İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi- Lehtarın ikrarı- Temel ilişkinin yokluğu- Menfi tespit davası-

Mücerretlik ilkesi gereğince keşideci ile arasındaki temel ilişkiyi açıklama zorunluluğu bulunmayan lehtarın, "aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını" açıkça ifade etmesi halinde, davacı keşidecinin davalı lehtara bonodan dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği- İmzanın keşideciye ait çıkması, senedin sahtecilik yapılmak suretiyle düzenlendiği veya bononun anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna yönelik iddiaların ispatlanamamış olmasının da lehtarın bu ikrarı karşısında varılan sonucu değiştirmeyeceği-

Kayıt terkin davası- Muvazaa-

Mahkemece, "adi yazılı kira sözleşmesine dayalı takibin dava dışı müflis şirketin konkordato davasının açıldığı tarihlere yakın tarihte açılması, zamanında damga vergisi ve tahsilat olmasa da aylık fatura düzenlenip ticari defterlere işlenmemesi, yaklaşık üç yıllık bir alacağa ilişkin takip yapılırken kira artış oranlarının gözetilmemesi, üç yıllık bir kira alacağından dolayı müflis şirketin konkordato talebinde bulunduğu tarihe 11 gün kalıncaya kadar hiçbir icra takip, ihtar ve dava yoluna gidilmemesi nedeniyle davalının alacağının muvazaalı olduğu" gerekçesiyle "kayıt terkin davasının kabulüne" karar verilmişse de; kira sözleşmesinin geçerli olması için resmi şekilde yapılmasının gerekli olmadığı, kira alacaklarının zamanaşımı süresince her zaman istenebileceği, dava dışı müflis şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin kiralanan taşınmaz olduğu, konkordato sürecinde ise konkordato komiserinin onayıyla kiralananda oturulduğu hususu kabul edilerek alacağın nisaba dahil edildiği, tüm bu olguların kira ilişkisinin varlığını ve fiilen kiralananda konkordato talep eden kiracı şirketin oturduğunu gösterdiği, komiserin izniyle akdedilen veya devamına karar verilen sözleşmelerden kaynaklanan alacakların iflas halinde masa alacağı olarak kaydedileceği, davacı tarafça bedelde muvazaa olduğuna dair açık bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşıldığından, mahkemece, davalı ile dava dışı müflis şirket arasındaki kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-

Kira sözleşmesinin feshinden kaynaklı kazanç kaybı tazminatı istemi- Ticari faiz- Hesap yöntemi-

Kira sözleşmesinin feshinden kaynaklı kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkin davada, tüzel kişi tacir davacının ticari faiz talep edebileceği- Bozma ilamı gereğince "kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralaması için gereken makul sürenin ve bu süre içindeki muhtemel cirosunun, kâr oranı, işletme giderlerinin ciroya oranı belirlenerek tespit edilmesi" gerektiği- Hükme esas alınan raporda; "makul süre tespitinin soyut ve varsayımsal olarak reklam sözleşmesi sürelerinin iki ya da üç yıl süreli olduğu kabulüne dayalı olarak yapılması"; "kâr kaybı hesabının ise davacının faaliyetini yalnızca kiralanan üzerinden mi gerçekleştirdiği, başka alanlar üzerinden gelir elde edip etmediği açıklanmaksızın davacının vergi beyannamelerinin esas alındığı ifade edilerek yapılmasının" hatalı olduğu- Aralarında gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralanması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, sonrasında fesih nedeniyle kiralanandan elde edilebilecekken elde edilemeyen kâr kaybının hesaplanması gerektiği

Sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davalarında HMK 209/1 uygulaması- Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 11. HD. İlamı-

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılan menfî tespit davalarında, belgenin sahteliğini tam bir "yaklaşık ispatı" gösteren şekilde -alacaklı hakkında bir ceza davası bulunması veya dava açılmamış olsa bile iddia edilen sahtelik nedeniyle tutuklanması, cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturmada rapor alınması gibi- somut olguların bulunması halinde, HMK m. 209/1 hükmü uyarınca takibin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu-

