Kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzeltilmiş ise, o günden sonra doğan haklara dair istekler, taksim şuyuun giderilmesi veya muhdesata bağlı olarak taşınmaz malı iktisap, muhdesatın yıkılıp kaldırılması ve benzeri nitelikte olan ve Mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi, Kadastro Mahkemesi'nin görevi dışında olup, davanın dayanağı senet, tapulama tutanağının tespitinden sonra düzenlenmiş olduğuna göre; uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu-
Bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılabilmesi için imar planı kapsamında olmaması veya imar planı dahiline alındığı tarihe kadar kazanma koşullarının gerçekleşmiş olması gerekeceği-
Miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla 3.kişilere karşı açılan davalarda, uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanamaması halinde, mirasçılardan biri veya bir kısmı adına tescil istenemeyeceği ve dava dışı mirasçılar olması halinde ise tüm mirasçılar adına tescil istenilemediği için, dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci yoluyla da davanın yürütülmesi mümkün olmadığına göre işin esasına girilmeksizin davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından miras yoluyla intikal ettiği, mirasçılar arasında yöntemine uygun biçimde taksim yapılması gerekeceği-
Taşınmazın tepelik vasfında iken iş makineleri ile düzeltilen kısmın ve öncesi harman yeri iken imar - ihya çalışmaları yapılmadan üzerinde ekonomik amacına uygun zilyetlik sürdürülemeyecek kısmın zilyetlikle edinilmesinin mümkün olmayacağı-
Dava konusu yerde imar ve ihya’nın henüz tamamlanmadığı, davacı tarafın dava konusu yerlerle ilgili olarak 1980 yılından önce imar ve ihyayı kanıtlayamadığı ve Hazine adına ihdasen kaydın oluştuğu 1996 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, netice olarak davacı lehine TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. ve 17.maddesindeki koşulların gerçekleşmediği-
Harici satış senetleri ile kararın keşfen uygulaması yapılmadan sadece teknik bilirkişinin raporunda yer alan bilgilere dayalı olarak hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Davacı ve katılan davacı yönünden davanın iptal ve tescil davası olarak değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Tapulama ya da kadastroda tescil harici bırakılan ve imar ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olan yerler için tespit öncesi nedenlere dayalı olarak isteğin makul süre içerisinde, tespit sonrası sebeplere dayalı olarak tescil davasının ise, imar – ihyaya muhtaç bir yer ise imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık sürenin aralıksız ve davasız geçmesi gerekeceği, önce açılan ve reddedilen davadaki kararın kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık sürenin yeniden başlatılmasının zorunlu olduğu-
Bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak oluşturacağı; bozma ilamına uyulmakla bozma ilamında açıklanan dava konusu parsellerle ilgili fen bilirkişisi raporundaki belirlemeler dikkate alınarak hüküm kurulması gerekeceği-