İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Hizmet ve sigorta primine esas kazancın tespiti istemi- Kısmi süreli iş sözleşmesi- Çalışma olgusu- İspat-
İşçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığının kanıtlanabileceği- Hizmet sözleşmesinin yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilerek yapılacak inceleme neticesinde prime esas kazancın varlığı tespit edilmesi gerektiği- "Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceği, kısmi süreli işe sözleşmesinin senet niteliğinde olmadığı, sadece çalışılan günler için yazılı delil niteliğinde olduğu, çalışılmayan günler için delil niteliğinde olamayacağı, hizmet tespitinde senetle ispat kuralının uygulanması görüşünün isabetli olmadığı, kısmi süreli iş sözleşmesinin iş sözleşmesi öncesi ve tam süreli olarak çalışma nedeniyle hizmet tespitinin ve hukuki fiil olan çalışma olgusunun yazılı delile bağlayan görüşün hatalı olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Yüklenicinin temliki sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa taşınmazın rayiç bedelinin davalılardan tahsili istemleri-
Davacının malik olmaktan mahrum kaldığı taşınmaz nedeniyle gerçek zararının tespitinde; taşınmazın, nihai karar tarihindeki değerinin esas alınacağı- Dava konusu taşınmazın tüm bedeli ödenmiş olmasına rağmen tapu intikali yapılmamışsa, dava konusu taşınmazın nihai karar tarihindeki (veya en yakın tarihteki) rayiç değerine hükmedileceği- Taşınmazın kararlaştırılan bedelinin bir kısmı ödenmiş geri kalanın tapu devrinde ödeneceği kararlaştırılmışsa; taşınmazın nihai karar tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek ve yüz birim kabul edilmek suretiyle ödenen miktarla oran/orantı kurularak bulunacak meblağ alıcının zararı kabul edilerek hüküm altına alınması gerektiği- Bedelin tamamının ödendiği sözleşme ile sabit olduğu halde davalı yüklenici yetkilisi tarafından temlik konusu bağımsız bölüm arsa sahibine vekaleten yüklenici şirket sahibinin oğlu olan diğer davalı adına tapuda satış suretiyle devredildiğinden, davalının adına tescil edilen bağımsız bölümün temliken tescile konu olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı- Davacının temliken devraldığı taşınmazın tapuda adına tescilini sağlayamayınca, bu dava ile tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise bağımsız bölümün denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilecek değerinin tahsilini talep ettiği ve yargılama esnasında bağımsız bölümün davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye devredilmesi üzerine davacının tapu tescil isteminden vazgeçerek davasına denkleştirici adalet ilkesi gereğince tazminat istemi olarak devam ettiği, mahkemece son raporda belirlenen dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verildiği ve davacı tarafından harcın ikmal edilmiş olduğu; ancak, davacı yanın ayrıca ve açıkça yazılı veya sözlü ıslah beyanında bulunmadığı uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın bu bozma kararından sonra verilecek nihai karar tarihinde (veya karar tarihine en yakın tarihteki) rayiç bedeli yeniden tespit edilerek faizsiz olarak yüklenici-temlik eden davalı şirketten tahsiline hükmedilmesi gerektiği-
Müşterek mülkiyete konu taşınmazlar- Ecrimisil- İspat yükü-
Tarafların müşterek mülkiyetindeki dükkan vasfındaki taşınmaz yönünden fiili kullanım alanı dikkate alınarak, taraflardan ticari kullanımla ilgili emsaller istenmek suretiyle ecrimisil miktarının belirlenmesi gerekirken taşınmazın bürüt alanı ve konut amaçlı kira geliri üzerinden hesaplanan ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğu- Tarafların müşterek mülkiyetindeki tapuda mesken vasfında kayıtlı diğer taşınmazlar yönünden ise, davacı "bu bağımsız bölümlerin kiraya verilmek suretiyle davalılar tarafından müdahalede bulunulduğunu" ileri sürerek ecrimisil talepse de bu bağımsız bölümlerin dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönemde teker teker kim ve/veya kimlerin kullanımında olduğu, kiraya verilip verilmedikleri, verilmeleri hâlinde kim ve/veya kimler tarafından kiraya verildiği, kira dönemi ve kira bedellerinin kim ve/veya kimler tarafından tahsil edildiğinin davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı-
Hastane işletme ruhsatının haczi- Haciz tarihi- Hacze iştirak- Sıra cetveli-
