Türkiye ile Fransa arasında «karşılıklılık» bulunduğundan depo kararına (emrine) uymayan borçlu-davalı hakkında iflas kararı verilebileceği—
İflas davalarında harç ve vekalet ücretinin maktu olduğu—
Hukukumuzda iflâs yoluyla takibin kural olarak tacirlere hasredilmiş olduğu, borçlunun iflâsa tabi olup olmadığı hususunun, bu yönden bir itiraz olmasa dahi mahkemece doğrudan doğruya araştırılacağı–
Cevap dilekçesinde «takip konusu borcu ödediğini» savunan ancak yargılama sırasında bunu isbat edemeyen davalı-borçlunun iflasına karar verilmesi gerekeceği—
«Depo emri»nin tebliğinden sonra, istekleri üzerine taraflara anlaşmaları için mehil verilmesi halinde, mahkemece vekilin bitiminden sonra yeniden «depo emri» verilmeden önceki «depo emri» üzerine iflâs kararı verilemeyeceği—
İflas takibinin itirazsız kesinleşmesinden sonra yapılan ilan üzerine diğer alacaklıların davaya müdahale veya itiraz ederek «iflas davasının muvazaalı olduğunu», «davalının iflasını gerektiren bir durum bulunmadığını» belirtmeleri halinde mahkemece bu hususun -tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak- araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği—
Bir mahkemece, «bulunulan yerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi hudutlarına girmiş olması nedeniyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun .... tarih ve sayılı kararı uyarınca, dosyanın İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine» karar verilmiş olması halinde, bu kararın «devir kararı» olduğu «yetkisizlik kararı» niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle HUMK. 193’deki (şimdi; HMK. 20'deki) on günlük (şimdi; iki haftalık) sürenin bu durumda uygulanamayacağı—
Mahkemece «itirazın kaldırılması ve iflasa karar verilmesi» davasında, tarafların beyanları alınıp «Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına» karar verildikten sonra, lehine bozma kararı verilmiş olan taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuş alacağından, mahkemece daha sonra uyma yönünde verilen karardan dönülerek, önceki kararda direnilemeyeceği—