Tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten sonraki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılması halinde, kural olarak; taşınmaz üzerinde zilyetliğin kurulduğu tarihten itibaren kazanma süresi ve koşullarının başlatılmasının ve diğer şartların varlığı halinde davanın kabul edilebilmesi için tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar en az 20 yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekeceği, tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında ise tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içinde açılan davalarda tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin kazanma bakımından dikkate alınacağı, tespit dışı bırakma tarihinin, komşu ya da bitişik parsellere ilişkin kadastro tutanağının düzenlendiği tarih olduğu-
TMK.nun 713/1 maddesine dayalı davalardan aynı Kanun’un 713/3. maddesi uyarınca ilgili kamu tüzel kişilerine husumet yöneltilmesinin zorunlu olduğu, 5216 sayılı Yasa uyarınca Bala İlçesi’nin Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kaldığı, bu durumda Büyükşehir Belediyesi’nin diğerleri gibi yasal hasım olduğu, bu nedenle öncelikle davanın Ankara Büyükşehir Belediyesine de yöneltilmesinin gerekeceği-
Murisin ölüm tarihi itibariyle mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacağı ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekeceğinden (TMK. mad. 640/2; 702/2) , davada yer almayan diğer mirasçıların yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlarının alınması, davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına bir temsilci atanarak onun huzuruyla yargılamaya devam edilmesi ile dava şartı yerine getirildikten sonra tapu iptali ve tescile yönelik uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekeceği- Zilyetlikle belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarı kuru arazide 100 ve sulu arazide 40 dönümü aşmayacağı (Kadastro K. mad. 14)-
Mahkemece yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları HMK. mad. 243, 244 gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılarak, ve HMK. mad. 259, 290/2 uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar  keşif yerinde dinlenerek dava konusu taşınmazların ilk malikinin kim olduğu, zilyetliğin kim tarafından, hangi tarihler arasında ve ne şekilde sürdürüldüğü,ne şekilde intikal ettiği ve ne şekilde tasarruf edildiği yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde, HMK. mad. 261 gereğince, giderilmesine çalışılması gerektiği-
Taşlık niteliğindeki bir yerin güçlendirmek amacıyla getirilen toprak dışında, yoğun bir toprak taşınarak taşlık alanın üzerinin doldurulmasının ve tarım arazisi haline dönüştürülmesinin ihya sayılmadığı, ihyadan amacın; yoğun emek harcayarak ve para sarf ederek işlenmemiş toprakların tarım arazisi haline getirilmesi olduğu, dava konusu taşınmazın açıklanan ve belirlenen niteliği karşısında böyle bir yerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı-
Davacılar kayıt maliki ile murisleri arasında şifahi olarak ölünceye kadar bakım sözleşmesi düzenlendiğini iddia etmiş iseler de, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçerliliğinin resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğu, davacılar murisi ve ölümünden sonra davacıların bu nitelikteki sözleşmeye dayanarak tapulu taşınmazlarda sürdürdükleri zilyetliğin hukuki bir değeri de bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekeceği-
Muris muvazaasına hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin davada, belge altındaki imzanın miras bırakana ait olması halinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davanın dinlenemeyeceği-
Murisin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğuna göre, davanın mirasçılardan birine karşı yöneltilmesi yeterli olmayıp bütün mirasçılara yöneltilmesinin ve taraf teşkili sağlanmasının gerekeceği-
Gayrimenkulün aynına ilişkin uyuşmazlıklarda taraf tanıklarının ve mahalli bilirkişilerin taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenmelerinin gerektiği, bu amaçla taraflara tanıklarını hazır etme görevi verilemeyeceği, taraflardan bildirdikleri tanıklarının keşif gününü bildirir davetiye ile çağırılması, tanık ücretlerinin depo ettirilmesi, tebligatların yapılması için makul bir sürenin bulunmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla hakim tarafından tayin edilen tüm sürelerin usul ve yasaya uygun olmadığı, öte yandan, genel mahkemelerde açılan gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda tespit bilirkişilerinin dinlenmesine ilişkin bir zorunluluğun bulunmadığı-