Sıra cetvelinde haciz tarihi belirlenirken haciz yazısının yazıldığı tarihin değil, üçüncü kişiye ulaşıp kayda işlendiği tarihin gözetileceği- Hastane işletme ruhsatı haczinde, haciz tarihinin, haczin ruhsat kaydına işlendiği tarih olduğu- Haciz sıra cetvelinde işçilik alacaklarının öncelik hakkının olmadığı, sıranın İİK m. 100 uyarınca belirlendiği, işçi alacaklarına tanınan imtiyazın ancak aynı derece hacze iştirak edenlere karşı ileri sürülebileceği, şikayetçilerin haciz tarihleri daha önce olan diğer alacaklara karşı önceliğinin bulunmadığı- Hastane ruhsatı satış bedeli icra kasasına girinceye kadar hacze iştirakin mümkün olduğu, takibin bu tarihten sonra kesinleşen şikayetçi alacaklının hacze iştirak edemeyeceği
Menfi tespit davası- Çek aslının sunulamaması-
Menfi tespit davasında, mahkemece icra dosyasından çek aslının gönderilmesi için muhtıra çıkarıldığı, icra müdürlüğünce "çek aslının kasada olmadığının" bildirildiği, bunun üzerine çek aslını iki haftalık kesin süre içerisinde sunmaları, aksi takdirde bilirkişi raporuna delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına dair davalı asıla ihtaratlı muhtıra gönderildiği, ancak davalı alacaklının çek aslını sunmadığı, ispat yükü kendisinde bulunan davalı alacaklı, çek aslını sunmadığından ve çekin altındaki imzanın davacı asile ait olup olmadığı tespit edilmediğinden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğu-
Birden fazla vekille temsil edilen tarafa yapılan tebligatlar- Temyiz süresinin başlangıcı-
Birden fazla vekille temsil edilen tarafa yapılan tebligatlarda, vekillerden birine yapılan usulüne uygun tebligat ile yasal temyiz süresinin işlemeye başlayacağı, vekalet ilişkisinin sona erdirildiği yasal süresi içinde mahkemeye bildirilmedikçe vekilin ofisten ayrıldığı veya tebligatı iade ettiği yönündeki beyanının temyiz süresini durdurmayacağı, bu nedenle sonradan diğer vekile yapılan tebligata dayanılarak yasal süre geçtikten sonra sunulan temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği-
Yabancı alacaklının teminat gösterme yükümlülüğü- Fiili mütekabiliyet esası-
Hindistan yargı mercilerince Türk vatandaşlarından sadece Türk vatandaşı olmaları nedeni ile teminat istenmediğinden, Hint vatandaşları yönünden de fiili mütekabiliyet esasına göre Türkiye’de yapacakları icra takiplerinde teminattan muaf olduklarının kabulü gerektiği-
İpotekli taşınmaz maliki üçüncü şahsın ihbarı- İpotek resmi senedindeki adresler- Usulsüz tebligat iddiası-
İpotekli taşınmaz maliki üçüncü şahsa ihbar yapılmadıkça, onun yönünden borç muaccel olmayacağından hakkında icra takibi başlatılamayacağı- Hesap katı ihtarının ipotek veren borçlunun ipotek resmi senedinde yazılı adreslerinden birine, TK m. 17 uyarınca, çalışanına tebliğ edildiği, borçlunun ipotek resmi senedinde yazılı olan diğer adrese gönderilen ihtarnamenin ise "muhatabın adresten taşındığı, yeni adresinin bilinmediği” şerhi ile bila tebliğ iade edildiği- Bölge adliye mahkemesince "çalışana yapılan tebliğ işleminin usulsüz tebliğ edildiği" kanaatine varılarak "takibin iptaline" karar verilmişse de, ipotek resmi senedinde bildirilen borçlunun diğer adresine gönderilen hesap kat ihtarının "muhatabın taşınması" nedeniyle iade edilmesi ve adres değişikliğine ilişkin borçlunun beyanının bulunmaması karşısında, hesap kat ihtarının borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, sözleşmenin tarafı olan şirket ile aralarında organik bağ bulunduğu iddia edilen diğer davalı şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili istemi- Perdenin kaldırılması- İş mahkemesi kararıyla sabit olan organik bağ-
Taraflar arasındaki akdi ilişki, cari hesap ve ödenmeyen çek/bonolar uyarınca davacıların alacaklı olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğu, işçi alacaklarına dair kesinleşmiş başka bir mahkeme kararı ile davalılar arasında organik bağ bulunduğunun ispatlandığı ve şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerinin olmasının bu bağın varlığını ortadan kaldırmayacağı, arabuluculuk davet mektubunun kargo vasıtasıyla usulüne uygun gönderildiğinin tutanakla anlaşıldığı ve davalı tarafın aksine yönelik istinaf iddialarının yerinde olmadığı; dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir usulsüzlük görülmediği-
