Takipte kesinleşen miktar toplam 39.325,49 TL, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ise; 51.094,74 TL olup, temyize konu edilen bu miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında olduğundan, "temyiz isteminin reddine" ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Davacının alacağın tamamının ödenmiş olması halinde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-SGK kayıtlarından davalı 3. kişinin  daha önce davalı borçlunun yanında çalıştığı, buna göre İİK 280/1 maddesi gereğince, davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun mali durumu ile alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu, davacının davayı açmakta haklı olmakla, yargılama giderlerinden davalıların sorumlu tutulmasının doğru olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince eksik ödenen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra, davalılar vekiline tebliğ edilmiş ve temyiz harç ve giderleri, davalılar vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamış olduğundan temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın uygun olduğu-
TBK 19'a dayalı muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacının davalıların borçluların durumunu bildikleri ve bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun (İİK'nın 280/1) somut delillerle ispatlamamış olduğu-  Tasarrufun iptali davasında, davalı üçüncü kişiler arasında da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve iptali istenilen taşınmazların toplam değeri alacak miktarından fazla olduğundan, takip konusu alacak miktarı üzerinden vekalet ücretinin nisbi olarak hesaplanarak, iptali istenilen taşınmazların satış tarihindeki değerlerine göre oranlamak sureti ile her bir davalının alacağı vekalet ücretinin tereddüt oluşturmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı-
Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar. Tasarrufun iptali davaları HMK’nın 103.maddesinde sayılan ve adli tatilde görülmesi gereken işlerden değildir. Somut olayda, mahkemece 10/05/2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin hazır olmadığı, mazeret dilekçesi de sunmadığı anlaşılmakla dosyanın HMK'nin 150.maddesi uyarınca dava yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, dava dosyasının işlemden kaldırıldığı günden itibaren davanın yenilenmesi için kanunca davacıya tanınan 3 aylık süre 10/08/2022 günü sona ereceğinden bu tarihin adli tatil içine isabet etmesi nedeni ile HMK 104. maddesi uyarınca sürenin adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılması gerekecektir.
Tasarrufun iptali ile dava konusu taşınmazın değerine göre üçüncü kişinin tazminatla mahkum edilmesi talebine dayalı uyuşmazlıkta, taşınmazın değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, keşif gider avansının usulüne uygun kalem kalem yazılarak belirlenmek suretiyle verilen kesin süre içinde yatırılmadığından, keşif deliline dayanılamayacağı- Deliller toplanmadan (keşif ve bilirkişi tetkikatı yapılmaksızın) dava değerinin belirlenmesi ve infazı kabil bir hüküm tesisinin kurulmasının mümkün olmaması nedeniyle tasarrufun iptali davanın reddedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı-
Davacı tarafça davalı şirketin, davalı-borçlun nam-ı müstearı olduğu gerekçesiyle şirketin tüm mal varlığı ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasının talep edildiği, ilk derece mahkemesince davacının talebinin reddedildiği, davacının mevcut delil durumuna göre İİK 258/1 maddesi gereği ihtiyati haciz sebepleri ve davalılar arasındaki tasarrufi işlemlere ilişkin yeterli delil sunmadığı, yaklaşık ispat koşulunu bu aşamada sağlayamadığı, bu sebeple mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararının yerinde olduğu-
Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesi gerektiği, davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde "konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekeceği-