Bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazda tespit edilen eksik ve ayıplı işler bedelinin 7.200 TL olduğu yine ortak alandaki eksik ve ayıplı işlerden davacının arsa payına isabet eden miktarın 3.862,64 TL olduğu belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda belirtilen ve mahkemece “gizli ayıp” olarak kabul edilen imalatlar ile ilgili olarak; bu ayıpların “açık” yada “gizli” olup olmadığı ve “gizli ayıp” olarak nitelendirilen ayıplar yönünden kullanım vs durumları dikkate alınarak ne zaman oluştuğu ya da oluşacağı ve bunu tüketicinin ne zaman fark edebileceği ile bağımsız bölümün teslim tarihi de göz önünde bulundurularak, yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği- Gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “hemen ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğinin ispat yükü davacıda olup site yönetiminin veya diğer tüketicilerin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmadığı- Bilirkişi heyetinden “gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatların, “açık” ya da “gizli” ayıplı olup olmadığı ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman fark edebileceği zaman dilimi ile davacının taşınmaz ve ortak alandaki bir kısım ayıp ve eksiklikleri bildiren başvuruları da değerlendirilerek gerekçeli ek rapor alınması gerektiği-
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlarda mirasbırakandan gelen kısımların kabul kapsamına alınan arsa ve bağımsız bölümlere hangi pay oranında yansıdığının denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bağımsız bölümlerin arsa payına isabet eden kısımların yüz ölçümü üzerinden yapılan hesaba göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Tazminata ilişkin hüküm fıkralarında davalıların her birinin sorumlu olduğu kısımların belirtilmemesinin ve çekişmeli 1541 ada 6 parsel sayılı taşınmazda iptal edilen payın hatalı gösterilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece, mahallinde teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak bilirkişilere davacıya ait taşınmazda teknik araçlarla (greyder vb.) çalışma yapılmak suretiyle bitişiğindeki yola çıkış olanağının bulunup bulunmadığı hususu açıklattırılması, gerekirse fotoğrafları da çektirilmek suretiyle keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki düzelttirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, mahkemece bu yönler araştırılmadan ve davalıya ait taşınmazın bütünlüğü bozulmadan yola ulaşımın sağlanmasının mümkün olup olmadığı araştırılarak en uygun alternatiften geçit hakkı kurulması gerekirken belirtilen hususlar gözetilmeden davalılara ait taşınmazları ikiye bölerek ekonomik kullanım bütünlüğü bozulacak şekilde ve davacıya ait parselin mutlak geçit ihtiyacı içinde olup olmadığı kesin olarak saptanmadan geçit hakkı tesisine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, dava konusu gayrımenkulün davalının elden çıkardığı tarihte doğmuş vergi borcunun da tespiti yapılarak, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan vergi aslı ve fer'ileri üzerinden iptal kararı verilmesi gerekirken, uzman bilirkişiden rapor alınmaksızın ve tasarruf tarihindeki vergi borcu belirlenmeksizin dava konusu gayrımenkulün değerini aşmamak üzere davacının alacak ve fer'ileri toplamı ile sınırlı olmak üzere tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı-
İtiraz Hakem Heyeti'nce; davacının ibraname-feragat tarihinden önceki ve sonraki eksik tüm tedavi evraklarının dosyaya teminin sağlanması, davalı sigorta şirketinden hasar dosyasının getirtilmesi ve dosyada bulunmayan davacının %8 oranındaki maluliyetini belirleyen raporunun da temin edilmesi, davacının dosyaya sunduğu %14 oranındaki maluliyet raporu ile karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, İbraname-feragat tarihi olan 2018 ile eldeki başvuru 2020 yılları arasındaki süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ATK İhtisas Kurulu'ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan nispi vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken, nispi tam vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının alacağı çekten kaynaklanmakta olup, tasarrufun çekin düzenlenme tarihinden önce gerçekleştiğinin görüldüğü, mahkemece, ticari hayatta çekin vadeli ödeme aracı olarak kullanıldığı da dikkate alınarak, davacının ticari defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak, çekin hangi borç ilişkisi için verildiği tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalı üçüncü kişi borçlu şirketten işyeri niteliğinde iki taşınmaz satın aldığından, İİK 280/3 kapsamında yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması adına uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmazlarının satış tarihlerindeki gerçek değerleri dikkate alınarak, satışın borçlu şirketin bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi, birleşen davalar ise haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemi- Davacının yargılamanın devamı sırasında hizmetli kadrosunda göreve başladığı gözetilerek maluliyet oranında azalma olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi için yeniden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği-
Davacının medula ekranına sehven yanlış evrak kaydı yapıp yapmadığının anlaşılabilmesi için mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmeler ve ilgili mevzuatta uzman hastane yöneticisi ve faturalandırılan tedavi hizmetlerinde uzman doktorlardan oluşan bir bilirkişi heyetinden; davacı hastane tarafından cezai işleme konu tedavi hizmetlerinin yapılıp yapılmadığı, bu hizmetlerin kuruma faturalandırılıp faturalandırılamayacağı, Kurumca ödemelerin yapılabilmesi için bu hizmetlere ilişkin hastanece düzenlenmesi gereken evrakların tam olup olmadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde değerlendirildiği; ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken, itiraza uğramış, eksik inceleme yapan bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Mahkemece; eksik harç tamamlatıldıktan sonra, taraflar arasındaki sözleşmeler ve ilgili mevzuatta uzman hastane yöneticisi ve kesintilerin yapıldığı branşlarda uzman doktorlardan oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden; her hasta hakkında, ayrı ayrı gerekçeleri belirtilerek, kesintilerin yerinde olup olmadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde değerlendirildiği; ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak hüküm kurulması gerekeceği-
