İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davalarında HMK 209/1 uygulaması- Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 11. HD. İlamı-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılan menfî tespit davalarında, belgenin sahteliğini tam bir "yaklaşık ispatı" gösteren şekilde -alacaklı hakkında bir ceza davası bulunması veya dava açılmamış olsa bile iddia edilen sahtelik nedeniyle tutuklanması, cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturmada rapor alınması gibi- somut olguların bulunması halinde, HMK m. 209/1 hükmü uyarınca takibin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu-
Nafaka hükümlerine uymamak suçu- Nafakanın kaldırılması / azaltılması davası- Bekletici mesele-Tedbir nafakası- Borçlu sanığın gelir durumunun tespiti-
Nafaka hükümlerine uymamak suçundan yapılan yargılamada, "nafakanın kaldırılması" veya "azaltılması" hususunda açılmış bir davanın bulunması halinde bekletici mesele yapılması gerekirse de; halen derdest boşanma davasında "ara karar" niteliğinde hükmedilen tedbir nafakasının söz konusu olması durumunda, borçlu sanığın gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine yönelik bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı-
İtirazın kaldırılması ve temerrüt nedeniyle kiralanan taşınmazın tahliyesi- Ek protokol ile belirlenen kira bedeli-
Borçlunun cevap dilekçesi ekinde sunduğu sonraki tarihli, kira indirimine ilişkin ek protokolde, takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair bir düzenlemenin yer almadığı, tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak kira sözleşmesi ile kararlaştırılan aylık kira bedelinin belirli olduğu, borçlu kiracı 30 günlük ödeme süresi içerisinde bu kira bedelini ödemediğinden temerrüdün gerçekleştiği- "Davalının yargılama aşamasında taraflar arasında düzenlenen 'kira indirimi hakkında' konulu tarihsiz ek protokolü dosyaya sunduğu, davacının bu ek protokolün varlığını açıkça kabul ettiği, ek protokolde kira artışı yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak hangi tarihten itibaren uygulanacağının açık şekilde belirlenmediği, takibe konu kira bedelinin miktarının ispat yükünün kiralayana ait olduğu, mevcut delil durumu dikkate alındığında; aylık kira bedelinin davalının kabul ettiği ve ek protokolde belirlenen kira miktarı olduğunun kabulü gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Menfi tespit- Şirket birleşmesi- Avalistin ileri sürebileceği def'iler-
Senedin keşide tarihi ve davacı şirketin birleşme tarihi gözetildiğinde, davacının şirket birleşmesi nedeniyle bonodan sorumlu olduğu- Avalistin sorumluluktan kurtulmak için şekle aykırılık dışında ancak ödeme ya da zamanaşımı gibi def'ileri ileri sürebileceği-"Bononun, birleşmeden sonra düzenlenmiş olduğu" gerekçesiyle bonoda aval olan şirket yönünden menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, TTK. m 702/2 gereğince davanın reddi gerektiği-
Tarafların sulh olmaları halinde vekalet ücreti-
Avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde; vekil eden ile avukat arasında sözleşme bulunmaması, sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde vekil eden, sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse, mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği-
Harici sözleşmeyle satın alınan bağımsız bölümün aynen ifasının imkansızlaşması nedeniyle doğan maddi ve manevi zararın tazmini talebi-
Geçerli sözleşmelerde aynen ifa yerine geçen müspet zarar talebinde bulunabileceği- Davacıların eldeki davada tapu iptal tescil davası da reddedildiğinden, aynen ifa yerine geçen müspet zarar kapsamında dairenin rayiç değerini istemiş olduğu- Davacılar tarafından yapıldığı iddia edilen faydalı ve zorunlu masrafların, sözleşme gereği kimin tarafından yapılması gerektiğinin tespiti gerektiği- Dava konusu taşınmazın rayiç değeri hesaplanırken, ifanın imkansız hale geldiği tarih olan tapu iptal tescil davasının reddedilip kesinleştiği tarihi itibarıyla hesaplama yapılması gerektiği- Cezai şart olarak kira bedelinin ödenmesi de talep edilmişse de, aynen ifa imkansız hale geldiğinden sözleşmeden dönülerek dairenin rayiç bedeli talep edilmiş olduğundan, artık sözleşme gereği cezai şart talep edilemeyeceği- Davacıların sunduğu ödeme belgelerinin, ek protokoller ile ek ödemelerin, taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların, bunların kim tarafından yapılması gerektiği ile ödeme belgelerinin, mahkemece değerlendirilerek uzman bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği-
Asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istem-
Taşınmazda davacının kayden malik olduğu, davalının bir hakkının bulunmadığı, "taşınmazın daha önceden kendi mülkiyetinde bulunduğu, davacının rızası ile taşınmazı kullandığı, davacı ile arasında sözlü kira akdi bulunduğunu" belirten davalının kira sözleşmesinin varlığını ispat edemediği, davacının kullanımına muvafakat ettiğine dair belgesinin de bulunmadığı, davalının dava konusu taşınmazı imalathane olarak kullandığı, bu durumda el atmasının önlenmesine karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı "taşınmazın değerinin hatalı belirlendiğini" belirtmiş ise de, mahkemenin taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerine göre dava değerinin belirlemesinin yerinde olduğu- "Davacının davada mülkiyet hakkına dayanırken davalının taşınmaz üzerinde bir mülkiyet iddiasında bulunmadığı, 'taşınmazın kendisine kiralandığını' savunduğu, uyuşmazlığın 'taşınmazın aynına ilişkin' değil, 'kira sözleşmesine dayalı olarak davalının taşınmazı kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı' noktasında toplandığı gözetilerek dava değerinin ecrimisil miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Toplu görüşme sürecindeki arabulucu belirlenmesi kararının kaldırılması- Tebligat usulsüzlüğü-
Davacı işveren ilk olarak gönderilen tebligatın usulsüz olmasından bahisle toplantıya katılamadığını iddia etse de 2. toplantıdan haberdar olduğu, toplu görüşme sürecini sakatlayacak bir durumun mevcut olmadığı, tarafların 2. toplantıda da anlaşarak süreci sonlandırmalarının mümkün olduğu, sürecin görevli makam tarafından usul ve yasaya uygun olarak devam ettirildiği görüldüğünden, "tebligat usulsüzlüğü" iddiasına dayalı "toplu görüşme sürecindeki arabulucu belirlenmesi kararının kaldırılması" istemine ilişkin davanın reddi gerektiği-
Kıymet takdiri ve satış talebinin reddi- İcra mahkemesi kararının konu itibariyle kesin olmadığı-
Kıymet takdiri ve satış talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işlemi hakkındaki icra mahkemesi kararının konu itibariyle kesin olmadığı (Yargıtay 12. HD'nin önceki içtihadından dönmüş olduğu)-
