Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu, bu hava fotoğraflarının kadastro tespitinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği, bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 – 25 yıl öncesine ait (1977-1987 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olmasının ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesinin gerekeceği, ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği-
Davada ileri sürülen sebebe dayalı iddianın her türlü delille (tanık dâhil) ispat edilebileceği, mahkemece, davacıya veraset belgesini ibraz ile taraf teşkili sağlaması ve tüm delillerini ibraz etmesi için ara kararı kurulmak suretiyle mehil verilmiş ise de verilen mehilin ibrazı gereken deliller yönünden açıklık taşımadığı, ayrıca usul kurallarına uygun olmadığının anlaşıldığı, hal böyle olunca, davacıya ne gibi delilleri ibraz etmesi gerektiği yolunda ve ara kararı kurulmak suretiyle süre verilmesinin, süreye riayetsizliğin sonuçlarının hatırlatılmasının ve ondan sonra bir karar verilmesinin gerekeceği-
Taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve bilirkişi sözlerinin bilimsel esaslara göre hazırlanan uzman bilirkişi kurulu raporlarıyla denetlenmesi, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin duraksamaya yol açmayacak şekilde ayrı ayrı belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar, ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olup hava fotoğraflarının dava tarihinden geriye doğru 20-25 yıl öncesine ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın 01.04.1971 tarihinde kesinleşen tapulama çalışmalarında "dağ" vasfıyla tescil harici bırakıldığının açıklandığı, kural olarak böyle bir yerin zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve TMK.nun 713/1, Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki süreleri davasız ve aralıksız geçmesi suretiyle kazanılmasının mümkün olduğu-
Orman mühendisinin raporu kapsamına göre dava konusu yerin 1995 tarihli memleket haritası kapsamına göre o tarih itibariyle taşınmazın büyük bir bölümünün üzerinde herhangi bir bitki örtüsü olmayan açık alan olduğu, az bir kısmında ise zeytinlik bulunduğu dikkate alındığında ve ziraat mühendisinin raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının 10-15 yaşlarında olduğu belirlenmesine göre davacının söz konusu yerdeki zilyetliğinin en erken 1990’lı yıllarda başladığının kabulünün gerekeceği, bir başka anlatımla, uzman bilirkişilerin raporları karşısında taktire delil niteliğindeki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine itibar ederek yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Dava konusu yerin tespit harici bırakıldıktan sonraki tarihlerde tarımsal amaçlı kullanılmadığı, toprak yapısının bozulmadığı, davacı tarafından dikilen en yaşlı olanı 40 adet çam ağacı ile birlikte daha küçük yaşta kavak ve çınar ağacı toplamı 410 adet ağacın mevcut olduğu, dosyada mevcut fotoğraflar incelendiğinde dava konusu yerin bitişiğinde mevcut ormanlık alan ile bir bütünlük oluşturduğu ve toprağın orman toprağı yapısını koruduğu ve eylemli zilyetlik ve tasarrufun somut olarak gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Davanın, TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, kadastroda tescil harici bırakılan veya paftasında yol olarak gösterilen yerler için açılan tescil davalarında TMK.nun 713/3 maddesi uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerinin yasal hasım olduğu-