Asıl dava ile birleşen Konya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyası ve davacısının ... olduğu birleşen Konya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyası yönünden davacıların davasının reddine karar verilmiş, hükmün asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı ... vekili ve birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle eksik harca ilişkin usulü işlemlerin tamamlanması ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ve tasarrufun iptali şartlarının her bir dava hakkında oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık sebebiyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde değerlendirme ve işlem yapılmak ve kazanılmış haklara halel gelmemek suretiyle değerlendirmek üzere mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
Murisin en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde, mirasın ikinci derecedeki mirasçılara geçmeyeceği, terekenin tasfiye olunacağı, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verileceği- Mirasın reddi talebi olmadığı gibi, murisin tüm mirasçıları mirası red de etmediğinden, borçlunun tek mirasçısı huzuru ile tasarrufun iptali davasına devam edilerek karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında İİK. 281/II uyarınca, hakimin, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebildiği- Teminatın lüzum ve miktarının mahkemece takdir ve tayin olunduğu- İhtiyati haciz için davaya ilişkin tüm koşulların gerçekleşmesinin beklenmesi dava ile elde edilecek sonuçların alınamamasına yol açabileceğinden, ihtiyati haciz için bir davanın esastan hallini gerektirecek ölçüde kanıt ve belge aranmadığı-
Yargıtay denetiminin ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabileceği, somut olayda; mahkemece ........ tarihli duruşmada; davacının ihtiyati haciz taleplerinin dosya kapsamına göre yerinde görülmemesi nedeniyle reddine karar verildiği ve bu konuda ........... tarihli ara karar başlıklı evrakta gerekçeli karar yazıldığı belirtilmiş ise de; ........... tarihli ara karar başlıklı evrakta gerekçeli karar yazılmadığının anlaşıldığı, o halde ihtiyati haciz talebinin reddine dair gerekçeli mahkeme kararının yazılması, taraf vekillerine tebliği ile usuli işlemler ikmal edilip ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı borçlu tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasında "borçlu olmadığının tespitine" dair verilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, menfi tespit davasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre tasarrufun iptali davasındaki ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Yakın akrabalar arasındaki (borçlunun, kaynının eşine ve kardeşine yaptığı) satışların iptaline karar verilmesi gerektiği- Dava konusu edilen taşınmazda davalı borçlunun murisinden intikal eden 3/16 hissesi olup, yalnızca bu miktar hisseye ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği, borçluya ait olmayan dolayısı ile dava konusu olmayan hissenin de iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu- Dava konusu tasarrufların birden fazla olduğu (borçlu davalının kendisine ait taşınmaz hisselerini farklı kişilere sattığı) durumlarda, her bir tasarruf için ayrı harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilip davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği-
Davanın 6183 sayılı kanunun 24 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu- Tasarrufun iptali davalarının amacının alacaklıların para alacaklarına kavuşmalarını sağlamak olduğu; davanın konusunun tasarruflara konu taşınır ya da taşınmazlar olmadığı, bunlar üzerinde mülkiyet değişikliği gibi bir amaç güdülmediği; bu taşınır ya da taşınmazların cebri icrayla satılması ve alacaklıların alacaklarına kavuşmasının hedeflendiği, yani bu davaların konusunun da para alacakları olduğu, bundan dolayıdır ki İİK'nın 281'inci maddesinde tasarrufun iptali davalarında daha özel bir geçici hukuki koruma tedbiri öngörülmüş olduğu, buna göre mahkemece alacaklının talebi üzerine iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verilebildiği-
Davalı tarafça ihtiyati haczin itirazen kaldırılması talep edilmiş ise de evrak kapsamı, takip tarihi ve tasarruf tarihleri nazara alındığında, İİK. uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yeterli yaklaşık ispat şartlarının somut durumda gerçekleştiği, temlik sözleşmesi uyarınca dava dışı M.Ş. tarafından davalıya çek ile ödeme yapıldığının belirtildiği, ihtiyati haciz için alacağın varlığının kesin delillerle ispatının gerekmediği, bu itibarla mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi yerinde ise de somut talebin özellikleri gereği mahkemece dava dilekçesinde belirtilen dava değeri olarak gösterilen ve harcı yatırılan miktar ile sınırlı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, temlik sözleşmesine konu miktarın tamamı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin yerinde görülmediği-
İİK.’nun ihtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz başlıklı 265/son fıkrası hükmüne göre; ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceğinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu başvuruyu öncelikle inceleyeceğinin ve verdiği kararların da kesin olduğunun belirtildiği, temyize konu kararın da; ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş olup kesin nitelikte olduğu, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği-
Davacı şirketin iflasına dair verilen karar kesinleştiğinden, tasarrufun iptali davasında bakan mahkemece, bir ara kararı ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca iflasın açılması ile vekilin temsil ve vekalet görevi sona ermiş olması karşısında, iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra ve davaya devam edip etmeyeceği netleştirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
