Somut olayda; davanın TBK 19. maddesinden kaynaklı tasarrufun iptali davası olduğu da gözetilerek, dava konusu  taşınmazlar üzerine,  teminat ile konulan ihtiyati haczin dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun olduğu-
"...Tebligat Kanunu'nun 11. madde vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olacağı" hüküm altına alındığı, somut olayda mahkemenin gerekçeli kararının davalılar vekili olan Av. .............'a 13.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen istinaf dilekçesinin iki haftalık süre geçtikten sonra 29.11.2019 tarihinde verilmiş olmasına göre istinaf dilekçesinin süresinde olmadığının anlaşıldığı-
Dava konusu tasarrufa konu gayrimenkulün tapu kayıtlarına göre dükkan olduğunun, dosyadaki bilgilere göre davalı borçlunun da Samsun Sanayici ve İş Adamları Derneğinde meclis üyesi olduğunun, dava konusu gayrımenkulün de 19 Mayıs Sanayi Sitesi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı, mahkemece, dava konusu gayrımenkulü satın alan 4. kişi davalı ................. yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmişse de; dava konusu gayrımenkulün niteliği dikkate alınarak İİK 280/3 hükmü irdelenmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalı 3. kişi yönünden ticari işletme devrinin kabul edilmesi halinde, dava konusu gayrımenkulün davalı 3. kişi elinden çıkması sebebi ile elinden çıkarttığı tasarruf tarihi itibari ile tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği- Mahkemece ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek karar verilmişse de; Dairemizce bu yönden denetim yapılamadığından; ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin tespit edilmesi, ödeme emri tebliğ edilmişse ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek dosyanın diğer hususlar yönünden incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığı-
Dava konusu taşınmazın rayiç değeri 410.000,00 TL olarak belirlendiğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 278/III-2 madde gereğince iptalinden söz etmek mümkün olmadığı, davalı borçlu ile 3.kişi .........'in petrol sektöründe çalıştığı, bu konuda faaliyet gösteren şirketlerde ortak oldukları tartışmasız olmakla birlikte davacı tarafından davalıların ve ortak oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı, ortakları arasında akrabalık, yakınlık, arkadaşlık bağı olduğu ispatlanamadığından ve Konya gibi bir büyükşehirde farklı semtlerde faaliyet gösteren davalıların birbirinin ekonomik durumu ve amaçlarını bildiği de kabul edilemeyeceğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 280/1 maddesi gereğince iptali de söz konusu olamayacağı, taşınmazın ipotekle satılması ipotek borcunun alan kişiye geçirilmesi dışında mal kaçırma kastının varlığı için yeterli olmadığı- Davalı borçlu ile 3.kişi davalı arasındaki dava konusu tasarruf yönünden aleyhlerine açılan dava esastan reddedildiğinden ve dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan tasarruf değeri üzerinden adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı- Vekalet ücretinin bölge adliye mahkemesince davalı lehine düzeltilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı-
Tüm  dosya  kapsamında  bulunan delil ve  belgeler  birlikte  değerlendirildiğinde ihtiyati haciz şartları oluştuğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin  kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına,  davanın TBK 19. maddesinden kaynaklı tasarrufun iptali davası olduğu da gözetilerek, dava konusu taşınmazın borçlu M. tarafından diğer davalı M.'ye satılan 1/4 hissesi üzerine, mahkemesince ilerde arttırılıp eksiltmek üzere dava değeri üzerinden belirlenecek teminat ile  ihtiyati haciz konulmasına karar  verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Türk Borçlar Kanunun 19. maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkin davada, davacının, davalı S. E.'den alacağının ve alacak miktarının belli olmadığı, yargılamayı gerektirdiği, İİK'nun 257. vd. maddelerinde belirtilen ihtiyati haciz  şartlarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince itirazın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece borçlu adına kayıtlı ve davacı tarafından haciz konulan dört taşınmazın kıymet takdirinin yapılması, üzerindeki haciz miktarlarının ilgili icra müdürlüklerinden sorulması, yine mirasçılar adına kayıtlı ve davacı tarafından haciz konulan yukarıda plakaları belirtilen araçların trafik kayıtlarının istenerek üzerinde başka hacizler var ise anılan hacizlerde gözetilerek kıymet takdirlerinin yapılması dolayısıyla borçlunun aciz halinde olup olmadığının belirlenerek aciz halinde olmadığı takdirde şimdiki gibi davanın önkoşul yokluğundan reddine; aksi takdirde yani aciz halinin kabulü durumunda da diğer önkoşullarda incelenerek dava konusu tasarrufların İİK'nun 278, 279 ve 280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Duruşma gününü bildirir davetiyenin borçlu tarafından bizzat teslim alındığı adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığından, "tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Bozma kararına uymuş olan mahkemenin, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği- Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatif tarafından davalı 3.kişiye yapılan ferdileştirmeye ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken kararda yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlu kooperatif ile 3. kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakla yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken davalıların  müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği-
Haciz tutanağındaki haciz mahkeme ilamı ile kaldırılmış olup sözü edilen haciz tutanağı İİK’nun 105. maddesi gereğince aciz belgesi niteliğinde olmadığı gibi, davalı borçlu şirket adresinde yapılmış başka bir haciz de bulunmadığından borçlunun aciz hali ispatlanamadığından tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-