TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil davalarının kamusal yönü ağırlıklı davalar olduğu, bu nedenle, böyle bir sebebe dayalı olarak görülmekte olan davalardaki bozma kararları tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceği-
Davacı, kadastro öncesi nedenlere dayanarak talepte bulunduğuna göre, 3402 sayılı Kanun’un 15/2. maddesi hükmü uyarınca davacının kullanımındaki bölümün taşınmazın tamamına oranlanmak suretiyle davacı payının belirlenmesi ondan sonra elde edilecek sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken ifrazının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle bu parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Zilyetlik maddi olaylardan olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1.maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanmasının mümkün olduğu, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258, 259. (HMK. nun 243, 244, 259 ve 290/2.) maddeleri uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılmalarının, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeni ile yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK. nun 265. (HMK. nun 261) maddesi gereğince aykırılığın giderilmesinin, iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanmasının ve ortak murisin belirlenmesinin gerekeceği-
Davacıya nizasız taşınmazı haricen satan kişinin vergi kayıt malikinin mirasçısı olduğu, dava dışı parselin, miktarından fazla olarak davacı adına tespit ve tescil gördüğü, revizyon gören vergi kaydının kuzey sınırının mer’a okuması nedeniyle davacıyı bağlayacağı, hal böyle olunca davacının davasının reddine karar vermek gerekeceği-
Miras bırakanın terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, mirasçılardan birinin temyizi anılan mülkiyet türü gereğince diğer mirasçılarına da sirayet ettiğinin de kabulünün gerekeceği, yani bir tek mirasçının temyizi bakımından yapılan inceleme ve doğuracağı hukuki sonuçlardan temyiz etmeyen mirasçıların da yararlanacağı-
Bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, mirasçılardan birisinin kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından terekeye temsilci tayini (TMK.640.mad) veya diğer mirasçıların olurlarının alınması suretiyle de davaya devam edilemeyeceği, mirasçılar arasında terekedeki hak ve borçları kapsayan ortaklığın söz konusu olduğu, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, bir mirasçının taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre murisin diğer mirasçıları adına da sürdürülmüş sayılacağı-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanun’da yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
Tapulu bir taşınmazdaki miras payının 3. kişilere devrine ilişkin sözleşme ancak, resmi şekilde yapılması halinde geçerli olacağı- Davacının dayanağı sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren, 4721 s. TMK. mad. 677/2. uyarınca, bir mirasçının 3. kişi ile yapacağı miras payının devrine ilişkin sözleşmenin geçerliliğinin, Noterlikçe düzenlenmesine bağlı olduğu- Taraflar arasındaki sözleşmenin, resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olacağı ve mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihya koşullarının araştırılıp belirlenmesinin gerekeceği-