Tescile konu yer, Afşar Belediye sınırları içerisinde olup, Belediye imar planı içerisinde kalan ve imar-ihyaya muhtaç olan bir taşınmazın, imar ve ihyasının tamamlandığı tarihten imar planının onaylandığı tarihe kadar kazanmayı sağlayan yirmi yıllık süre dolmamış ise, böyle bir yerin ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı, o halde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinin son fıkrası hükmü göz önünde tutularak bu yerin hangi tarihte Belediye imar planı içerisine alındığının, o tarihe kadar imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları oluşup oluşmadığının belirlenmesinin gerekeceği-
Tespit öncesi neden için makul sürenin geçtiği, tespit sonrası neden için ise yirmi yıllık sürenin dolmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın tahsisli mer'alardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mer'a tahsisinin bulunup bulunmadığının İl-İlçe Tarım Müdürlüklerinden, İl-İlçe Özel İdare Müdürlüklerinden ve Tapu Müdürlüğünden sorulmasının, varsa mer'a norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığının, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4753 sayılı Kanunun 8. maddesine göre Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığının tahkik ve tespit edilmesinin gerekeceği-
Komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının tüm sayfalarının onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopileri ile bu parsellere revizyon gören varsa tapu ve vergi kayıtlarının da getirtilerek dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmeye çalışılmasının, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporuyla denetlenmesinin, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesinin gerekeceği-
Kadastro tespitlerinden önce genel mahkemelerde açılan davaların kadastro tespitine itiraz niteliğinde olduğunu, parsellere ait kadastro tutanaklarının zuhulen kesinleştirildiklerinin kabulünün gerekeceği, davanın hala derdest olduğu, Kadastro Mahkemesi’nin yetkisinin her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı-
Nizalı taşınmazın tapulama tutanağı ve ekinde bulunan vergi ihbarnamesindeki açıklamalara göre, tapu kayıt malikinin kim olduğu anlaşılabilmektedir. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsız olmasıdır. (HGK.’nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 E, 194 K sayılı ilamı). Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bu kapsamda, mahkemece kayıt malikinin bilinen kişi olduğu dikkate alınarak bu sebep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Mahkemece dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığının, davacı tarafından ne şekilde tasarruf edildiğinin, aralıksız ve çekişmesiz kullanımının bulunup bulunmadığının, tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı konularının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmasının, davetiye ile gelmeyen yerel bilirkişi ve tanıkların zabıta aracılığıyla çağrılmalarının düşünülmesinin, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek tapu iptali, tescil ve tescil davaları konusunda bir karar verilmesinin gerekeceği-
Bir arazinin kullanım süresi, niteliği ve zilyetlik süresini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu, bu hava fotoğraflarının dava konusu taşınmazın tespit gördüğü 1997 tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği, bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için 1997 olan tespit tarihine göre, 20-30 yıl öncesine ait (1977-1987) stereoskopik hava fotoğraflarının istenilmesinin ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesinin gerekeceği, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülebilmesinin, taşınmazın sınırlarının açıkça belirlenebilmesinin ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesinin mümkün olduğu-
Nizalı taşınmaz kadastrodan önce tapusuz bulunduğuna göre, (taşınır mal hükmünde olduğundan) satış sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-