Satın almak suretiyle iktisap ettiği taşınmaza ihtiyacı olduğundan bahisle 6570 s. K. mad. 7/d uyarınca tahliye isteminde bulunan davacının "davalı ile taşınmazı satın aldığı kişi arasında kira akdi bulunmadığı’’ şeklindeki beyanının ıslah sayılmayacağı-
Davacının dava dilekçesinde yalnızca "geçici maluliyete" ilişkin talebinin bulunduğu, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde bulunmayan beden gücü kaybı sebebiyle istenen maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin kabul edilemeyeceği- Trafik kazası sonucu "cismani zarara" uğradığını belirtip maddi tazminat isteminde bulunan davacı, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat miktarını beden gücü kaybından kaynaklanan zararını da eklemek suretiyle arttırdığından ve cismani zarara ilişkin belirleme, geçici iş gücü kaybı zararı yanında, beden gücü kaybı zararını da kapsadığından, beden gücü kaybına ilişkin zararla ilgili olarak da işin esasının incelenmesi gerektiği-
Yerleşik içtihatları uyarınca, Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra ıslahın yapılamayacağı kabul edilse de yeni kanun değişikliğinde -28.07.2020 tarihli HMK değişikliğinden sonra- Yargıtayın bozma kararından sonra ıslah yapılabileceğinin açıkça hüküm altına alındığı- Somut olayda mahkemece İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince her ne sebeple olursa olsun yerel mahkeme kararının Yargıtayca bozulmasından sonra ıslah yapılması mümkün bulunmadığından bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı anlaşıldığından davacının 06.04.2018 tarihli ıslahı hiç yapılmamış kabul edilerek hüküm kurulsa da davanın ıslah edilmiş olduğu hususu gözetilerek ve kanun değişikliği çerçevesinde ıslah edilen kısım yönünden de konu tartışılıp , değerlendirme yapılıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği- Davalı ile hastane tacir olup, bir taraf için ticari olan iş diğer taraf içinde ticari sayılacağından davacının alacağını avans faizi ile tahsilini isteyebileceği-
Kira bedelinin tespiti davalarında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamayacağı ve saklı tutulan bu hakla ilgili olarak ıslah talebinde bulunulamayacağı-
Maddi tazminat ile manevi tazminat davasının birlikte açılması halinde manevi tazminat açısından ayrı bir dava varmış gibi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği-
HUMK döneminde dava dilekçesinde davacının talep ettiği alacak miktarını göstermeden sadece davanın harca esas değerini göstererek açtığı davada, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu, ıslah dilekçesi nitelendirmesiyle verdiği dilekçede talep ettiği alacak miktarını açıklayıp, bu miktara ilişkin nispi peşin harcı da tamamladığı, davacının bu talebi ıslahla talep miktarının arttırılması niteliğinde olmayıp, talep ettiği alacak miktarının açıklanması niteliğinde olduğu; bu nedenle dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulup tutulmamasının hukuki öneminin bulunmadığı, "talebin açıklanması" niteliğindeki işlemin hukuken geçerli olduğu halde mahkemece işlemin "ıslah" kabul edilerek hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu-
Islah ile dava değeri artırılmış ise bu durumda ıslah, bir taraf usul işlemi olduğundan nisbi harcın yatırılması gerekeceği, eğer harç yatırılmamış ise Harçlar Kanunu 32. maddesi uyarınca müteakip işlemlerin yapılamayacağı- Davalı zamanaşımı savunması yapmadığı sürece, o hak ve alacak için zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, hakimin bunu kendiliğinden gözetemeyeceği; davayı sürdürmek ve alacağı hüküm altına almak zorunda olduğu-
Davacının imzası bulunmayan bordrolarda belirtilen fazla çalışma ücreti tahakkuk miktarlarının "banka kanalıyla davacıya ödendiği" davalı işveren tarafından ispatlandığından, ödenen miktarların, fazla çalışma ücreti alacağı tutarından mahsup edilmesi gerektiği- "Kısmi dava" olarak açılan davanın, ıslah dilekçesi ile "belirsiz alacak davası" olarak değiştirilemeyeceği- Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları "ücret" niteliği taşıdığından, bu alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faiz oranın uygulanması gerektiği- Islah dilekçesinde talep edilen "yasal faiz" ifadesinin 3095 s. K. m. 1'de düzenlenen yasal faiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu ifadenin "yasadan kaynaklı faiz" olarak geniş yorumlanamayacağı- Davacı vekili dava dilekçesinde talep edilen alacaklara ilişkin mevduat faiz talep etmişken, ıslah dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunarak ıslah edilen alacaklar bakımından faiz türüne ilişkin talebini değiştirme iradesini ortaya koymuş olup taleple bağlılık ilkesi uyarınca, ıslah dilekçesiyle artırılan miktarlar için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması, ancak, (4857 s. İş K. m. 34) gereğince ödenmeyen ücret alacaklarına mevduata uygulanan en yüksek faiz oranın uygulanacağı hüküm altına alındığından, hükmolunan yasal faiz oranının en yüksek mevduat faiz oranını da aşmaması gerektiği- Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine dair ıslah dilekçesiyle artırılan miktarlar için ıslah tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiz oranını aşmamak kaydıyla yasal faize hükmedilmesi gerektiği- "Davacı tarafın, 'kısmi dava' olarak açtığı eldeki davada fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için en yüksek mevduat faizinin uygulanmasını talep ettiği, anılan alacakların İş Kanunu hükümleri kapsamında kaldığı, genel kanun niteliğinde olan TBK ve 3095 s. K.’da açıkça özel kanun veya sözleşme ile kararlaştırılmamışsa, yasal faiz uygulanacağının belirtildiği, 3095 s. K. kapsamına TBK ve TTK.'ya göre faiz ödemelerinin alındığı, İş Kanundaki faiz ödemelerinin kapsam dışı olduğu, dava konusu alacakların İş Kanunundan kaynaklandığı ve anılan Kanunla faiz türünün düzenlendiği, bu faizin İş Kanunundan yani yasadan kaynaklandığı, dolayısıyla istenilen alacakların niteliğine göre en yüksek mevduat faiz oranının uygulanması gerektiği, ıslah ile yasal faiz istenilmesinin bu talebi sınırlamadığı, taleple bağlılık ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı" şeklindeki görüşün kabul edilmediği-
Tahkikat aşaması sona erdikten sonra ıslahın yapılamayacağı-
HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, bozma sonrası, maddi ve manevi tazminat-ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilmesine imkân getirildiği-