İptali istenen tasarrufun, senetlerden ve kredi sözleşmelerine dayalı borçtan sonra yapılmış olduğu, dava konusu taşınmazın borçlu şirketin ticaret sicil adresi olması ve davalı 3. kişi şirketin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK mad. 280/1,2,3 gereğince iptale tabi bulunduğu, sebepleri ile dava konusu takip dosyaları yönünden iptal kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Davacı bankalar tarafından açılan dava kabul edilmiş olmasına göre davacı yerine geçen Ltd. Şti. lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde davacı lehine yargılama ve vekalet ücreti takdiri doğru olmayıp, bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden düzeltilerek onanmasına karar verildiği-
Mahkemece, yabancı mahkeme kararında kesinleşme şerhi bulunmaktaysa da, Adalet Bakanlığı aracılığı ile davalı şirkete yapılan karar tebliğinin geçerli sayılmayarak doğrudan posta yoluyla yapılan tebligatın dikkate alınarak, davalı şirketin temyiz isteminin reddedildiği; ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği; davacı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunduğu; dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK. mad.440'da sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddinin gerekeceği-
Yabancı mahkeme kararı diplomatik yolla tebliğ edilmişse de, önceden adi posta yoluyla yapılan tebligat üzerinden yabancı mahkeme ilamı kesinleştirildiğinden savunma hakkının kısıtlandığı-
MÖHUK. mad. 54 gereğince tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiği; Yargıtay'ın ilgili dairesince kararın onandığı; davalı vekilinin karar düzeltme talep ettiği; davalı vekilinin HUMK. mad. 440'da sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddinin gerekeceği-
Mahkemece, yabancı mahkeme kararında kesinleşme şerhi bulunmaktaysa da, Adalet Bakanlığı aracılığı ile davalı şirkete yapılan karar tebliğinin geçerli sayılmayarak doğrudan posta yoluyla yapılan tebligatın dikkate alınarak, davalı şirketin temyiz isteminin reddedildiği; ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği; Yargıtay'ın ilgili dairesince kararın onandığı; davacı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunduğu; Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK. mad. 440'de sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddinin gerekeceği-
Yabancı mahkeme kararının diplomatik yolla tebliğ edildiği; ancak önceden adi posta yoluyla yapılan tebligat üzerinden yabancı mahkeme ilamının kesinleştirildiği ve savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği; Yargıtay'ın ilgili dairesince kararın onandığı; davacı vekilinin, karar düzeltme isteminde bulunduğu; davacı vekilinin HUMK. mad. 440'de sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddinin gerekeceği-
Katılma yoluyla temyiz asıl temyiz hakkıyla sıkı sıkıya bağlı ise de, diğer tarafın temyiz dilekçesinin normal temyiz süresi içerisinde kendisi yönünden temyizi kabil bir karara karşı verilmiş olması koşulu ile temyiz dilekçesinin tebliği ile katılma yoluyla temyiz hakkı doğacağından, diğer tarafın sonradan asıl temyiz isteminden vazgeçmesi veya eksik harç ve masrafları yatırması suretiyle temyiz etmemiş sayılması katılma yoluyla temyiz etme hakkını ortana kaldırmayacağı- Menfi tespit davasında, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın davanın mahiyeti ve hakkaniyet ilkesi gereği davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- 
HUMK. mad. 440/1II-1 nci maddesi uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren karar düzeltme sınırının 12.707,00 TL'ye yükseltildiği; Yargıtay'ın onama ilamına karşı davalı banka vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de dava değerinin ve davada kabul edilen kısmın karar düzeltme sınırının altında kaldığı anlaşıldığından davalı banka vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddinin gerektiği-
Davacıların murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK.'nun 53. ve 56. maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiğine göre, reddedilen manevi tazminatlar üzerinden, davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat talep edilmeyen davalı sigorta şirketini de dahil ederek tüm davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekeceği-