Mahkemece bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada davacı tanığının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin olarak tanığa ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilip değerlendirilmek suretiyle verilen karar, bozmadan önce var olmayan belgelere dayandığından, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde olduğundan, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin, "Hukuk Genel Kurulu"na değil, Özel Daire'ye ait olacağı-
Gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümlerin kesinleşmedikçe icra edilemeyecekleri- Verilen kararın taşınmazın aynına ilişkin bir karar olmadığından kesinleşmeden takip konusu yapılabileceği ve takibe devam olunabileceği, kaldı ki taraflar ileri sürmediği sürece icra müdürlüğünce bu hususun kendiliğinden nazara alınamayacağı, mahkemece alacaklının takibin devamı talebinin reddine dair icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
1086 Sayılı HUMK'un değişik 440/III-1.maddesindeki karar düzeltme ile ilgili parasal sınırın altında olan davalara ait hükümlerin onanması ya da bozulmasına ilişkin yargıtay kararları hakkında karar düzeltme yoluna başvurulamayacağı-
Muhtıranın, hukuki sonuç doğurabilmesi için usulünce düzenlenmesi gerektiği- Eksik temyiz giderlerini tamamlaması için çıkarılan muhtırada masrafın yatırılacağı yer olarak “mahkeme veznesi” yerine “dosyaya yatırılması” ibaresinin kullanılmasının muhtıranın geçersizliğine sebebiyet vereceği-
İş kazasının meydana geldiği tarihin sevhen farklı belirtilmesi usul ve yasaya aykırı ise de yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı-
Davanın büyükbaş hayvan sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketi ölen büyükbaş hayvanların sigorta ettirilen hayvanlar olmadığını, küpelerinin değiştirilerek ölen hayvanlara takıldığını, bundan ötürü suç duyurusunda bulunduğunu savunduğu, davalının bu savunması araştırılmadan, ceza soruşturması açılıp açılmadığı araştırılarak böyle bir soruşturma varsa evrakı getirtilip değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği- Davacının talep edebileceği tazminat miktarını sigorta genel koşulları ve burada belirtilen tazminat hesabına ait muafiyet ve diğer kriterler gereğince uzman bilirkişi raporu ile belirlenmeksizin salt sigorta poliçesindeki sigorta bedelini belirlemeye yarayan değerin belirlenmesinin doğru görülmediği-
Takdiri indirim ile ilgili olarak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden ve ayrıca işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirimlerden dolayı reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Davacının dava dilekçesinde 2.500 TL talep ettiği, 30.06.2009 harç tarihli dilekçesiyle talebini 13.776,60 TL’ye ıslah ettiği, mahkemece 2.500 TL’ye dava, artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği-
Davalının kullandığı araçla geri manevra yaptığı sırada davacıya çarparak davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, davacı lehine hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu- Maddi tazminat miktarı 1.800,00 TL olduğundan kesin nitelikte olduğu-
Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği- Hükmedilen manevi tazminat oranları 1.820 TL 'nin altında olduğundan ve HMK'nun geçici 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427.maddesinin yürürlüğünden sonra verildiğinden, hükmün kesin nitelikte olduğu-