Tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malikin, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs olmadığı-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
Dava konusu taşınmazın kuzey ve batısının 64 nolu kadim mera parseli ile çevrili bulunduğu, 62 sayılı parsele revizyon gören 1946 tarih 468 ve 470 nolu vergi kayıtlarının da 63 sayılı parsel yönünü mera okuduğuna göre, dava konusu yerin kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olduğunun kabulünün gerekeceği, 63 nolu parselin özel mülkiyete konu yapılması halinde kadim mera niteliğinde bulunan ve onunla bir bütünlük oluşturan 64 sayılı parselinin mera bütünlüğünün bozulacağı, o halde, taşınmazın bitişikteki kadim meradan açılmak suretiyle elde edildiğinin ve kültür arazisi haline getirildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken özel mülkiyete konu yapılacak biçimde kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olacağı-
Yerleşim alanları içerisinde yer alan taşınmazlar bakımından ekonomik amaca uygun zilyetlik aranmadığından ve taşınmaz arsaya dönüştüğünde C.’in zilyedinde bulunan ve krokide A harfiyle gösterilen yer üzerinde belirlenerek kroki kapsamına alınmasının, koordinatlı ve ölçekli krokinin teknik bilirkişiye düzenlettirilmesinin, miktarının belirlenmesinin ve Veli'ye satılan yer dışında C. tarafından tasarruf edilen taşınmaz bölümü bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin gerekeceği-
Kural olarak TMK.nun 713 ve 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil ve tapu iptali tescil davalarının tanık dahil her türlü delille ispatının mümkün olduğu-
TMK.nun 713/7. fıkrası gereğince, krokinin kararın eki niteliğinde olduğu, bu nedenle kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümünün belirtileceği ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren ölçekli krokisinin de ekleneceği, gerek mahkemenin, gerekse bilirkişinin TMK.nun 713/7 fıkrasını gözardı etmesinin açıklanan ilkelere ve olgulara aykırı düşeceği-
Yürürlüğünün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden önce açılmış bulunan davalar bakımından maliki 20 yıl önce ölmüş ve o tarihten dava tarihine veya kayıt maliki adına bulunan tapu kaydının intikal gördüğü tarihe kadar diğer kazanma koşulları yanında 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür davalar bakımından kazanılmış (müktesep) hakkın kabulünün gerekeceği, uyuşmazlığa konu yapılan tapu kaydı; malikin ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık kazanma süresi geçtikten sonra intikal görmüş ise bu tür intikal gören kaydın hukuken bir değer taşımayacağı ve intikal maliklerine herhangi bir hak bahşetmeyeceği, yine dava açmamış ancak; Anayasa Mahkemesi’nin verdiği yürürlüğünün durdurulması karar tarihi olan 17.03.2011 tarihinden önce hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğunun da kabulünün gerekeceği-