Mahkemece, tarafların iddia ve savunması yönünden, kardeş tarafından yatırılıp yatırım hesabına aktarılan ve peyder pey çekilen paralarla kredi ödemelerinin yapılıp yapılmadığı hususunda, banka hesap hareketleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden rapor alarak sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği- Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime ait olup, kadının karşı dava dilekçesinde "mal rejiminin tasfiyesi ile, 01.01.2002 tarihinden sonra ortak kazançla alınan gayrimenkulün değerinin yarısı olan ............. TL katılma alacağının tahsilini" talep ettiği, davalı-karşı davacı vekilinin dilekçeyle "taşınmazın edinme tarihi itibariyle talebin katkı payı alacağı olduğunu açıklayarak, karşı davanın katkı payı alacağı olarak ıslah ettiklerini" beyan ettikleri de görülmekle, Bölge Adliye Mahkemesince bu dilekçenin göz ardı edildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinde "gayrimenkulün ortak kazançla alındığı" belirtildiğine göre, kazançla katkı iddiasının varlığının kabulü gerekeceği, o halde, karşı davanın katkı payı alacağı olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekeceği-
8. HD. 02.06.2021 T. E: 2019/6013, K: 4678-
Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği-
Dava konusu taşınmaz her ne kadar tapuda “bahçeli ev ” vasfında kayıtlı ise de zeminde fiilen yığma muhdesatın bulunmamakta, takip konusu edilen dönemde davalı tarafından otopark işi için kullanıldığı sabit olduğundan, davalının mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gözetildiğinde davacı kayyım tarafından ecrimisil talep edilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında takip konusu dönemden sonraya ait kira sözleşmesi emsal kabul edilerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, bilirkişi tarafından re’sen emsal araştırması yapılıp takip talebinde talep edilen tarihi itibariyle taşınmazın getirebileceği kira parası belirlendikten sonra, müteakip dönem için 12 aylık ortalama ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle dava konusu taşınmazın aylık getirebileceği kira parasının belirlenmesi ve mahkemece bu belirlenen kira bedelinden az olmamak üzere ecrimisil bedeli takdir edilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Hükme esas alının bilirkişi raporunda dava konusu iki taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin 615.844,50 TL olduğunun belirlendiği, dosya içerisindeki borçlu şirketin ticaret sicil bilgilerinden 2015 yılında sermayesini 600.000,00 TL olarak bildirdiği anlaşıldığından, İİK'nun 280/3. maddesi kapsamında davalı üçüncü kişiye yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmaz satış değerleri dikkate alınarak, iptali istenilen satışın borçlu şirketin 2015 yılındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekeceği-
Toplanan delillere ve alacaklının yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmemesine göre, borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak, mahkemece hükme esas alınan raporlarda imzaların borçluya aidiyeti kesin olarak tespit edilemediğinden ve dolayısıyla alacaklının senedi takibe koymada kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu kesin olarak kanıtlanamadığından, tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
Trafik kazası nedeni ile bakiye maluliyet tazminatı istemi-
Mahkemece, uzman bilirkişiler aracılığı ile müdahalenin ne şekilde giderilebileceği ve bunun için yapılması gereken işlemler ile alınması gereken tedbirlerin neler olduğu, bilirkişi rapor ve krokisinde tereddüde neden olmaksızın, ölçüye dayalı olarak açıkça ve infaza elverişli biçimde gösterilmesi gerekeceği- İcra ve İflas Kanunu 30. madde hükmüne aykırı olacak şekilde, taşınmazlardaki toprak kaymasını önlemek için belirlenen tazminatın, davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
İmza itirazına ilişkin uyuşmazlıkta alınan üçüncü rapor kesin kanaat bildirmediğinden ve ilk iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermediği gibi kendi içerisinde de çelişkili ifadeler içerdiğinden hüküm kurmaya elverişli olmayan bu rapora dayalı olarak sonuca gidilemeyeceği- Herhangi bir belgedeki imza ve yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması, sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesinin şart olduğu-
Fidelerde meydana gelen hastalığın neden kaynaklandığı, sorumluluğun taraflardan hangisinde olduğu ve oluşan zarar konusunda dosyada bulunan bilirkişi raporları da değerlendirilerek ve aralarındaki çelişki de giderilerek karar verilmesi gerektiği-