Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında belirtilen hususlar tek tek tespit edilmediğinden dosyadaki mevcut bilgilerle karar verilmesi eksik araştırmaya dayalı olmakla birlikte, ........... Turizm Lokantacılık Ltd. Şti.’nin tüm ticari defter ve kayıtlarının incelenerek murisin varsa hissesi ile hissesine düşen aktif ve pasifin belirlenmesi gerekeceği- 4721 sayılı TMK’nın 610. maddesine dayalı olarak şirket hisselerinin veya malvarlığının mirasçılar tarafından tasarruf edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla alanında uzman bilirkişiler tarafından bilirkişi incelemesinin yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu verilen kararın doğru olmadığı-
Ara kararı uyarınca bilirkişiye BA ve BS formlarını inceleme yetkisi verildiği halde bilirkişi raporlarında bu husus üzerinde durmamasının hatalı olduğu- Sevk irsaliyelerinde teslim alan kişilerin davalı şirket çalışanları olmadığı kabul edilmişse de, önceden davacı tarafından düzenlenen dava konusu olmayan faturaların sevk irsaliyelerinde aynı isim ve imzanın bulunduğu ve irsaliyeye konu faturalardaki malların bedelinin de davalı tarafından ödendiği gözetildiğinde artık bu kişinin davalı çalışanı olduğunun kabulü ile dava konusu fatura ve sevk irsaliyelerindeki malın teslim alınmadığın davalının ispat etmesi gerektiği- Davacı ve davalının kayıtlı bulunduğu Vergi Dairesine yazı yazılarak davaya konu faturaların BA ve BS formlarının bulunup bulunmadığı sorularak, gelen yazı cevabı yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek icra takip tarihi itibariyle tarafların alacak ve borç durumlarının tespit edilmesi gerektiği-
Davacı şirketler tarafından davalı muhasebeciye hataen yapılan ödemenin tahsili istemi-
Davacı tarafından yürütülen davalı şirketin mali müşavirlik/muhasebe işlemlerinden kaynaklı alacağın tahsili istemi-
İlk derece mahkemesince imza incelemesine ilişkin aldırılan ilk rapor ile Bölge Adliye Mahkemesince aldırılan son rapor arasındaki çelişki tam olarak giderilmeden istinaf incelemesi yapıldığı, bunun yanında Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporların ise kesin kanaat bildirmediğinden diğer iki rapor arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette olmadığı, bu nedenle değerlendirmeye tabi tutulamayacağı, o halde, ilk derece mahkemesince aldırılan ilk rapordaki tespit borçlu lehine, Bölge Adliye Mahkemesince aldırılan son rapordaki tespit ise alacaklı lehine olup, çelişkinin giderilmesi için grafoloji alanında uzman üç kişilik ehil bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmaz 1995 yılında çapa bağlanmış olup davalı- karşı davacı tarafından da davacıya ait olduğunun bilindiği, davacı- karşı davalının taşmayı öğrendikten itibaren 15 gün içinde bu hususa itiraz etmemesinin davalının iyiniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, dosyada yer alan bilirkişi raporlarına göre tecavüzlü yapının iki katlı depo olduğu belirlendiğinden yıkılması fahiş zarar oluşturacak esaslı yapı niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, taşkın yapı değerinin arzın değerinden fazla olduğuna işaret edilmeksizin mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak temliken tescil isteminin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece mahallinde keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişiye ifraz ve tevhidi gösterir şekilde denetime elverişli bir kroki düzenlettirilmesi; akabinde düzenlenen ifraz krokisinin ilgili belediyeye sunularak ifraz ve tevhidin mümkün olup olmadığı hususunda belediye encümeninden bir karar alınması ve daha sonra oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın ifrazı hususunda onay makamından sorulmadan ifraz kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Somut olayda direnme kararının verildiği tarihte, HMK’ nın 266. maddesinin son cümlesi olan "hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyeceğine" ilişkin hüküm yürürlükte değil ise de; mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceğine ilişkin hükümden de anlaşılacağı üzere konusunda uzman olmayan bilirkişilerden rapor alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Mahkemece, bankacılık konusunda uzman bilirkişiden/bilirkişilerden HMK 273. madde hükmü gereği bilirkişinin görev alanı açık bir şekilde belirlenmek suretiyle, banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılarak Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği-
Direnme kararının verildiği tarihte HMK’nın 266. maddesi gereğince hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyeceğine ilişkin hüküm yürürlükte değil ise de; konusunda uzman olmayan bilirkişilerden rapor alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece hukukçu (avukat) bilirkişilerin hazırlamış oldukları bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu-  Bankacılık konusunda uzman bilirkişiden -bilirkişinin görev alanı açık bir şekilde belirlenmek suretiyle- banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılarak denetimine elverişli rapor alınması gerektiği-
Sağlığa zarar verdiği iddiası dışında baz istasyonlarının sertifikada belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olarak kurulmadığı, başlangıçta uygun kurulsa dahi sonradan sertifikadaki limit değer ve güvenlik mesafelerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile kaldırılmasına ilişkin talep ve itirazların ilgili mevzuat gereğince BTK’ya yapılması gerektiği ve bu kurumun uygulamalarına ve kararlarına karşı da idari yargıda dava açılması gerektiği- Baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia ediyorsa, idari yargıda idareye karşı yönetmeliğin iptali davası açması gerektiği- Dava konusu olayda; keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre, dava konusu baz istasyonlarının 05.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu kanun gereğince çıkartılan yönetmelik ile Dünya Sağlık Örgütü çalışmalarına göre aykırılık oluşturmadığı belirlendiğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, “Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği”nin 12. maddesi ve bu yönetmelik gereğince çıkarılan tebliğe göre ölçüm sertifikası bulunan uzman bilirkişiden, davalıya ait baz istasyonunun 21.04.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olup olmadığı ve güvenlik mesafesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığının saptandığı rapor alınarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı-