İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Prim teşvik hükümlerinden yararlanma ve fark primlerin tahsili- Ahde vefa- Hukuki güvenlik-

6111 s. Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.03.2011'den önce ihale mevzuatı kapsamında akdedilen güvenlik ve hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde iş yeri tescil ettiren davacı yüklenicinin işin yaklaşık maliyet hesaplamalarını ve teklif tutarlarını oluştururken, 5510 s. K. m. 81/ı uyarınca öngörülen %5’lik prim teşvikini yasal bir veri olarak nazara aldığı ve işçilik maliyetlerini bu indirimli oran üzerinden belirlediği- Sözleşme sürecinde ortaya çıkan mevzuat değişikliğinin devam eden ihaleli işe uygulanmasına ilişkin idari yorum farklılığı ile ihalenin kalan dönemi için ihaleli iş gerekçesiyle teşvikten yararlandırılmama yönünde tesis edilen işlemle ihale dokümanı ve sözleşme şartlarının bir parçası haline gelen teşvik hükümlerinin, uygulama devam ederken geriye dönük veya sürekliliği bozacak şekilde iptal edilmesinin, devletin hukuki düzenlemelerine güvenerek uzun vadeli taahhüt altına giren basiretli tacirin ahde vefa ve hukuki güvenlik haklarını ihlal etmekte olduğu- Davanın esasına girilerek 01.03.2011 tarihinden önce akdedilen sözleşmeye dayalı işyeri yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği-

Fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesi talebi- İstirdat- Sebepsiz zenginleşme- Fazla ödemenin iadesine dayalı alacak davası- Hukuki nitelendirme-

Kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenen bir paranın geri alınmasına ilişkin olmayan, kira ilişkisi kapsamında hukuki sebep olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesine ilişkin davanın "istirdat davası" yerine "sebepsiz zenginleşmeye ve fazla ödemenin iadesine dayalı genel hükümler çerçevesinde bir alacak davası" olarak değerlendirilmesi gerektiği- Davacının dava dilekçesinde talebini “istirdat” olarak nitelendirmiş olması mahkemeyi bağlamayacağından, "davanın reddi" yerine, davacının amacının "fazla ödendiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesinin sağlanması" olduğu gözetilerek, bu kapsamda uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği-

Duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi- Dosyanın işlemden kaldırılması- Dürüstlük kuralı-

Son celseden önceki celsede davacı vekilinin mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin taraf vekillerine usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekirken "duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi" yönünde ara karar kurulması ve belirlenen duruşmaya davacı tarafın gelmemesi nedeniyle "dosyanın işlemden kaldırılması" ve sonra da "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesinin hatalı olduğu- "Duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi şeklinde bir düzenleme bulunmasa da, bir çok kez bu yöntemin kolaylığından istifade eden, bir şekilde duruşma gününü öğrenerek mazeret talebinde bulunan tarafın son oturumda “haberim olmadı, kaldı ki usulde böyle bir yöntem de bulunmuyor” mazeretine sığınmasının dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Ziynet eşyalarının iadesi- Terditli hüküm- İlamın icrası-

"İlamda ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmazsa ..... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine" dair terditli hüküm kurulmuş olması durumunda, ziynet alacağının değerinin ilamda belirtildiğinin kabulü gerektiği- İcra mahkemesince "Örnek 2 icra emrinde ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmaması halinde 'İİK m. 24/3 gereğince hesaplanacak para alacağı üzerinden' ibaresi çıkarılarak yerine 'İİK. m. 24/4 gereğince ilamda yazılı değerin' borçludan istenmesine" şeklinde şikayetin "kısmen kabulüne" karar verilmesi gerektiği-

Davalıdır şerhi- Kararın kesin olup olmadığı-

Taşınmazların tapu kaydına TMK m. 1010/I gereği tesis edilen "davalıdır" şerhinin "teminat amaçlı ihtiyati tedbir" niteliğinde olduğu ve bu konudaki kararların "istinaf" yoluna tabi olduğu-

Devre mülk sözleşmesinin geçersizliği- Bedelin iadesi- Denkleştirici adalet- Tesisin kullanım bedellerinin mahsubu-

Devre mülk sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle feshi ile ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesi talepli açılan davalarda tesisin kullanım bedellerinin mahsup edilemeyeceği-

Muvazaa- Tapu iptali ve tescil- Bedeller arasında aşırı oransızlık-

İnanç sözleşmesi ve taraf muvazaasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin uyuşmazlıkta; davalının, diğer davalının yetkilisi olduğu şirketin sigortalı çalışanı olduğu, davacı tarafça iş takibi için vekil tayin edildiği, tanık anlatımlarına göre dava konusu taşınmaz ile dava dışı diğer taşınmazların yapılacak satışlarında 5403 s. Kanun hükümlerine takılmamak adına taşınmazın davalıya bedelsiz devredildiği, davalının abisine de benzer amaçla aynı satış senedi ile taşınmaz devredildiği, tanık beyanları ve davalılar arasındaki iş ilişkisi gözetildiğinde, davalının davacı ile diğer davalı arasındaki inançlı işlemin varlığından haberdar olduğu, kendisine yapılan satışın gerçek bir satış olmadığı, davalının satış senedindeki bedeli ödediğini ispat edemediği, satış senedinde gösterilen bedel (306.000,00 TL) ile taşınmazın satış tarihinde tespit edilen bedel (878.584,00 TL) arasında aşırı nispetsizlik bulunduğu gözetildiğinde, davacı ile davalının diğer davalı aleyhine el ve işbirliği içerisinde hareket etmedikleri, davalının durumu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı- "Taşınmazın tapu memuru önünde ve resmi senetle satıldığı, buna karşılık gerek davacı, gerekse davalı, davalı üçüncü kişinin imzasını taşıyan veya onun el ürünü olan hiçbir belgeyi mahkemeye sunmadığı, vergiden kaçınmak için satış bedelinin olduğundan düşük gösterilmesinin tek başına tescili yolsuz hale getirmeyeceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

İcra takibi- Tüketici hakem heyetine başvuru- Derdestlik-

İcra takibine itiraz üzerine, aynı alacağa ilişkin talep edilen bedelin meblağı nedeniyle tüketici hakem heyetine başvurulduğu, heyetin başvurunun reddine karar verildiği, bunun üzerine tüketici hakem heyeti kararına karşı itiraz yoluna başvurulduğu, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden dava olmadığından derdestlik olmayacağı, icra takibi yapılmasının alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği- Mahkemece, "2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için, davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı" dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-

İşyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemi- İhtiyaç sebebi tahliye sebebi olarak kabul edilebilecek kişiler-

Davacıların ortağı oldukları şirketin, ortaklarından ayrı ve farklı bir kişiliğe sahip olduğu- Ortağı olunan şirket tüzel kişisinin, ortağın "kendisi" olarak kabul edilmeyeceği, ihtiyaç sebebinin tahliye sebebi olarak kabul edilebilecek kişiler bakımından gerçekleşmediği- "Davacıların şirketi anne, baba, oğul ve torundan oluşmakta olup TBK 350/1'de sayılan kişilerden oldukları, şirket ile ortakların faaliyeti ve ihtiyaçlarının bağımsız olmadığı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-