Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davaların nisbi harca tabi davalardan olduğu- Dava dilekçesinde ..............-TL olarak açıkladığı tazminat talebini, .............. tarihli dilekçe ile .................-TL’ye yükseltmiş ise de, ıslah harcının yatırılmadığı anlaşıldığından talep aşılarak ıslah edilen bedel üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Tenkis davasının belirsiz alacak davası niteliğine sahip olduğu dikkate alınarak dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayiç bedeline göre değerinin belirlenmesi ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin davacılara ödetilmesine karar verilmesi gerektiği-
Tehdit hukuki sebebine dayalı olarak açılan menfi tespit davası "bononun teminat olarak verildiği" belirtilerek ıslah edildiğinden, istinaf mahkemesince tehdit hukuki nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Terditli tapu iptal tescil ve tazminat talepleri- Sözleşmenin feshedildiği ve ifanın imkansızlaştığı tarihten itibaren, 10 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağı- Davacı yan, talebini ıslah etmiş olup; bu ıslaha karşı davalı Belediye ise, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da diğer davalıların bu yönde bir itirazının olmadığı- Davalılardan birinin zamanaşımı savunması ileri sürüp, diğerlerinin ileri sürmemesi halinde, teselsül kurallarına dayanarak zamanaşımı defiinde bulunmayanlar ya da süresinden sonra bulunup da bu defileri itiraza uğrayanların zamanaşımı defiinden yararlanmalarına olanak bulunmadığı-
Usulüne uygun şekilde süresinde dayanılmayan tanık deliline göre dinlenilen tanık beyanları esas alınıp, davalı erkeğe kusur yüklenilerek, davacı kadının boşanma davasının kabulünün usul ve kanuna aykırı olduğu- Erkeğin kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi gerektiği-
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, bedel isteğine ilişkindir... Kesinleşen icra takibi neticesinde davaya konu taşınmazın, davalının dava dışı 3. kişiden alacağına mahsuben davalıya ihale edildiği ve davacının da taşınmazı davalıdan satış yoluyla devraldığı anlaşılmaktadır. İlk bozma kararından sonra Mahkemece davanın kabulüyle, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 50.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı yalnız davalı temyiz isteğinde bulunmuş, temyizinde; davacının taşınmaz için ödediğini iddia ettiği 50.000,00 TL bedele itiraz etmiş, Dairenin 30/09/2020 tarihli ikinci bozma kararı ile, çekişme konusu taşınmaz ile komşu taşınmaz üzerinde bulunan binanın temlik tarihindeki değerinin keşif yapılmak suretiyle alanında uzman bilirkişiler ile tespit edildikten sonra rayiç bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile davacının talep ettiği bedelin tamamı daha önce davalıya ödenmiş gibi karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmadan sonra Mahkemece, tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline, keşfen saptanan ve davacı tarafından ıslah edilen 93.540,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dairenin ikinci bozma kararının içeriğinden, hükmü temyiz eden davalı aleyhine en fazla 50.000,00 TL bedele hükmedilebileceği sonucuna varılmakla; 50.000,00 TL’yi aşmayacak şekilde belirlenecek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı tarafından bozma hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde yapılan ıslah dikkate alınarak, kazanılmış hak olgusu ve aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Harita bilirkişisi raporu gereği, taşınmazın güncel kayıtları ile imara ilişkin belgelerinin getirtilmesi, kayıtların doğrulanması halinde kaydı kapalı olmayan yeni parsel numarası üzerinden infaza elverişli olacak şekilde iptal – tescil hükmü kurulması gerekir.
Dava konusu edilmeyen bir şeyin kısmi ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanağın bulunmadığı-
İşçinin hizmet döküm cetvelinde gösterilen aralıklı çalışması sonucu hizmet süresi 15 yıl 6 ay 27 gün kabul edilerek tüm alacaklarının bu hizmet süresine göre belirlenmesi gerektiği- Bir davada ancak bir defa ıslah yapılabileceğinden ilk ıslah dilekçesindeki talepleri gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği-
Bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar teferruat niteliğinde olup, bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı- Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemeyeceği- Dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal olanağın bulunmadığı-
Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, davacının çalışma süresi, ücret miktarı, ıslaha karşı beyan dilekçesinin ıslahı suretiyle ıslaha karşı zamanaşımı def'i ileri sürülüp sürülemeyeceği, buna göre davacının alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, çekle ödenen miktarın işçilik alacaklarından mahsup edilip edilmeyeceği, davacının kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir...