Davacıların desteği kazaya karışan diğer araçta yolcu olup kazada kusurunun bulunmadığı, kazaya karışan ve kazada kusurları bulunan araçların sigortacılarının ise tüm zarardan müştereken müteselsilen sorumluluklarının bulundğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada %25 kusurlu dahi olsa müşterek ve müteselsil sorumluluk esası gereği tazminatın tamamından sorumlu olduğu, davacılar vekilinin tazminatın tamamını isteyebilecekken %75 kusur oranına göre taleplerini ıslah ettiği, bu durumda yapılan ıslah miktarı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken %25 kusur oranına göre belirlenen miktardan davalının sorumlu olacağı gerekçesi ile karar verilmesinin doğru omadığı-
Islahın konusunu, tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğu- Taraflardan birinin, ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerektiği- Davaya cevap veren ve zamanaşımı savunmasında bulunmayan dava tarafının bu savunmasını ıslah suretiyle sonradan ileri sürebileceği-
Aynı davada, her bir tarafın ıslah yoluna ancak bir kez başvurabildiği - Bu hak bir defa kullanılarak tüketilmişse artık ikinci bir imkan tanınmayacağı-
Duruşmada ıslah için kendisine verilen iki haftalık süre içinde davacı ıslah dilekçesi ile talep miktarını arttırmış olup mahkemece, "HMK m. 181'de öngörülen bir haftalık süre içerisinde ıslah dilekçesi sunulmadığı" gerekçesiyle ıslahın geçersiz kabul edilmesinin hatalı olduğu- HMK m. 181'de öngörülen kesin sürenin duruşmada tutanağa geçirilmek suretiyle yapılan ıslah işleminin tamamlanması için verilmesi gereken bir süre olduğu- Davacı vekili, duruşmada alınan beyanında sözlü olarak ıslah işlemi yapmamış, sadece ıslah işlemini yapmak için süre talep etmiş olduğundan davacının HMK m. 181'deki bir hafta içinde ıslah dilekçesini sunmasına gerek bulunmadığı- Mahkeme kararında yazılı olan süreye riayet eden tarafın hak kaybına uğramaması gerektiği-
İpoteğin fekki ve alacak istemine ilişkin davada; şirket yetkilisi olan gerçek kişi lehine tesis edilen ipoteğin, şirketle yapılan temlikname ve ödemeler kapsamında fek edilmesi gerektiği ile davalılar arasında organik bağ bulunduğu iddia edilmişse de; şirket ile şirket ortağının borç kaynaklarının farklı olduğu, tüm işlemlerin şirket yetkilisi tarafından yürütülmesinin tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli olmadığı ve perdenin aralanması teorisinin şirket borcundan ortağı sorumlu tutmayı amaçladığı, ortağın şahsi borcundan dolayı şirketi sorumlu kılmak için kullanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın onanması gerektiği-
Taraflar arasındaki iptal ve tescil, mümkün olmaması halinde değer artış payı ve katılma alacağı davasında, bozmadan sonra tahkikata devam edilmesi halinde ikinci kez ıslahın mümkün olmadığı-
Davalı işveren tarafından davacının tespit edilen iş göremezlik oranına itiraz edilerek malûliyet oranının tespiti istemiyle açılan dava nedeniyle zamanaşımının kesildiği kabul edilmişse de, eldeki tazminat davasında zamanaşımı süresinin kesildiğinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı- Davalının itirazı üzerine açılan malûliyet oranının tespiti davasının onanarak kesinleştiği tarihte zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil, bedensel zararın niteliği ve unsurları öğrenildiğinden ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği- "29.05.2019 T. 8 /3 s. İBK'da 'kısmi davada ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğinin belirtildiği, bu içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin yol gösterici olduğu, bu karara göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Uygulanan haksız kesinti bedelinin davalıdan tahsili istemi- Hastane ile davalı arasında sağlık hizmeti satım alım sözleşmesi yapıldığı, hizmet bedellerinin davalı Kurum tarafından sözleşme gereği ödendiğini, davacı şirketin Aralık 2017 dönemine ait hak edişlerinden Kurumun %28,3550 oranında ve 180.023,79 TL kesinti uygulaması yaptığı, kesintinin haksız olduğunu belirterek açılan davada bilirkişi heyet raporu, dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonrasında davacının davasının kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu-
Vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tazminat istemi- Tahkikatın bitiminden önce yapılmış ıslah- Tapu kayıtlarında devirlerin bedel karşılığı satış yoluyla yapıldığının anlaşıldığı, davalının satış bedelini veya yerine geçecek değeri davacıya teslim etmediği iddiasının aksinin yazılı olarak da ispat edilemediği, hal böyle olunca davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
İş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ola da, davacının zararının, -kayıp oranı ve kontrol muayenesine gerek olmadığı bilgilerini içerir -SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı raporuyla kesin şekilde belli olduğu- İş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için meslekte kazanma gücü kayıp oranının gerekli olduğu ve zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği- "Zararın öğrenilmesinin onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamına geldiği, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesinin, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli olduğu, davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının zaman içinde değişmediği, gelişen ve değişen bir durum bulunmadığı, bu nedenle davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği" görüşünün, "29.05.2019 T. 8/3 s. içtihadı birleştirme kararına göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğundan, zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği" görüşünün ve "zamanaşımının, davacının malûliyet oranının kesin olarak belirlendiği Adli Tıp Kurumu raporu tarihinden başlatılması gerektiği, bedensel zararın kesinleşmemesinin sonuçlarını davacıya yüklemenin hakkaniyete aykırı olduğu" şeklindeki değişik gerekçe içeren görüşün HGK çoğunluğunda benimsenmediği-
