3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanun’da yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
E. U.lu ile İ. Kara arasında pay devrinin yapıldığı 1965 yılında paydaşlardan F. Kara hayatta olup noterlik sözleşmesinde imzası ve onayı bulunmadığı gibi miras payından feragat sözleşmesi olarak değerlendirilmesine de olanak bulunmadığı, mahkemece taşınmazın satış tarihinde paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğu, pay devrinin resmi şekilde yapılması gerektiği, somut olayda 3402 sayılı Kanun’un 13/B-b ve TMK.nun 713/2.maddesi hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığına göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Dava konusu taşınmazlar ortak muristen kalmış ve henüz tereke paylaşılmamış ise bir veya birkaç mirasçının terekeye dâhil taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetlik tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağından taşınmazı kullanmayan diğer mirasçılar bakımından iradi terk ilkesinin uygulanması olanağının bulunmadığı ve elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar bakımından mirasçılar arasında zamanaşımının işlemediği-
TMK. nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil davalarında davalı Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisinin, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yasal hasım durumunda olup her türlü yargılama giderleri, harç ve vekâlet ücretiyle sorumlu tutulamayacakları, bu tür davalarda davanın olumlu veya olumsuz sonuçlanması sonuca etkili olmayıp, davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, eksik nispi harcın davacıdan alınmasına, davacı yararına vekâlet ücretine takdirine yer olmadığına karar verileceği, bu nedenle vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi şeklinde kurulan hükmün kanuna aykırı olduğu-
Taşınmazın sadece sürülmüş olmasının ekonomik amaca uygun zilyetliğin kabulü için başlı başına yeterli olmadığı, ayrıca, davalı Hazine taşınmazın mera niteliğinde bulunduğunu savunduğu halde, taşınmaz bakımından yöntemine uygun biçimde kadim mera araştırmasının yapılmadığı, bunlardan ayrı; Yenimahalle Tapu Müdürlüğü 01.04.2011 tarihli karşılık yazısında (ekinde bulunan o yer Kadastro Müdürlüğü'nün 21.03.2011 tarihli yazısı kapsamında), dava konusu taşınmazın 84279, 84280, 84281 nolu parselizasyon planı kapsamında Hazine adına ihdasen uygulamaya dahil edildiğinin bildirildiği, ne var ki, mahkemece, hüküm kurmaya yakın tarihli olarak taşınmazın idari yoldan tapu kaydının oluşup oluşmadığının tekrar araştırılmadığı, bu durumun, çifte tapunun önlenmesi bakımından gerekli olduğu-
HMK. nun 290. maddesi gereğince, taşınmaz ve çevresini gösterir yakın plan ve panaromik fotoğrafların birlikte keşfe götürülecek bilirkişi fotoğrafçı aracılığıyla çektirilerek keşfi yapan Hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesinin gerekeceği-