Davacının malik olmaktan mahrum kaldığı taşınmaz nedeniyle gerçek zararının tespitinde; taşınmazın, nihai karar tarihindeki değerinin esas alınacağı- Dava konusu taşınmazın tüm bedeli ödenmiş olmasına rağmen tapu intikali yapılmamışsa, dava konusu taşınmazın nihai karar tarihindeki (veya en yakın tarihteki) rayiç değerine hükmedileceği- Taşınmazın kararlaştırılan bedelinin bir kısmı ödenmiş geri kalanın tapu devrinde ödeneceği kararlaştırılmışsa; taşınmazın nihai karar tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek ve yüz birim kabul edilmek suretiyle ödenen miktarla oran/orantı kurularak bulunacak meblağ alıcının zararı kabul edilerek hüküm altına alınması gerektiği- Bedelin tamamının ödendiği sözleşme ile sabit olduğu halde davalı yüklenici yetkilisi tarafından temlik konusu bağımsız bölüm arsa sahibine vekaleten yüklenici şirket sahibinin oğlu olan diğer davalı adına tapuda satış suretiyle devredildiğinden, davalının adına tescil edilen bağımsız bölümün temliken tescile konu olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı- Davacının temliken devraldığı taşınmazın tapuda adına tescilini sağlayamayınca, bu dava ile tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise bağımsız bölümün denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilecek değerinin tahsilini talep ettiği ve yargılama esnasında bağımsız bölümün davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye devredilmesi üzerine davacının tapu tescil isteminden vazgeçerek davasına denkleştirici adalet ilkesi gereğince tazminat istemi olarak devam ettiği, mahkemece son raporda belirlenen dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verildiği ve davacı tarafından harcın ikmal edilmiş olduğu; ancak, davacı yanın ayrıca ve açıkça yazılı veya sözlü ıslah beyanında bulunmadığı uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın bu bozma kararından sonra verilecek nihai karar tarihinde (veya karar tarihine en yakın tarihteki) rayiç bedeli yeniden tespit edilerek faizsiz olarak yüklenici-temlik eden davalı şirketten tahsiline hükmedilmesi gerektiği-
İcra takibinin muvazaalı olması sebebi ile iptali istemine ilişkin davada ıslah- Dava dilekçesinde davalı borçlu aleyhine yaptıkları sadece bir icra takibine dayanan davacı alacaklının daha sonra diğer bir icra dosyasındaki alacaklarını da temin edecek şekilde davasını ıslah etmiş olduğu- Islah ile davaya dahil edilen icra takip dosyasının davanın taraflarında herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı, talep edilen hususun iddianın genişletilmesi yasağının istinası olduğu ve usul ekonomisine göre işlem yapılması gerektiğinden, ıslah harcının da dosyaya yatırılmış olduğu gözetilerek ıslah ile talep edilen icra dosyası yönünden de dosyanın incelenmesi gerektiği- İnfazda tereddüt edilecek şekilde "alacak ve ferileri sınırlı olmak üzere" hem iptale hem de tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğu- 
Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada, bozma öncesi yapılan yargılama sırasında ıslah yapılması ve yargılamada sadece bir kere ıslah yapılabileceği (HMK m. 176/2) gözetilerek, ikinci ıslah talebinin reddi gerektiği- Davacının alacağını ispata yönelik herhangi bir bilgi veya belge sunamadığı, söz konusu ödemelerin yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından, bazı alacaklar yönünden alacak miktarının dahi hesaplanamadığı, all risk poliçe bedelinin ise dosya içerisinde yer alan belgelere göre davalı tarafından yapıldığı- Davacı süresi içerisinde ödemelerin sigorta şirketine verilmek üzere davalı tarafa yapıldığı yönünde bilgi veya belge sunulmadığından söz konusu taleplerin ayrı ayrı reddi ile davacının teminat alacağı yönünden, talep edilen ve ıslah edilen miktarın taleple bağlılık ilkesi gereğince dikkate alınması gerektiği- "Davaların yığılması halinde her bir talep bakımından ıslah yapılmasının mümkün olması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İtirazın iptali davasının, bir yıllık süreye tabi olduğu ve sürenin itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten başlayacağı- Borçlunun itirazının tebliğ edilmediği ve itirazın iptalinin kısmı dava olarak açılması halinde dava tarihiniden itibaren bir yıllık sürede ıslah yapılabileceği; aksi halde ıslah edilen kısım yönünden davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerektiği-
İspat yükü kendisinde olmadığı halde, ispat yükünü üzerine alan tarafın savunmasını ıslah yolu ile değiştirmesinin mümkün olmadığı-
Taraflardan her birinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği- Islahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği- Islahın harca tabi olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı- 492 sayılı Harçlar Kanununda "ıslah harcı" şeklinde bir harç türü yer almadığı, sırf ıslah istemi sebebiyle harç alınamayacağı- Islah sonucunda dava/talep konusunun miktar veya değeri artarsa ve artan miktar veya değer için harç ödenmesi gerekiyorsa, ancak o zaman harç ödenmesi/tamamlanması gerektiği-
Terditli olarak açılan, İİK m. 277 vd.na göre tasarrufun iptali olmadığı takdirde TBK'nun 19. maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali isteğine ilişkin davada, mahkemece öncelikle İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması, bu dava koşullarının olmadığının tespiti halinde TBK'nın 19. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde açılmış bir dava yokmuş gibi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının alacağına dair seçim hakkını dava dilekçesinde TL yönünden kullandığı ve iradesini bu yönde beyan ettiği anlaşıldığından yenilik doğuran hak niteliğinde olan bu seçimini ıslah suretiyle USD olarak değiştiremeyeceği-
Eser sözleşmesinden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla açılan alacağın tahsiline yönelik  davada, zamanaşımı başlangıç tarihinin 2014 yılı, davacının ıslah tarihinin ise 2020 yılı olduğu- Davalının ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğu ve ıslahla arttırılan alacak kısmı yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından mahkemece davacının ıslahla arttırılan kısma yönelik talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği- "Kısmi ıslahın, ıslah edilen miktar bakımından yeni bir dava olmadığı dikkate alınarak asıl davanın açılmasıyla zamanaşımının tüm alacak (tazminat) bakımından kesildiğinin kabul edilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İleride arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına dair ön sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılmadığından geçersiz olduğu ve bu nedenle yüklenicinin ödediği kaporonun iadesini isteyebileceği- Ön sözleşmeye dayalı olarak kira bedeline ilişkin talebin reddi gerektiği- Birleşen dava ilk olarak ...TL üzerinden harcı yatırılarak itirazın iptali davası olarak açılmış, yargılama sırasında ıslah ile 100.000 TL maddi tazminat istemine dönüştürmüş olup bu tutar üzerinden harç yatırıldığından birleşen dava değerinin 100.000,00 TL olduğu gözardı edilerek, icra takibindeki ... USD üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Alacaklının, TBK m. 99 uyarınca yabancı para alacağına ilişkin seçimlik hakkını kullandıktan sonra ıslahla bu tercihinden dönemeyeceği- İtirazın iptali davası ıslah ile alacak davasına dönüştürüldükten sonra davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gözetilerek, asıl davadaki alacağa bu tarihten itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu-