İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Munzam zararın tazmininin şartları- Munzam zararın hesabında yöntemler- Alacağın devri-
Munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğu- Alacağın devri sözleşmesinde açıkça “munzam zarar” devredilmemişse alacağın ilk sahibinin, borçludan temerrüt tarihinden alacağın devredildiği tarihe kadar geçen süre için munzam zarar isteminde bulunabileceği- Munzam zararın hesabında soyut ve somut yöntem olmak üzere iki yöntem söz konusu olup, zarara uğrayanın her iki yönteme birden dayalı olarak tazminat talep edemeyeceği- Burada zarara uğrayan için en fazla giderim sağlayan yönteminin tercih edilmesi gerektiği
Menfi tespit- Korkutma iddiası-
Dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı sırada işyerinde bulunan ve haciz tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının beyanları, haciz işlemlerinin yırtıldığı belirtilen haciz tutanağına yazılmak suretiyle yapılması, davacının 'müşterilerinin olduğunu' iddia ettiği malları kurtarma amacıyla dava konusu protokol ile senetlerin imzalanması sonrasında ilk tutanak yırtılıp belirtilen bu süreçle alakalı hiç bir bilgi içermeyen haciz tutanağının düzenlenmiş olması karşısında, davacı tarafından davaya konu senetlerin ve protokolün, manevi cebir, icra tehdit ve baskısı altında, müşterileri karşısında itibar kaybına uğrayacağı korkusuyla imzalatıldığı sabit olduğundan davacı tarafından ileri sürülen korkutma iddiası ispatlandığından menfi tespit davasının kabulü gerektiği-
Hor kullanma tazminatı- Geç tahliyeden kaynaklı zararın tazmini istemi-
Tahliyenin gerçekleşmesi ardından kirayaverenin kiracı tarafından mecura verilen zararlara ilişkin makul süre içinde hasar bildiriminde bulunması gerektiği, arabuluculuk başvurusu ve mesaj kayıtlarının yazılı hasar bildirimi yerine geçmeyeceği, bu nedenle hor kullanım tazminatı talebinin reddi gerektiği- Kiracının savunma ve yargılama yollarını kullanması hukuka aykırı sayılmayacağından, tahliye taahhütnamesine karşı yapılan haksız itiraz sonucunda geç tahliyeye dayalı tazminat isteminin reddi gerektiği-
İflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemi- Kâr payı alacağı- Covid 19- Mücbir sebep-
Sözleşmede, mücbir sebep, “..ilgili tarafın kontrolü dışında gelişen savaş .. doğal afet ... sabotaj, her türlü haberleşme sisteminde meydana gelen fakat bunlarla sınırlı olmayan umulmayan hallerdir..” hükmüne yer verildiği, dosya kapsamından, davalı tarafça, davacıya toplam 640.938,30 USD tutarlı sipariş verildiği, siparişe konu mallar üretilmeden davacı şirkete gönderilen mail ile "Covid 19 salgın hastalığı nedeniyle, davalı müşterilerinin vermiş oldukları siparişlerin iptal edilmesi" sebebiyle, söz konusu siparişin iptal edildiği anlaşıldığından, mahkemece, davalı tarafça siparişin, davalının yurtdışındaki müşterilerinin de siparişlerinin iptaline dayalı olarak Covid 19 mücbir sebebi nedeniyle iptal edilmiş olduğu ve davacı tarafça hiç üretilmediği sabit olan ürünlerin kâr kaybının istenemeyeceği dikkate alınarak kâr kaybı alacağı dahil edilmeden, depo kararı verilmesi gerektiği-
Prim teşvik hükümlerinden yararlanma ve fark primlerin tahsili- Ahde vefa- Hukuki güvenlik-
6111 s. Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.03.2011'den önce ihale mevzuatı kapsamında akdedilen güvenlik ve hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde iş yeri tescil ettiren davacı yüklenicinin işin yaklaşık maliyet hesaplamalarını ve teklif tutarlarını oluştururken, 5510 s. K. m. 81/ı uyarınca öngörülen %5’lik prim teşvikini yasal bir veri olarak nazara aldığı ve işçilik maliyetlerini bu indirimli oran üzerinden belirlediği- Sözleşme sürecinde ortaya çıkan mevzuat değişikliğinin devam eden ihaleli işe uygulanmasına ilişkin idari yorum farklılığı ile ihalenin kalan dönemi için ihaleli iş gerekçesiyle teşvikten yararlandırılmama yönünde tesis edilen işlemle ihale dokümanı ve sözleşme şartlarının bir parçası haline gelen teşvik hükümlerinin, uygulama devam ederken geriye dönük veya sürekliliği bozacak şekilde iptal edilmesinin, devletin hukuki düzenlemelerine güvenerek uzun vadeli taahhüt altına giren basiretli tacirin ahde vefa ve hukuki güvenlik haklarını ihlal etmekte olduğu- Davanın esasına girilerek 01.03.2011 tarihinden önce akdedilen sözleşmeye dayalı işyeri yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesi talebi- İstirdat- Sebepsiz zenginleşme- Fazla ödemenin iadesine dayalı alacak davası- Hukuki nitelendirme-
Kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenen bir paranın geri alınmasına ilişkin olmayan, kira ilişkisi kapsamında hukuki sebep olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesine ilişkin davanın "istirdat davası" yerine "sebepsiz zenginleşmeye ve fazla ödemenin iadesine dayalı genel hükümler çerçevesinde bir alacak davası" olarak değerlendirilmesi gerektiği- Davacının dava dilekçesinde talebini “istirdat” olarak nitelendirmiş olması mahkemeyi bağlamayacağından, "davanın reddi" yerine, davacının amacının "fazla ödendiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesinin sağlanması" olduğu gözetilerek, bu kapsamda uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği-
Duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi- Dosyanın işlemden kaldırılması- Dürüstlük kuralı-
Son celseden önceki celsede davacı vekilinin mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin taraf vekillerine usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekirken "duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi" yönünde ara karar kurulması ve belirlenen duruşmaya davacı tarafın gelmemesi nedeniyle "dosyanın işlemden kaldırılması" ve sonra da "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesinin hatalı olduğu- "Duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi şeklinde bir düzenleme bulunmasa da, bir çok kez bu yöntemin kolaylığından istifade eden, bir şekilde duruşma gününü öğrenerek mazeret talebinde bulunan tarafın son oturumda “haberim olmadı, kaldı ki usulde böyle bir yöntem de bulunmuyor” mazeretine sığınmasının dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Ziynet eşyalarının iadesi- Terditli hüküm- İlamın icrası-
"İlamda ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmazsa ..... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine" dair terditli hüküm kurulmuş olması durumunda, ziynet alacağının değerinin ilamda belirtildiğinin kabulü gerektiği- İcra mahkemesince "Örnek 2 icra emrinde ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmaması halinde 'İİK m. 24/3 gereğince hesaplanacak para alacağı üzerinden' ibaresi çıkarılarak yerine 'İİK. m. 24/4 gereğince ilamda yazılı değerin' borçludan istenmesine" şeklinde şikayetin "kısmen kabulüne" karar verilmesi gerektiği-
Davalıdır şerhi- Kararın kesin olup olmadığı-
Taşınmazların tapu kaydına TMK m. 1010/I gereği tesis edilen "davalıdır" şerhinin "teminat amaçlı ihtiyati tedbir" niteliğinde olduğu ve bu konudaki kararların "istinaf" yoluna tabi olduğu-
