İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
İİK 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasının kabulü- Yargılama giderleri-
İİK m. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasının davacı-üçüncü kişi lehine sonuçlanması halinde; davacı-üçüncü kişinin önceki haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, HMK m. 326 uyarınca aleyhine hüküm kurulan ve ön inceleme duruşmasından önce kabul beyanı bulunmayan davalı alacaklının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Y. 3. HD. Kararı)-
Eser sözleşmesi- Komisyon sözleşmesi- Katılmalı ödünç sözleşmesi- Alacağın temliki-
Müteahhit şirketin arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayacağı; yatırımcı şirketin, müteahhit firmaya inşaat yapım bedeli ve hizmet bedelini ödeyerek sözleşmede belirtilen dükkân ve daireleri satın alacağının kararlaştırdığı sözleşmede şirketler arası 'eser sözleşmesi' ilişkisinin bulunmadığı ve bu sözleşmenin 'komisyon sözleşmesi' ve 'katılmalı ödünç sözleşmesi' olarak kabul edilemeyeceği- Sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olduğu ve adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu- Bölge Adliye Mahkemesinin "sözleşmenin sonuca katılmalı ödünç sözleşmesi ve taşınmaz devir borcunu içerdiğinden zorunlu şekil şartı olan resmî şekle uyulmadan yapıldığı için geçersiz olduğuna" yönelik kabulünün doğru olmadığı-
Trafik kazası- Sürücü belgesi olmayan sürücü- İlliyet bağı-
Maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli istemli davada; kaza sırasında davacı sürücünün geçerli bir sürücü belgesinin bulunmamasının idari yaptırım gerektiren bir eylem olup tek başına illiyet bağını kesen bir neden veya sürüş kusuru olarak nitelendirilemeyeceği, tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde asıl dikkate alınması gereken hususun tarafların kazanın oluşumuna etki eden gerçek kural ihlalleri olduğu gözetilerek, olayda atfı kabil kusuru bulunmayan davacının zararının hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ehliyetsizlik nedeniyle illiyet bağının kesildiği şeklindeki yanılgılı gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulduğu-
Tasarrufun iptali davası- İpotek- Muvazaa- Akrabalık-
Tasarrufun iptali istemiyle açılan davada; davalı banka yönünden yapılan taşınmaz devrinin mevcut ipotek borcuna mahsuben gerçekleştiği ve muvazaanın ispatlanamadığı, diğer davalılar yönünden ivazlar arasında fahiş fark bulunmadığı ve borçlu ile aralarında organik bağ veya tanışıklık ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine; ancak davalı şirket ortağının kardeşi olan diğer davalı yönünden İİK'nin 280/2. maddesi gereğince yakın akrabalık nedeniyle borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma kastını bilebilecek kişilerden olduğu ve taşınmazı elinden çıkardığı gözetilerek tazminata hükmedilmesine dair verilen kararın onanması gerektiği-
İcra ceza mahkemesinde vekalet ücreti- Sanık hakkında düşme kararı verilmesi-
İcra ceza mahkemelerinde şikayetçi alacaklının şikayeti üzerine yargılanan sanık hakkında düşme kararı verilmesi halinde, davalı sanıktan tahsil edilmek üzere şikayetçi alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Tasarrufun iptali davası- İş yeri komşusu- Aynı köylü olmak-
Tasarrufun iptali davasında; her ne kadar satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değer arasında fahiş fark bulunmasa da; borçlu (N) ile davalı üçüncü kişi (E)'nin aynı köylü oldukları, üçüncü kişinin kardeşinin borçlunun iş yeri komşusu olduğu ve aynı zamanda borçlunun babası (M)'nin kiracısı konumunda bulunduğu tespit edilmekle; bu organik ilişkiler ağında üçüncü kişinin İİK'nin 280/1. maddesi uyarınca borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu sabit olup; davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulurken, davacının davayı açmakta haklı olduğu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali davası- Bağışlama- Büyükbaş hayvan-
Tasarrufun iptali davasında; borçlu ile üçüncü kişi konumundaki davalı arasında kayınpeder-damat ilişkisi bulunmasının İİK m. 278/3-1 uyarınca bağışlama hükmünde sayılacağı ve bu derece hısımlar arasındaki ivazlı tasarrufların batıl kabul edilmesi gerektiği, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve davalı tarafından ileri sürülen alacağın gerçekliğinin ispatlanamadığı gözetilerek tasarrufun iptaline; ancak iptale konu 47 adet büyükbaş hayvanın üçüncü kişi elinden çıkmış olması nedeniyle İİK m. 283/2 uyarınca davanın bedele dönüşeceği, bu kapsamda davalının hayvanları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri üzerinden takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması, eldeki mevcut bir adet hayvan yönünden ise devir işleminin iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği-
Kira sözleşmelerinde sözleşme bedeli- Diğer ödeme yükümlülükleri- Türk parası- Döviz-
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ gereğince istisna getirilen hallerden olmayan kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan "diğer ödeme yükümlülüklerinin" döviz cinsinden kararlaştırılması yasaklandığından bu yasağa uyulmayıp döviz cinsinden belirleme yapıldığında veya yasak dönemi ve öncesi döviz cinsinden olan tutarın Hazine ve Maliye Bakanlığının tebliğlerine göre "TL" cinsine çevrilip bu tutarın güncellenen tutar karşılığının ödenmesi gerektiği- Alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafın davacıya bu kapsamda bir borcunun olmadığından davanın reddi gerektiği-
Tasarrufun iptali- Organik bağ- Keyfiyetin bildirilmesi-
Tasarrufun iptali davasında; dava konusu taşınmazların satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, taşınmazları devralan üçüncü kişi ve ardından devralan dördüncü kişi şirketlerin davacıya borcu olmadığı gibi borçlu ile aralarında organik bağ bulunsa dahi bu bağın ancak borçlu ile üçüncü kişi arasında hukuki sonuç doğuracağı, ayrıca devralanların borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bildiklerinin ispatlanamadığı, öte yandan satışın ticari işletme devri niteliğinde olduğu kabul edilse bile keyfiyetin davacı alacaklıya mail yoluyla bildirildiği, emlakçı aracılığıyla dava konusu taşınmazların satışı için ilan verildiği, bu ilanların iki yıl süreyle kaldığı ve böylece İİK'nin 280/3. maddesindeki karinenin çürütüldüğü gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği-
