İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Tasarrufun iptali- Kredi sözleşmeleri- Borcun doğumu- Ödemelerin mahsubu- Hukuki yarar-
Alacaklı ile borçlu arasında genel kredi sözleşmesi yapıldıktan sonra ikincisinin yapıldığı ve daha sonra da limit arıtımı yapıldığı uyuşmazlıkta, borçlunun ilk genel kredi sözleşmesinden sora yaptığı tasarrufun davacının alacağından sonra yapıldığının kabulü gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince, "davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta 'hukuki yararının' bulunmadığı" belirtilmişse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; "davalı tarafından kredi borcuna istinaden yatırıldığı beyan edilen ödemeler, satış yapılarak ödenen karşılığın ve ipotek fekki için ödenen paraların 'kredi borcuna mahsup edilerek' kredi bakiyesinden düşürüldüğü" tespit edildiğinden ve yapılan bu ödemelerden sonra borcun ve dava konusu icra takibinin devam ettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının esasına girilmesi gerektiği-
İlamsız icra takibine itirazın iptali istemi- Davalının hem keşidecisi hem de lehdarı olduğu senet- Alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi- Adi senette üçüncü kişi olmaması-
Davalının hem keşidecisi hem de lehdarı olduğu senet, davacı tarafından kambiyo senedine özgü takip yoluna gidilmeksizin ilamsız icra takibine konu edilmiş olup alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi halinde geçerli bir kambiyo senedinden ve kambiyo senedinin ciro ile devrinden söz edilemeyecekse de; dava konusu adi senette alacaklı ile borçlu dışında üçüncü kişi olmadığı, adi senede dayalı ilamsız icra takibi yapıldığı gözetildiğinde mahkemece kambiyo senetlerine özgü geçerli bir cironun bulunmadığından bahsedilerek davanın reddinin hatalı olduğu- Davacı alacaklıya verilen adi senetteki imzaya davalının itirazda bulunduğu göz önüne alınarak bu hususta değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği-
Hizmet tespiti davası- Ortaklık ilişkisi- Hizmet akdi-
Davacının ayrıntılı beyanının alındığı, tanıkların dinlendiği, davalı ile Belediye arasında yapılan kira sözleşmelerinde de ortaklığı engelleyici hüküm bulunduğu da değerlendirilmek suretiyle, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin "ortaklık ilişkisi" değil "hizmet akdine" dayandığı sonucuna varılarak uyuşmazlık konusu dönemde Bağ-Kur kaydı bulunan davacının "hizmet akdiyle" çalışmasına üstünlük tanınması gerektiği gerekçesiyle hizmet tespiti davasının kabulüne ilişkin verilen kararın isabetli olduğu- "Davalının işyeri kapsamında faaliyet gösteren "çay ocağında" davacı ile davalı arasında gerçekleşen ilişkinin niteliğinin "adi ortaklık ilişkisi olduğu", "hizmet akdine dayalı olmadığı" şeklindeki görüşün benimsenmediği-
İhtiyati tedbir kararının cebri satışa etkisi-
Mahkemece verilen tedbir kararında "tedbirin cebri satışa engel olduğuna" dair bir ibare yer almadığından, tapu kaydına düşülen şerhin cebri icra yolu ile yapılacak satışa engel olmayacağı, mahkemenin, aksi yöndeki cevabının da sonuca bir etkisinin bulunmadığı-
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu m. 8/İ-2- Sınırdaş arazi sahibinin önalım hakkı- Taşınmazın asgari tarımsal arazi büyüklüğü-
Sınırdaş arazi sahibinin önalım hakkı tarımsal bütünlüğün korunması amacıyla düzenlenmiş olmasına rağmen, tarım arazisinin büyüklüğüne bakılmaksızın her satışta komşu taşınmaz malikine önalım hakkı tanındığının kabulünün, asgari tarım arazisi büyüklüğünü haiz taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı kapsamında taşınmazını dilediği kişiye gerçek bedeli üzerinden devretme serbestisini ortadan kaldıracağı- Dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla kullanıldığı, satın alınan ve davaya konu taşınmazın büyüklüğünün 5403 sayılı Kanun’un 8. maddesinde belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklük miktarı ile hedeflenen miktarın çok üzerinde olduğu (hatta 5403 sayılı Kanun'un 8/A maddesinde belirtilen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün de üzerinde olduğu), bu taşınmaz hakkında önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığı- "Kanun'un aramadığı ve düzenlemediği koşullar gözetilerek, 5403 sayılı Kanun hükümleri yorumlanmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Yapay piyasa oluşturulduğu iddiası- Pasif husumet- Zarar unsuru- Hukuki yarar-
