Mahkemece öncelikle yapılması gereken işin dava konusu taşınmazların çevresinde yol olarak terkin istemiyle açılmış dava/davalar olup olmadığını tespit etmek ve açılmış dava/davalar var ise ve açılan dava/davalar sonucunda yol tesis edilmesi halinde davacının taşınmazından bu yollara ulaşmak için alternatif geçit irtifakı tesis edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi olduğu, davacının taşınmazının yakınlarında yol olarak terkini istemli bir davanın olmaması veya bu dava/davaların sonucunda tesis edilecek yolun elverişli güzergah olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılması halinde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek karar tarihine yakın olacak şekilde geçit irtifakı bedelinin belirlenmesi ve bu geçidin ........ ada ........ ve ........ parsel sayılı taşınmazları ikiye bölmek suretiyle ekonomik bütünlüklerini bozduğundan aleyhine geçit tesis edilen taşınmazlarda oluşan değer kaybının karar tarihine yakın bir tarih esas alınmak suretiyle bilirkişiye hesaplatılarak bunun da geçit bedeline eklenerek belirlenecek bedelin davacıya depo ettirilerek bir hüküm kurulması gerekeceği-
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedelin taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmesi gerekeceği, bu bedelin hükümden önce depo ettirilmesi gerekeceği, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişikliklerin meydana gelmiş olabileceği, bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması gerekeceği-
8. HD. 12.04.2021 T. E: 1328, K: 3393-
İdarenin kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgelerin getirtilmesi, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınması gerekeceği- Mahkemece, kısa kararda; ''Davanın kabulüne''; hüküm fıkrasında ise "Davacı vekilinin esence köyü parsel: 1362' de davalı adına kayıtlı arsa vasfında olan 400 m2' lik taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle tapusunun iptaline, müdahalenin men'ine ve kal'e ilişkin davasının, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeni ile davasının kabulüne, davalılar adlarına parsel: 1362'de kayıtlı taşınmazın tapusunun iptaline, dava konusu taşınmazın kıyı kenar içerisinde kalması sebebi ile davalının kıyı kenara müdahalesinin men'ine, taşınmaz üzerinde kal'i gerektiren bina olmayıp boş arsa olduğundan kal'e ilişkin talebin reddine'' şeklinde karar verildiği, görüldüğü üzere; kısa kararla gerekçeli karar arasında aykırılık olmasının bozma nedeni olacağı-
Bilirkişi raporunda sadece bir kısım faturalar üzerinde inceleme yapılmasının hatalı olduğu- Davacının sunduğu tüm faturaların defterinde kayıtlı olup olmadığı (açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması göz önünde bulundurularak), mahcuzlarla faturaların uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi için uzman bilirkişiden rapor alınarak inceleme yapılması gerektiği-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle yıkım isteklerine ilişkin dava- Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yerinde yeniden keşif yapılarak komşuluk hukuku ilkeleri çerçevesinde taraf taşınmazlarının konumu, nitelikleri gözetilmek suretiyle davacının iddiasının değerlendirilmesi, ağaçların ekili mahsule zarar verip vermediğinin araştırılması, davacı bakımından bir zararın varlığının tespiti halinde, ağaçların kesilmesi dışında (örneğin seyrekleştirme, budama gibi…) başkaca önlemlerle zararın giderilip giderilmeyeceğinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, hak ve zarar dengesi de gözetilmek suretiyle adil olanın seçilip, ona hükmedilmesi gerekir.
El atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine-
Savcılık ve mahkeme tarafından aldırılan ilk rapor arasındaki çelişki Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor ile tam olarak giderilmeden ilk derece mahkemesince karar verildiği, çelişkinin giderilmesi için grafoloji alanında uzman üç kişilik ehil bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Katılma alacağı hesap edilen tasfiye konusu hesaptaki para yönünden paranın tasfiye tarihi itibariyle değeri belirlenmeksizin, mal rejimi sona erdiğinde mevcut para değeri üzerinden davacının katılma alacağının hesaplanmasının hatalı olduğu, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılarak paranın tasfiye tarihi (bozma ile güncelliğini yitireceğinden bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle sürüm (rayiç) değeri tespit ettirilip, talep miktarı ve müktesep haklar gözetilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Ecrimisil hesabında taşınmazın ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenmesi gerekeceği, o halde, mahkemece, alanında uzman bilirkişilerden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile, emsal araştırması yapılmak suretiyle bilimsel verilere uygun, hüküm vermeye ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak hüküm tesis edilmesi gerekeceği- Dava dosyasının incelenmesinden, davacı taraf kira sözleşmesine istinaden yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren ecrimisil talebinde bulunmasına rağmen, mahkeme tarafından dava tarihi ile sözleşmenin sona erdiği tarih arası dönem için hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alındığının anlaşıldığı, bu haliyle mahkeme hükmünün HMK'nin 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu-