İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
İhalenin feshi- Borçlunun ölümü- Satış ilanın tebliği- Usulsüz tebligat- Borçlunun adresten sürekli olarak ayrılması- Borçlunun kabulü- Muhatabın yeni adresi-
Teb. K. m. 21/2 gereğince yapılan satış ilanı tebliğ işleminin öncüsü olan tebligatın iade edildiği tarihte borçlunun bu adresten sürekli olarak ayrıldığının şikayet dilekçesi içeriği ile şikayetçilerin de kabulünde olduğu, bu hususun tespiti bakımından beyanına başvurulan komşunun kim olduğunun iade edilen tebligatta yazılmamış olmasının daha sonra TK’nın 21/2. maddesi kapsamında yapılan tebligatın geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı nazara alındığında satış ilanı tebliğ işleminin uygun olduğu ve ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği- "İpotek maliki/murisin resmi senette yazılı ve icra dosyasında bilenen son adresine çıkartılan satış ilanı tebligatın 'muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrıldığı' imzadan imtina edenin sözlü beyan ile belirlenmiş olup muhatabın yeni adresi belirlenmeden tebligat mahalle muhtarı onayı ile bilâ tebliğ iade edildikten sonra, bu kez borçlunun aynı zamanda MERNİS adresi de bu adresine Teb. K. m. 21/2'ye göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğu ve ipotek maliki borçlunun ölüm tarihinden itibaren mirası ret süresi içerisinde (3 ay+3 gün) herhangi bir icra takibi yapılamayacağından, takibin ve satışın Kanunen durdurulması gerektiği ve bu süre içerisinde ihale yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususun re'sen ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Muhatap borçlu şirkete Tebligat Kanunu m. 35 uyarınca tebligat-
Kendisine elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu borçlu şirketin elektronik tebligat adresinin bulunmadığından ticaret sicilinde kayıtlı adresine klasik usul olan posta yoluyla tebligat çıkarıldığı- Muhatap ticaret şirketinin ticaret sicilindeki adresine TK m. 35/4 tebligat yapılabilmesi için bu adrese daha önce çıkartılan tebliğin yapılamayıp iade edilmiş (bila tebliğ dönmüş) olmasının yeterli olduğu, mevzuatta tebligatın hangi sebeple bila tebliğ iade edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı- Borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese TK m. 35 uyarınca çıkarılan ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğu- "Muhatap tüzel kişinin adresi ticaret sicilinde kayıtlı olduğundan tanınmamasının söz konusu olamayacağı, dolayısıyla "tanınmıyor" şerhiyle bila tebliğ iade edilen tebligat usulsüz olduğundan, TK. m. 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağı" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İhtiyati haciz- İnfaz talebi- Gemide fiili haciz- 10 TL tutarındaki avans-
Takip alacaklısının, ihtiyati haciz kararı uyarınca gemide fiili haciz yapılmasını TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararından sonra 3 günlük süre içinde az da olsa ihtiyati haciz masrafı vererek talep etmesinin yeterli olduğu, aynı süre içinde ihtiyati haczin fiilen uygulanmasının zorunluluğu olmadığı- "İhtiyati haczin infazı için gemiye fiilen el konulması ve bu amaçla gemiye gidilerek haciz tutanağı düzenlenmesi gerektiğinden, yatırılan 10,00 TL tutarındaki avansın yeterli olmadığı, İİK m. 59 uyarınca gerekli masrafların peşin olarak yatırılması zorunlu olup, bu koşul yerine getirilmediğinden, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde usulüne uygun olarak infazı talep edilmediğinden, TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış olacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Haciz ihbarnamesinin içeriği ve takip konusu alacağın gösterilmesi-