Nafaka hükümlerine uymamak suçu- Nafakanın kaldırılması / azaltılması davası- Bekletici mesele-Tedbir nafakası- Borçlu sanığın gelir durumunun tespiti-

Nafaka hükümlerine uymamak suçundan yapılan yargılamada, "nafakanın kaldırılması" veya "azaltılması" hususunda açılmış bir davanın bulunması halinde bekletici mesele yapılması gerekirse de; halen derdest boşanma davasında "ara karar" niteliğinde hükmedilen tedbir nafakasının söz konusu olması durumunda, borçlu sanığın gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine yönelik bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı-

İtirazın kaldırılması ve temerrüt nedeniyle kiralanan taşınmazın tahliyesi- Ek protokol ile belirlenen kira bedeli-

Borçlunun cevap dilekçesi ekinde sunduğu sonraki tarihli, kira indirimine ilişkin ek protokolde, takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair bir düzenlemenin yer almadığı, tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak kira sözleşmesi ile kararlaştırılan aylık kira bedelinin belirli olduğu, borçlu kiracı 30 günlük ödeme süresi içerisinde bu kira bedelini ödemediğinden temerrüdün gerçekleştiği- "Davalının yargılama aşamasında taraflar arasında düzenlenen 'kira indirimi hakkında' konulu tarihsiz ek protokolü dosyaya sunduğu, davacının bu ek protokolün varlığını açıkça kabul ettiği, ek protokolde kira artışı yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak hangi tarihten itibaren uygulanacağının açık şekilde belirlenmediği, takibe konu kira bedelinin miktarının ispat yükünün kiralayana ait olduğu, mevcut delil durumu dikkate alındığında; aylık kira bedelinin davalının kabul ettiği ve ek protokolde belirlenen kira miktarı olduğunun kabulü gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Menfi tespit- Şirket birleşmesi- Avalistin ileri sürebileceği def'iler-

Senedin keşide tarihi ve davacı şirketin birleşme tarihi gözetildiğinde, davacının şirket birleşmesi nedeniyle bonodan sorumlu olduğu- Avalistin sorumluluktan kurtulmak için şekle aykırılık dışında ancak ödeme ya da zamanaşımı gibi def'ileri ileri sürebileceği-"Bononun, birleşmeden sonra düzenlenmiş olduğu" gerekçesiyle bonoda aval olan şirket yönünden menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, TTK. m 702/2 gereğince davanın reddi gerektiği-

Tarafların sulh olmaları halinde vekalet ücreti-

Avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde; vekil eden ile avukat arasında sözleşme bulunmaması, sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde vekil eden, sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse, mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği-

Harici sözleşmeyle satın alınan bağımsız bölümün aynen ifasının imkansızlaşması nedeniyle doğan maddi ve manevi zararın tazmini talebi-

Geçerli sözleşmelerde aynen ifa yerine geçen müspet zarar talebinde bulunabileceği- Davacıların eldeki davada tapu iptal tescil davası da reddedildiğinden, aynen ifa yerine geçen müspet zarar kapsamında dairenin rayiç değerini istemiş olduğu- Davacılar tarafından yapıldığı iddia edilen faydalı ve zorunlu masrafların, sözleşme gereği kimin tarafından yapılması gerektiğinin tespiti gerektiği- Dava konusu taşınmazın rayiç değeri hesaplanırken, ifanın imkansız hale geldiği tarih olan tapu iptal tescil davasının reddedilip kesinleştiği tarihi itibarıyla hesaplama yapılması gerektiği- Cezai şart olarak kira bedelinin ödenmesi de talep edilmişse de, aynen ifa imkansız hale geldiğinden sözleşmeden dönülerek dairenin rayiç bedeli talep edilmiş olduğundan, artık sözleşme gereği cezai şart talep edilemeyeceği- Davacıların sunduğu ödeme belgelerinin, ek protokoller ile ek ödemelerin, taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların, bunların kim tarafından yapılması gerektiği ile ödeme belgelerinin, mahkemece değerlendirilerek uzman bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği-