Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya ilişkin istisnalar arasında sayılmayan bir usuli işlem ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği- Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar verileceği; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştiremeyeceği-
Yerel mahkemece verilen direnme kararına yönelik olarak yeniden inceleme yapılması neticesinde; mahkemece hükme esas alınan raporun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli nitelikte olduğu, mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinde de belirttiği üzere raporun sadece araçta oluşan hasarın belirlenmesi için alındığı-
Davanın tenfizine karar verilen yabancı mahkeme ilamı gereğince davalıya yapılan fazla ödeme tutarı ile davalının uhdesinde olduğu iddia edilen hisse senetlerinin iadesine ilişkin olduğu - Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce ayrı ayrı görevsizlik kararı verildiği - Bu kararların temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosyanın merci tayini için Yargıtay 17. Hukuk Dairesine gönderildiği ve Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi görevli yargı yeri olarak belirlendiği - Konya 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasının Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin esasına kaydı üzerine Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce esasa ilişkin verilen kararın temyiz edildiği- Dairemizce davanın genel hükümler çerçevesinde açılmış istirdat davası olduğu ve uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın resen görev yönünden bozulması üzerine mahkemece bu bozmaya uyularak görevsizlik kararı verildiği, merci tayini kararları kesin olup bu karar davaya daha sonra bakacak olan yerel mahkemeler ve Yargıtay Daireleri bakımından bağlayıcı olduğu- Bu bakımdan, merci tayininden sonra göreve ilişkin bozma yapılamayacağından, 17. Hukuk Dairesi'nin sözü edilen kararında yargı yeri olarak belirlenen ticaret mahkemesince davanın esasının incelenip karar verilmesi gerektiği- Dairemizce maddi hataya dayalı olarak verilen görev yönünden yapılan bozmaya uyulması gerektiği- Temyiz eden yararına usuli müktesep hak oluşmayacağı- Kararın bozulması gerektiği-
Mahkemece davanın reddine karar verilip davadan el çekildikten sonra taraf vekillerince verilen dilekçelere istinaden ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine, davalı yana vekalet ücreti tayin ve takdirine yer olmadığına karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı-
Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtay'ın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyasının, önce kararı veren daireye gönderileceği, direnme kararlarının daireler tarafından öncelikle inceleneceği, kararı veren dairenin, direnmeyi yerinde görmesi halinde kararı düzelteceği; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na ileteceği-
Direnme kararının ihbar olunana tebliğ edilmediği- Gerekçeli karar ihbar olunana Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat dikkate alınarak tebliğ edilmeli, temyiz süresi geçtikten sonra ve gerektiğinde HMK. “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan HUMK. mad. 432 uyarınca usul işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiği- Davalı vekiline ait temyiz dilekçesinin ihbar olunana tebliğ edilmediği- Temyiz eden davalı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinin, HMK. “Geçici madde 3” atfiyla uygulanmakta olan HUMK’nun 433. maddesi gereğince ihbar olunana Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat dikkate alınarak tebliğ edilmeli ve yasal süre beklenildikten sonra Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmesi gerektiği- Bu eksiklikler giderildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı’na gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği-
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak oluşabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu doğabileceği, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlarının kesinleşeceği, bozma kararına uymuş olan mahkemenin kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği-
Davacılardan kardeşin destekten yoksun kalma tazminat talebi reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT dikkate alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ancak bu hususun yargılamanın tekrarını gerektirmeyeceği-
İş mahkemelerinde de davalının karşı temyiz isteminde bulunmak hakkı bulunduğu (5521 s. İş Mahkemeleri K. mad. 15, HMK. Geçici mad. 3, HUMK. mad. 433/2)-
6100 sayılı HMK’nun geçici 3/(1) maddesi gereğince uygulanması gereken temyiz kanun yoluna ilişkin 1086 Sayılı Kanun'un HUMK’nun 429 ve devamı maddeleri gereğince; Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, mahkemenin, artık bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorunda olduğu, çünkü bozmaya uyma (ara) kararı ile, bozma yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak doğmuş olacağı-