Haciz ihbarnamesinde sadece takip konusu alacağın gösterilmesinin yeterli olduğu- Birinci haciz ihbarnamesinde haczin neye ilişkin olduğunun "2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Gereği Yardım Ödemeleri İle Yardım Ödemelerinin Yapıldığı Yardım Hesapları Hariç" şeklinde yazılı olduğu, ihbarnamenin alacaklı tutarı, faiz ve giderlere ilişkin bölümünde alacak tutarının "2.047.920,06 TL" olarak gösterildiği, ikinci haciz ihbarnamesinde ise haciz miktarının 1.432.636,18 TL olarak belirtildiği ve haczin ikinci haciz ihbarnamesinde belirtilen miktar üzerinden konulduğu uyuşmazlıkta, ikinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olduğu nazara alınarak üçüncü haciz ihbarnamesine yönelik şikayetin esasının incelenmesi gerektiği- "Birinci haciz ihbarnamesinde haczin hangi miktar için yapıldığı kısmı boş bırakıldığından, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin ise birinci haciz ihbarnamesine uygun şekilde düzenlenmediği gerekçesiyle iptali gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Kiralananın gösterilmesine izin davası- Arabuluculuğa başvuru- (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemi)-
Kiralananın gösterilmesine izin davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu-
Yabancı boşanma ilamının tenfizini/tanınmasını istemekte mirasçının hukuki yararı-
Yabancı boşanma ilamının tanınmasına karar verildiği takdirde evliliğin ölümle değil, boşanmayla sona ereceği ve bu durumda miras payı etkilenecek olan müteveffanın oğlu olan mirasçı davacının yabancı ilamın tenfizini/tanınmasını istemekte hukuki yararı bulunduğu- "Murisin kararın kesinleştiği tarihten vefat ettiği tarihine kadar geçen 4 yılı aşkın süre zarfında Türkiye’de bir tanıma-tenfiz davası açmadığı, murisin sağlığındaki bu uzun süreli eylemsizliği ve tanıma iradesi göstermemiş olmasının, mirasçıları bağlayacağı, evlilik birliğinin ölümle sona ermiş olduğu, yabancı mahkeme ilamının tarafları sağ iken tanıma istememişse, murisin vefatından sonra mirasçıların sadece mal varlığı haklarına yönelik mücerret menfaat amacıyla bu hakkı kullanamayacağı" şeklindeki görüşün kabul görmediği
Tapu iptali ve tescil mümkün olmaması hâlinde tazminat talebi- İlâmlı icrada kesinleşme şartı-
İlâmlı icra bakımından önemli olanın "davanın türü" değil, "hükmün niteliği" olduğu- Tapu iptali ve tescil mümkün olmaması hâlinde tazminat talep edilen davada mahkemece tazminata hükmedilmesi karşısında kararın kesinleşmeden ilâmlı icra takibine konu edilebileceği, (direnme kararının isabetli olduğu)-
Davalı banka tarafından davacıdan haksız olarak tahsil edildiği ileri sürülen teminat mektupları komisyon ve masraflarının davalıdan tahsili talebi- Dürüstlük kuralı-
Taraflar arasında akdedilen 1996 tarihli protokolde ve dağıtım şirketleriyle akdedilen 2008 tarihli protokolde "teminat mektubu nedeniyle davalının komisyon tahsil etmeyeceği" hükme bağlanmışsa da 10 yıllık süre boyunca davalı bankanın davacı hesaplarından teminat mektup komisyonu tahsil ettiği, bu süre boyunca banka hesapları üzerinde işlem yapan davacının hesaplarından davalı tarafından teminat mektup komisyonu tahsil edildiği görüldüğü halde yapılan kesintilere itiraz etmediği, aksine "yeni teminat mektubu verilmesinin" davalı bankadan talep edildiği, bu şekilde taraflar arasında davacının hesaplarından yapılan teminat mektubu komisyon tahsilatlarına ses çıkarmayarak teminat mektuplarına ilişkin komisyon kesilebileceğine dair davalı bankada "haklı güven" oluştuğu, 10 yıllık süre boyunca protokollerdeki teminat mektubu komisyonu alınamayacağına ilişkin hükmü görmezden gelen ve sessiz kalan davacının 10 yıllık süre sona erdikten sonra bu şekilde dava açmasının dürüstlük kuralının ihlali niteliğinde olduğu-
Hizmet ve sigorta primine esas kazancın tespiti istemi- Kısmi süreli iş sözleşmesi- Çalışma olgusu- İspat-
İşçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığının kanıtlanabileceği- Hizmet sözleşmesinin yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilerek yapılacak inceleme neticesinde prime esas kazancın varlığı tespit edilmesi gerektiği- "Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceği, kısmi süreli işe sözleşmesinin senet niteliğinde olmadığı, sadece çalışılan günler için yazılı delil niteliğinde olduğu, çalışılmayan günler için delil niteliğinde olamayacağı, hizmet tespitinde senetle ispat kuralının uygulanması görüşünün isabetli olmadığı, kısmi süreli iş sözleşmesinin iş sözleşmesi öncesi ve tam süreli olarak çalışma nedeniyle hizmet tespitinin ve hukuki fiil olan çalışma olgusunun yazılı delile bağlayan görüşün hatalı olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
