Dayanak ilam içeriğinden taşınmazın, borçlu şirkete T.C. Ulaştırma Bakanlığı DHMİ Müdürlüğün'ce teslim edildiği ve henüz kamulaştırması yapılmadan taşınmaz malikinin rızası alınmadan havaalanı inşaatı yapmak üzere mıcır dökmek tel örgü, istinaf duvarı çekmek suretiyle haksız el atıldığı belirtilmekle DHMİ Genel Müdürlüğü'nün dava yargılaması sırasında taşınmazla ilişkisi kurulabilmekte olup, bu durumda DHMİ aleyhinede dava açılıp ilam alınmadan ilam davalısı aleyhine alınan ilamın üçüncü şahıs durumundaki DHMİ aleyhine icrasının mümkün olmadığı-
Muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin davada, çoğun içinde az da vardır genel kuralı gereğince davacının payına düşen oranda aidiyetinin tespitine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece kararda gösterilen yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiş olup, davacıların da taşınmaz üzerinde pay sahibi bulunduğu ve taşınmaz paylı mülkiyet şeklinde olduğu gözönünde tutularak davalı şirketin payı oranında sorumlu olduğu miktar belirlenerek bu şekilde harç yargılama gideri ve Avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği-
Geçersiz harici satış sözleşmesi ile tapulu taşınmazı satın alan ve tapu kaydı ile bir ilgisi dahi bulunmayan davacıya dahi muhdesatın kendisi tarafından meydana getirildiğinin (yapıldığının) tespiti davasında, davacının hukuki yararının olduğu-
Davalılar yargılama oturumunda kendisini vekille temsil ettirdiğine göre, HUMK'nun 423 ve devamı, HMK'nun 330. maddesi ile karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. Maddesi hükmü uyarınca; davalılar vekili yararına bir avukatlık ücreti taktir ve tayini gerekeceği-
Taşınmazın belli bir kısmının daimi olarak su altında kaldığı ifade edilmesi karşısında bu yerdeki ağaçların kamulaştırma işlemi tarihindeki bedellerinin tespiti gerekeceği-
Kadastrodan önce tapusuz taşınmazların taksiminin her türlü delille kanıtlanabileceği, yeniden yapılacak keşifte tüm yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle ortak miras bırakanın terekesinin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılıp belirlenmesi, paylaşım sonucu dava konusu taşınmazların davacının babasına düşüp düşmediğinin, zilyetlik koşulları ve süresiyle birlikte kendilerinden sorularak açıklığa kavuşturulması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde olayın aydınlatılması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi gerektiği-Kabul beyanının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda yasanın aradığı şekilde elbirliği mülkiyeti çözülmediği sürece hemen sonuç doğurmayacağı, davada, dava konusu taşınmazlar, tapuda paylı mülkiyet şeklinde bir kısım davalılar ile diğer davalıların mirasbırakanları adına kayıtlı olduğundan davayı kabul eden davalıların taşınmazlarda 1/7 şer payları mevcut olup, paylarına hasren beyanlarının bağlayıcı olduğu-
Dava, mera parseline elatmanın önlenmesi, men, kal ve eski hale getirme ve tazminat isteklerine ilişkin olup, bu tür davalarda, davalının kısmi kabul beyanı ve geleceğe yönelik iddiaları dikkate alınarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulamayacağı için, öncelikle 268 nolu mera parseline ilişkin tapu kaydının (mera kaydının) getirtilmesi ve bundan ayrı, taşınmazın mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve işin niteliğine göre inşaatçı bilirkişi, ziraatçı bilirkişi ve tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz kadastro teknisyeni yada kadastro mühendisi huzuruyla keşif yapılması gerekeceği-
E.tmanın önlenmesi davaları TMK’nun 683. maddesi gereğince bir hakka dayanması gerekip, davacının da, dava dilekçesinde açık ve net olarak dava konusu arazinin 70 yılı aşkın süreden beri zilyetliği ve tasarrufu altında bulunduğunu söylediğine göre, davacının tek yanlı bu beyanı; net bir şekilde hakka dayandığının açık irade beyanı olduğundan; bu durumda, davacıya dava konusu yerdeki hakka dayanan zilyetliğini ispat etmek üzere kendisine 6100 sayılı HMK’nun ilgili maddeleri gereğince süre ve imkan tanınmasının zorunlu olduğu-
