Tapuda kayıtlı olmayan nizalı taşınmaz hakkında, Mahkemece hükümde "yolun iptaline" denilerek mevcut olmayan bir tapu kaydının iptaline karar verilemeyeceği-
Uyuşmazlık konusu elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazın, hangi miras bırakandan davacıya devredildiği ve devir şekli (taksim, bağış, satış v.s.) üzerinde durulması gerekecek olup, eğer, dava konusu taşınmazların davacının murisinden intikal ettiğinin kabulü halinde, davalının mirasçılık sıfatı olmayan 3. kişi konumunda olacağı, davacı da tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği-
Resmi memur önünde yapılmayan harici satış senedine değer verilemeyeceği ve buna dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulamayacağı-
Dava dilekçesinde tarafın yanlış ya da eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişiklik talebini kabul edebileceği-
Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebileceği; ancak olayda, taraflarca yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmediği halde ve mahkemece de bu yönde bir ara kararı alınmadığı halde belirtilen yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenmeden hüküm kurulmaması gerekeceği-
Taşlık nitelikli bir taşınmazın imar - ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılabileceği, bunun için bu yerin imar ve ihyasının yoğun emek ve para harcanarak tamamlanması zorunlu olup, imar - ihya tamamlandıktan sonra zilyetlik süresinin aralıksız, davasız en az yirmi yıl süreli olması gerekeceği-
Sadece mirasçılar arasında açılıp yürüyen iptal ve tescil davalarında TMK.nun 702/2. fıkrasındaki genel kural sayılan oybirliği ilkesinin uygulanmayacağı, bu tür davalarda, sadece davayı açan mirasçının miras payı oranında iptal ve tescile karar verileceği kabul edilse de, sadece kendi adlarına iptal ve tescil isteğinde bulunan davacıların terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri olmadığı-
TMK.'nun 713.maddesi uyarınca açılan tescil davasında; davalı köy tüzel kişiliği dava konusu yerin 100 yılı aşkın bir süreden beri köylüler tarafından kadim yol olarak kullanıldığını açıkladığı, kamu düzeni ağırlıklı olan bu tür davaların niteliği gözönünde bulundurularak dava konusu ve tescili istenen yolun kadim yol niteliğinde bulunup bulunmadığı, genel harman yerleri içerisinde sayılan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar, ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olup, bu hava fotoğraflarının dava tarihinden önceki kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekeceği-
Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde de belirtildiği gibi hukuki niteliği yanında maddi olaylardan sayılan zilyetliğin, tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-
