu, dava açıldığı tarihte de Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğu, tapu iptali ve tescil davalarında davanın kural olarak, kayıt malikine yöneltilerek açılacağı, kayıt maliki Hazine olup, ona karşı dava açıldığına göre Hazine’nin harç hariç (492 s. HK.m. 13/j) diğer her türlü yargılama giderleri ile sorumlu bulunduğu, bu nedenle Hazine’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, taşınmazın dava tarihinden sonra nitelik değiştirmesinin ve mera olarak tahsis edilmesinin sonuca etkili bulunmadığı-
Hüküm fıkrasında da açıkça görüldüğü üzere hangi parsellerin tapu kayıtlarının iptaline karar verilip, hangisinin verilmediğinin anlaşılamadığı, kural olarak tapu kaydının iptaline karar verilmeden tescile karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, HUMK.nun 389 (HMK.m.298). maddesinde ise; verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır, hükmüne yer verildiği, mahkemece, kurulan hüküm fıkrasının bu haliyle Tapu Sicil Müdürlüğünde infaz edilmesi olanağının bulunmadığı, bu nedenle temyiz edenlerin temyiz dilekçeleri aynı zamanda diğer paydaşlar bakımından da hüküm fıkrasının temyiz edildiğinin ve bozmanın hükmü temyiz etmeyenlere de sirayet ettiğinin kabulünün gerekeceği, kamu düzeni ilkesinin bunu gerektirdiği-
Gayrimenkule müteallik davaların gayrimenkulün bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunacağı, gayrimenkul üzerindeki ayni hakka ilişkin bu tür davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu-
Kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmamasının gerekeceği, tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesinin zorunlu olduğu, yine, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde açıklanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin; kadastro tutanağı düzenlenen yerlerle ilgili olup, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağına ilişkin olduğu-
Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmaması gerekeceği-
Davacının, görevsizlik kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren HUMK.nun l93. maddesinde öngörülen 10 günlük süre ve 6100 sayılı HMK. nun 20. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde gerekli başvuruda bulunmadığı, yasal 10 günlük ve 2 haftalık sürelerin geçirilmesinden çok sonra 07.03.2010 tarihinde davalı Hazine vekilinin müracaatı üzerine davanın, Bala Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/104 Esasına kaydedildiği, görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren süresinde başvurulmadığına göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Taraf sıfatı bulunmayan davalı Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kayıt malikinin mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için kayıt malikinin hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin göz önünde tutulması, dava dilekçesinin varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekeceği-
