İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Devre mülk sözleşmesinin geçersizliği- Bedelin iadesi- Denkleştirici adalet- Tesisin kullanım bedellerinin mahsubu-
Devre mülk sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle feshi ile ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesi talepli açılan davalarda tesisin kullanım bedellerinin mahsup edilemeyeceği-
Muvazaa- Tapu iptali ve tescil- Bedeller arasında aşırı oransızlık-
İnanç sözleşmesi ve taraf muvazaasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin uyuşmazlıkta; davalının, diğer davalının yetkilisi olduğu şirketin sigortalı çalışanı olduğu, davacı tarafça iş takibi için vekil tayin edildiği, tanık anlatımlarına göre dava konusu taşınmaz ile dava dışı diğer taşınmazların yapılacak satışlarında 5403 s. Kanun hükümlerine takılmamak adına taşınmazın davalıya bedelsiz devredildiği, davalının abisine de benzer amaçla aynı satış senedi ile taşınmaz devredildiği, tanık beyanları ve davalılar arasındaki iş ilişkisi gözetildiğinde, davalının davacı ile diğer davalı arasındaki inançlı işlemin varlığından haberdar olduğu, kendisine yapılan satışın gerçek bir satış olmadığı, davalının satış senedindeki bedeli ödediğini ispat edemediği, satış senedinde gösterilen bedel (306.000,00 TL) ile taşınmazın satış tarihinde tespit edilen bedel (878.584,00 TL) arasında aşırı nispetsizlik bulunduğu gözetildiğinde, davacı ile davalının diğer davalı aleyhine el ve işbirliği içerisinde hareket etmedikleri, davalının durumu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı- "Taşınmazın tapu memuru önünde ve resmi senetle satıldığı, buna karşılık gerek davacı, gerekse davalı, davalı üçüncü kişinin imzasını taşıyan veya onun el ürünü olan hiçbir belgeyi mahkemeye sunmadığı, vergiden kaçınmak için satış bedelinin olduğundan düşük gösterilmesinin tek başına tescili yolsuz hale getirmeyeceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İcra takibi- Tüketici hakem heyetine başvuru- Derdestlik-
İcra takibine itiraz üzerine, aynı alacağa ilişkin talep edilen bedelin meblağı nedeniyle tüketici hakem heyetine başvurulduğu, heyetin başvurunun reddine karar verildiği, bunun üzerine tüketici hakem heyeti kararına karşı itiraz yoluna başvurulduğu, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden dava olmadığından derdestlik olmayacağı, icra takibi yapılmasının alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği- Mahkemece, "2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için, davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı" dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-
İşyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemi- İhtiyaç sebebi tahliye sebebi olarak kabul edilebilecek kişiler-
Davacıların ortağı oldukları şirketin, ortaklarından ayrı ve farklı bir kişiliğe sahip olduğu- Ortağı olunan şirket tüzel kişisinin, ortağın "kendisi" olarak kabul edilmeyeceği, ihtiyaç sebebinin tahliye sebebi olarak kabul edilebilecek kişiler bakımından gerçekleşmediği- "Davacıların şirketi anne, baba, oğul ve torundan oluşmakta olup TBK 350/1'de sayılan kişilerden oldukları, şirket ile ortakların faaliyeti ve ihtiyaçlarının bağımsız olmadığı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İşçinin işe iadesini işveren ve yüklenicinin birlikte gerçekleştirilmesi- Muvazaa- Rücu-
İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu, işverenin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesi mümkün olmadığı, somut olayda ise yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş iş mahkemesi kararında "davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacı işçinin asıl işveren davalı Üniversiteye iadesine, mali sorumluluk açısından ise davalı Üniversitenin sorumlu tutulmasına" karar verildiği, bu durumda işe iade ve mali sorumluluk tek başına davacıya ait olduğu, davalı yükleniciye rücu hakkı bulunmadığı-
İstihkak iddiasının geçerliliği- Üçüncü kişiyi temsil etme yetkisi- Vekaletnamenin kapsamı-
Abonelik iptali, elektrik - doğalgaz, su bağlatma, telefon-adsl aboneliği ile ilgili işlemleri yapmaya, resmi makam ve mercilerde üçüncü kişiyi temsil etmeye yetkili kılınan kişinin onun adına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı, bu durumda, istihkak iddiasının geçerli olmadığı nazara alınarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Kesin aciz belgesi- Zamanaşımı süresi- Takibin yenilenmesi talebi- Zamanaşımı süresini kesen işlemler-
İcra mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla alacaklı vekilinin kesin aciz belgesi verilmesi talebinin reddine karar verildiğinden, ortada kesin aciz belgesi bulunduğundan ve zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğundan söz edilemeyeceği- Takip dosyasında borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğundan haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği- Takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemi olmayan "takip dosyasının yenilenmesi" talebinin zamanaşımı süresini kesmeyeceği-
Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların iflası istememesi suçu- Zamanaşımı- Zamanaşımını kesen işlemler-
Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların iflası istememesi suçunun işlendiği tarihi itibariyle, sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın TCK m. 66/1-e ve 67'de öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu- Suç tarihinin 09.12.2014 tarihi olduğu, zamanaşımının kesildiği 10.03.2015 tarihli sanığın savunmasının alındığı tarih ile bu tarihten mahkumiyet karar tarihi olan 11.03.2025 tarihine kadar uzlaşma nedeniyle sanık hakkındaki kovuşturmanın CMK m. 223/8 gereğince durmasına ilişkin karar dışında başkaca zamanaşımını kesen hüküm ve işlem bulunmadığı ve bu tarihe kadar geçen sürede 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin 09.02.2024 tarihi itibariyle dolmuş olduğu anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği-
Haciz ihbarnamelerine dayalı borçlu olmadığının tespiti, İİK m. 72 uyarınca menfi tespit talebi ve taraflarınca ödenen bedeli iadesi istemi-
15 günlük hak düşürücü süreden sonra İİK m. 89/3 gereği açılan menfi tespit talebinin reddi gerektiği- Davacı üçüncü kişi ile takipte asıl borçlu olan davalı şirket arasında ticari ilişki bulunsa da, davacı üçüncü kişi borcun tamamını daha önce ödediğinden (89/1-2-3 haciz ihbarnamelerinin gönderildi tarihler ve dava tarihi itibariyle davalı asıl borçlu şirkete borçlu olmadığı tespit edildiğinden), mahkemece davacının davalı şirkete borçlu olmadığı anlaşıldığından, menfi tespit ve takip nedeniyle ödemiş olduğu paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı borçlu şirkette tahsili talebinin kabulüne karar verildiği- Takip alacaklısı davalı yönünden ise, takip alacaklısının davacıya İİK m. 89 uyarınca haciz ihbarnamesi göndermesi haklı sebebe dayanmakta olup kötüniyetli olarak kabul edilmediğinden takip alacaklısı açısından menfi tespit ve istirdat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
