Davacının davalı bankadan hileli işlemlerle oluşturduğu zararın giderilmesi amacıyla açtığı davanın bankacılık işleminden kaynaklandığından Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu-
Kadın dava dilekçesinde erkeğin kendisini hırsızlıkla itham ettiği vakıalarına dayanmamış olup, kadın tarafından iki haftalık yasal süreden sonra verilen cevaba cevap dilekçesinde dayanılan vakıalar da usulüne uygun ileri sürülmediğinden dikkate alınamayacağı- Toplanan delillerden davacı-davalı kadının da eşine ait iş yerinin kasasından izinsiz para almak suretiyle eşinin güvenini sarstığı anlaşıldığından davalı-davacı erkeğin de dava açmakta haklı olduğu- Davalı-davacı erkeğin, karşı dava dilekçesinde boşanma talebinin yanı sıra davacı-davalı kadının kendisinden aldığı paranın da iadesini talep ettiği ve bu talebine dair nispi peşin harcı yatırdığı bilinerek, davalı-karşı davacının bu talebinin genel hükümlere tabi olduğu; erkeğin alacak talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği-
Belediye meclis kararına göre ödeneceği belirtilen ortak kullanım alanı ile bağımsız bölüme ilişkin yapı bedelinin ödenmediğini ileri sürerek açtığı davada, davacının talebi özel hukuk hükümlerine göre yapılan işlem neticesinde ödenmeyen bedele ilişkin olduğundan görevli mahkemenin adli yargı olduğu-
Davalı ve davacı tacir olup trafik kazasından oluşan hasarın tahsili için açılan icra takibine yönelik itirazın iptali için açılan davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği- Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği-
Trafik kazası nedeniyle oluşan araç hasar bedeli istemine ilişkin davada, taraflar tacir olup her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren haksız fiilden kaynaklanan davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Temyiz yoluna başvuru harcının yatırılmayan ve dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği tespit edilen fer'i müdahilin temyiz isteminin reddi gerektiği- Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden tüketici konumundaki davacı tarafından açılan off shore hesaba yatırılan paranın istirdadı istemine ilişkin davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu-
Evlilik birliği içinde doğan, boşanma ilamıyla velayeti anaya verilen çocuğun, evlilik birliği içinde doğumla kazandığı soyadının davacı ananın soyadı ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı, bu istemin hukuki bir dayanağı olmadığı gibi soyadı değişikliğinin çocuğun evlilik içinde doğmakla kazandığı meşru statüye ve onun yüksek menfaatlerine zarar vereceği gerçeği karşısında, bu tür davalara bakmakla görevli Aile Mahkemesince bu yönde açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 15.01.2007 tarihinde kadastro tespitlerinin yapıldığı, çalışmaların 07.04.2007 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden 17.10.1997 tarihinde açılan ve tescil istemine ilişkin davanın kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğunun kabulü ile Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu-
Mal rejiminin boşanma dava tarihi itibariyle sona erdiği; mahkemece, talebin bu kısmının aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlık olarak nitelendirilip esastan kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu; talebin, genel hükümlere dayalı olarak alacak niteliğinde olup, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bulunmadığından, anılan istek bakımından 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca Aile Mahkemesinin görevli bulunmadığı-
Davacının, davalı şirkete ait gemide gemi adamı olarak çalıştığını iddia ederek davalıdan alacağının tahsili için iş bu davayı açtığından, geminin yabancı bayrak taşıdığından D. İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayıp, davacının talebi hakkında uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümleneceği anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği-