Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ibranamenin düzenlendiği tarih ile dava tarihi davası ile 2918 sayılı yasanın 111.maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğine göre, davalı vekilinin davacı A. dışındaki diğer tüm davacılara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddedildiği-
Yerel Mahkemece, bozma öncesi kocanın zina hukuksal sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği halde bozma sonrası “zina nedeniyle açılan davanın reddine” şeklinde karar verildiği, önceki kararda değerlendirilmeyen delillerin değerlendirildiği ve boşanma davasının kabul gerekçesinin değiştirildiği; bu durumda, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu, hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu-
6217 s. K. mad. 30 ile 6100 s. HMK.’ya eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 s. HUMK. mad. 433/1 gereğince temyiz dilekçesinin hüküm veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafa cevap vermek ve karşı temyiz isteminde bulunmak hakkının tanınması gerekeceği-
Tahliye davasının kural olarak kiraya verenler tarafından açılması gerektiğinden davacının tek başına dava açma hakkının bulunup bulunmadığı, diğer kiralayanların davanın açılmasında muvafakatlerinin olup olmadığının araştırılmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Karar düzeltme isteğini, temyiz ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmadığı-
Karar düzeltme isteğinin, temyiz ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmadığı-
Geçici hukuki korumalardan olan "delil tespiti"nin (HMK. mad. 400 vd. ), ileride açılacak veya açılmış olan bir dava ile ilgili delillerin bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp emniyet altına alınmasını sağlamak için kabul edildiği- Delil tespiti kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği-
Mahkemenin "direnme" olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu, hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daire’ye ait olduğu-
Mahkemece, kısa kararda "direnilmesine" şeklindeki ibarenin yazılmasının maddi bir hataya dayandığı, mahkemenin iradesinin bozmaya uyma yönünde bulunduğu, mahkemece verilen kararın usulüne uygun bir direnme kararı olmadığı, bozmaya uyularak verilen yeni bir hüküm olduğu sonucuna varıldığından, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu-