Gerekli izinler alınmadan ülkeye getirilen aracın, mahkemenin kesinleşen kararıyla ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda "kaçak eşya" niteliğinde olduğu gözetilerek mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin, kamu yararı amacına uygun olduğu, başvurucuya ait aracın "kaçak eşya" şeklinde nitelendirilerek müsadere edilmesinin, mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir müdahale olmadığı ve bu bağlamda demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği ve başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin açılan davada, mahkemece, çekişmeli yerde fen, inşaat ve hukuk bilirkişilerinden oluşan heyet ile yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor ve kroki ile daha sonra düzenlenen ek rapor arasındaki aykırılık giderilmeden kurulan hükmün doğru olmadığı gibi; savunma yoluyla getirilen temliken tescil isteği bakımından olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasının da isabetsiz olduğu-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteklerine ilişkin açılan davada, davacının dava konusu taşınmazından kanalizasyon borusu geçirilmesi ve taşınmazının sınırından yapılan haksız müdahale iddialarının değerlendirilmesi yönünden mahallinde yeniden uzman bilirkişiler ile keşif yapılması ve anılan hususların açıkça tespiti gerekirken eksik inceleme ve noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
E.tmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkin davada, ecrimisil, hak sahibinin taşınmazı haksız biçimde kullanan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybına karşılık gelen bir bedel olduğu, davalı, tarafların dayı yiğen olduğunu ve davalının taşınmazda uzun süreden beri dayısı olan davacının muvafakatı ile oturduğu, davacının davalıya dava tarihine kadar herhangi bir şekilde uyarı göndermediği gözetildiğinde davalının dava tarihine kadar davacının izniyle taşınmazı kullandığı, dava açmakla da muvafakatını geri aldığının kabul edilmesi gerekeceği- Davalının dava tarihine kadar olan süreç için taşınmazda fuzuli şagil olduğu söylenemeyeceği, başka bir anlatımla kötüniyetli zilyedin mülkiyet hakkı sahibine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgalden kaynaklanan ecrimisille davalının sorumlu tutulmasına olanak olmadığı-
Taşınmazda halihazırda davalıların zilyet olduğu belirtilmişse de, kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirildiği; dava, 12.11.2010 tarihinde açılmış olup, 2010 yılında taşınmazın bir kısmının davacının zilyetliğinde bulunduğu sabit olduğundan, dava konusu taşınmazın tapu kaydının muhdesat bilgilerinde yer alan belirtme, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; davalıların davacının taşınmazdaki kullanım hakkını engelledikleri anlaşıldığına, davacının taşınmazın ½ kullanım hakkına sahip muristen gelen miras payı oranında davalıların el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, zilyetliğin tespiti ve korunması davasının reddedilmesinin doğru olmadığı-
Haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil davalarında, dava tarihine kadar gerçekleşmiş zararın istenebileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşmesi muhtemel zararın sonradan açılacak davanın konusunu oluşturacağı gözetilmeksizin dava tarihinden sonraki dönemi kapsar şekilde ecrimisile hükmedilmesinin isabetsiz olduğu- Hükmedilen ecrimisil üzerinden harç ve vekâlet ücreti tayin ve takdir edilmesi gerekirken davada elatmanın önlenmesi isteği bulunmadığı halde ecrimisil istenilen bağımsız bölümlerin keşfen değeri belirlenerek, bu değer üzerinden fazla harç ve fazla vekâlet ücretine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-