Taşınmazın, en son noktada el değiştirmesi sonucunu doğuran ve ortaklığın giderilmesi, paydaşlığın giderilmesi veya izale-i şuyu davası olarak nitelendirilen davalarda mülga 1086 sayılı HUMK’nın 8. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesi nin görevli olduğu- Birbirine benzerlik bulunan bu davalardan "ortaklığın giderilmesi" davalarında görevli mahkemeyi belirleyen kanun koyucu, "paydaşlıktan çıkarma" davalarında görev konusunda bir düzenleme getirmemişse de, uyuşmazlığın çözümü için izlenecek yol ve yapılacak araştırma, hakkın ve taşınmazın paylaştırılması ve satış aşamaları açısından benzerlikler taşımakta olduğuna göre, daha kapsamlı olan ortaklığın giderilmesi davalarında görevli olan "sulh hukuk mahkemesi"nin, daha dar kapsamlı olan "paydaşın ortaklıktan çıkarılması" davasında da görevli olması gerektiği-
Sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının bu alacağın varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikteki delillerle ispatlaması gerektiği- Davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığı değil, alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiği noktasında ise, ispat külfetinin davacıya yüklenmesi gerektiği- Borçluya ait mahcuz satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itirazın, alacağın esas ve miktarına ya da bununla birlikte sıraya yönelikse dava yoluyla genel mahkemede (İİK’nın m.142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla icra mahkemesinde (İİK’nın m. 142/son) ileri sürülmesi gerektiği- Görev hususu açıkça temyize gelmese de, bu hususun temyiz mahkemesince re'sen gözetileceği-  Davacı tarafın müvekkili alacağının kamu alacağı olduğu ve haczinin de davalı Vergi Dairesi haczinden önce olduğuna yönelik isteminin takip hukuku kurallarının yanlış uygulanmasına yönelik olduğu, davalı Vergi Dairesi alacağının hiç ya da gösterilen miktarda bulunmadığına yönelik olmadığı ve icra mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, bu taşınmazla ilgili davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkemenin HMK. mad. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğu- Görev hususu, açıkça temyize gelmese de, bu hususun, temyiz mahkemesince re'sen gözetilmesi gerektiği-  Davalılardan banka tacir ise de, davacı ile davalılar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, uyuşmazlık davalılardan .. ile dava dışı borçlu arasında düzenlenen bononun muvazaalı olup olmadığı ve davalılardan banka ile dava dışı borçlu arasında düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklanan ipotekli alacağın miktarının belirlenmesi isteminden kaynaklandığından, mahkemece, davanın "nispi ticari dava olmadığı" ve dava tarihi itibariyle asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek; HMK. mad. 114/1-c ve 115/2 uyarınca, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- Sıra cetveline yönelik şikayetlerde icra mahkemesinin, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği- Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında, davanın kabulü halinde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi, sıranın değiştirilmesine ya da iptaline ya da sıra cetvelinin iptaline karar verilmemesi gerektiği- Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hükmün, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğuracağı ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulması gerektiği-
6183 sayılı Yasa uyarınca yapılan taşınmaz ihalesinin feshine yönelik şikayeti inceleme görevi taşınmazın bulunduğu yer icra mahkemesine ait olup, mahkemece şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı mevduat sahibinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu-
FSEK kapsamında maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin davanın, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Banka tarafından haksız olarak tahsil edilen dosya masrafı alacağının iadesine ilişkin davada, davacı tarafından davalı bankadan çekilen kredilerin niteliğinin ticari olup olmadığı belirlenip eğer çekilen krediler arasında ticari kredi söz konusu ise ticari krediler yönünden Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığının dikkate alınacağı-
Suya müdahalenin önlenmesi istemine ilişkin davanın değerine göre görevli mahkeme saptandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği-
OHAL tazminatının ödenmesi istemine ilişkin dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 s. Kanun gereğince, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı ve bu nedenle, davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu-
Off shore'dan kaynaklanan davada, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle "tüketici", dava konusu bankacılık işleminin de "tüketici işlemi" sayıldığı, ve davaya tüketici mahkemesinin bakmakla görevli olduğu-