Soybağına ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesi olduğundan, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerinde davanın "aile mahkemesi" sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerektiği, asliye hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devamla davanın kabulünün hatalı olduğu- Davadan etkilenecek olan bütün mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmaları gerektiği-
TMK'nın “Kişiler Hukuku” ve “Aile Hukuku” kitaplarında yer alan, kişinin doğrudan şahsı ya da ailevi yapısı ile ilgili hukuki durumunda değişiklik yaratan ilamlar ile bu ilamların feri niteliğindeki hükümler hakkındaki konular ile çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar da, kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği-
Devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı(%20) indirildikten sonra muafiyet oranını aşan kısmın yine poliçede belirtilen sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı(%80) ile çarpılarak” tazminatın hesaplanması gerektiği-
Mal rejimini tasfiyesi davasında görevli ve yetkili aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği-
Kasko bedelinden kaynaklı alacak likit nitelikte olmadığı-
Bozma sonrası taraf teşkili sağlanmadan, mahkemece direnme ya da uyma kararı verilemeyeceği-
Temyiz dilekçelerinin hüküm veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafa temyiz dilekçesine karşı cevap verme ve karşı temyiz isteminde bulunmak hakkının tanınması gerektiği-
Dava 6183 s. yasanın 79. maddesi hükmüne göre açılmış olup davacı haciz bildirisine süresinde itiraz etmemiş davanın açılmasına kendisi sebebiyet verdiğinden yargılama giderleri üzerinde bırakılması gerektiği-
Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durumun esas alınması; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise, ona bağlı kalınması gerektiği, buradaki “karar” teriminin, yerel mahkemenin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağı-  Uyuşmazlık konusu olan alacak miktarı, 1.100,65 TL fark ücret, 217,50 TL fark akdi ikramiye, 184,34 TL fark ilave tediye, 146,37 TL fark yıpranma primi ve 12,98 TL fark kıdem tazminatı olmak üzere toplam 1.661,84 TL olup açık biçimde direnme kararının verildiği 03.07.2014 tarihinde geçerli olan 1.890,00 TL tutarındaki temyiz edilebilirlik sınırının altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesinin miktar itibariyle mümkün olmadığı- Davacı vekilinin "fark alacak yanında aynı zamanda tespit talebinde bulunduğu, mahkemece derece ve kademeye ilişkin tespit hükmü kurulduğu, bu nedenle direnme kararının kesin kabul edilmesinin mümkün olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Temyize konu manevi tazminata ilişkin karar 01.01.2016 tarihinden sonra verildiğinden kabul edilen 1.000,00 TL' nin maddi tazminat yönünden kesin nitelikte olduğu; kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazaya karışan aracın pert olduğu, davacının yeni bir araç alması için makul sürenin 33 gün olup piyasa araştırmalarına göre kaza tarihi itibariyle 33 günlük paket kiralama günlüğünün 60,00 TL+KDV olduğu belirtilerek toplam 33 günlük araç mahrumiyet bedelinin tespit olunduğu rapora dayalı olarak hüküm kurulmuşsa da davacının aynı model ve yaşta aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracı alması için geçecek makul sürenin fazla olduğu- Davacı vekilinin 21 günlük talepte bulunmasına rağmen mahkemece talep aşılarak 33 günlük yeni araç temini için araç mahrumiyet süresine dayanılarak hesaplama yapılmasının HMK. mad.26' ya aykırıl teşkil edeceği-