Dosya arasında bulunan orijinal kadastro paftası ile teknik bilirkişilerin birlikte dosyaya sundukları krokiye göre taşınmazın çevresinde mera, dere ve bayır ibarelerinin yazılı olduğu belirlenmiş olup, mahkemece, bu olgular üzerinde durulmadığından, kadim ve tahsisli mera araştırılmasının yapılmadığı saptandığından davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Davalının taşınmaz üzerinde 20 yılı aşan süredir ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı, zilyetlikle kazanma koşullarının davalı yararına oluşmadığı anlaşılmakla Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesinin gerekeceği-
Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının İl ve İlçe tarım müdürlüğü, İl ve İlçe Özel İdare Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden sorulmasının, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığının, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4342 sayılı Kanunun 5. maddesine belirtilen yerlerden mi yapıldığının tahkik ve tespit edilmesinin gerekeceği-
Dava konusu taşınmaz üzerine davalı Belediye tarafından 1997 yılında üzeri kulübe ile çevrili su sondaj kuyusu ve su pompası yaptırıldığı, halen de kullanılmamakla birlikte, söz konusu tesisin taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşıldığına ve bu durumda 284 ada 16 sayılı parselin kamu emlakına dönüştüğü belirlendiğine göre kazanma koşullarının davacı yararına oluşması nedeniyle mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, iptal ve tescile karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Taşınmazın haritasında köy boşluğu olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlemin tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olduğu, böyle bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olmasının gerekeceği-
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu, bu hava fotoğraflarının kadastrodan önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği, bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihi olan 1995 yılına göre 20–30 yıl öncesine ait (1965–1975 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlarındaki görüşleri olup, bu görüşün Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarıyla da benimsendiği, ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceğinin, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceğinin ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesinin olanaklı olduğu-
Kural olarak kadastro tespitine itiraz davalarının genel mahkemelerde görülmesinin gerektiği, ne var ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/D bendinde; “kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tespitten önceki haklara dayanılarak asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkların” da kadastro mahkemesinde bakılacağının açıklandığı, bu durum karşısında davacı tarafın açmış olduğu eldeki bu davanın anılan madde hükmü uyarınca kadastro mahkemesinde bulunan davaya katılma isteği niteliğinde olduğunun kabulünün gerekeceği-
Kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin geçirilmemesinin gerekeceği, tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık sürenin aralıksız çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesinin zorunlu olduğu-
Tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesinin gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil davalarında davanın, kural olarak; kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise alınacak veraset belgesine göre mirasçılarına yöneltilerek açılacağı-