"Yapay piyasa oluşturulduğu" iddiasına konu işlemlerde, "davacının, (davalı) müşterileri adına olup uhdesinde yer alan hesaplar üzerinden, müvekkili nezdinde riske neden olacak şekilde (davalı) çalışanı vasıtasıyla diğer davalılarla el ve iş birliği içinde hareketle yapay piyasa oluşturulmak suretiyle işlem yapıldığı ve bu şekilde haksız fiilde bulunulduğu" ileri sürüldüğünden, davalılara husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu- Davacının ileri sürdüğü yapay piyasa oluşturma eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığından, mahkemece öncelikle, davacıya ne gibi bir zararının oluştuğu hususu açıklattırılarak eldeki davada hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği- Davacının hukuki yararının mevcut olduğuna kanaat edilmesi hâlinde, ileri sürülen iddia ve ortaya konulacak zarar doğrultusunda bilirkişilik yapmaya ehil ve aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınıp bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davaları birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiği- "Davalıların pasif husumetlerinin bulunmadığı" şeklindeki karşı görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Kesinleşen işe iade davası- Boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar- Belirsiz alacak davası-
Kesinleşen işe iade davasında parasal olarak belirlenmiş olan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının işverenden tahsiline yönelik talep belirsiz alacak niteliğinde olmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 9. HD. Kararı)-
Teminat senedi- Menfi tespit davası- Avans-
Davacı ve davalının iddialarının değerlendirilmesi kapsamında işyeri kayıtlarında inceleme yapılabilmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup gerek bilirkişi tarafından defterlerin tarafına sunulması istenilmiş gerekse kesin süre verilerek defterlerin ibrazı veya bilirkişi incelemesine açılmasına ilişkin ihtarda bulunulmuş ise de davalı tarafın defter ve kayıtlarda inceleme yaptırılmasına elverişli olacak hiçbir kaydı ibraz etmediği ve incelemeye esas olacak şekilde bilirkişiye de açık hâle getirmediği, dosyadaki tüm tanık beyanlarına göre davacının yapmış olduğu işlemlerde işverene teminat senedi şeklinde senet düzenleyip verdiği, takibe konu işbu senedin de verilen ihtarlar gereği dosyanın mevcut hâliyle değerlendirilmesi neticesinde tanık beyanları ile sabit olduğu üzere teminat senedi olduğu, davacının almış olduğu yüksek avans gereği borçlu olduğu hususuna ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle senedin teminat senedi olduğunun kabulü gerektiği-
Eşit davranma yükümlülüğü- Feshin son çare olması- İşe iade- İşten çıkış kodunun düzeltilmesi istemi- Güncel hukuki yarar-
Davalı "davacının son kullanma tarihi geçmiş ürünleri uyarılara rağmen zamanında raflardan kaldırmadığından bahisle haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedildiği" savunulmuşsa da davacının süt izni dolayısı ile yarım gün çalıştığı, ileri sürülen eylemlere ilişkin tüm sorumluluğun davacıda olmadığı, davalı tarafça sorumluluğu olan diğer personele söz konusu olumsuzluklarla ilgili yaptırım uygulandığına dair bilgi sunulmadığı, eşit davranma yükümlülüğüne uygun hareket edilmediği, yapılan feshin orantılı olmadığı, feshin son çare olması ilkesine de aykırı olduğu görülmekle feshin haklı veya geçerli sebeple yapıldığının davalı tarafça ispat olunmadığı gözetilerek işe iade talebinin kabulü gerektiği- İş sözleşmesinin haklı veya geçerli olarak feshedildiği davalı tarafça ispat olunmadığından işten çıkış kodunun Kod (49) yerine, Kod (04) (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak düzeltilmesi gerektiği, işe iade davasının kesin olmak üzere kabulüne, işten çıkış kodunun tespiti davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği- "Davacının işe iade davası ile çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik amacına ulaşması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi talebiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği, çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
