İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Taşınmaz devri için 6762 s. TTK 443/2 kapsamında karar alınmasının gerekli olup olmadığı-

Dava konusu taşınmazdaki hisse satışının, davacı şirketin varlığını sona erdirerek şirketi fiilen tasfiye sürecine sokacak niteliği haiz hayati bir mal varlığı devrinden ziyade şirketin işletme konusu ile iştigal sahası kapsamında geçmiş dönemlerde yapılan iş ve işlemlerden farklı olmayan, taşınmaz hissesine icrai haciz şerhleriyle yansıyan şirket içi olumsuzluklar ile taşınmaza ilişkin olarak üstlenilen kat karşılığı inşaat taahhütlerinden doğan yükümlülükler bakımından ortaya çıkabilecek olası risklerin bertaraf edilmesi kapsamında, davacı şirketin mal varlığını korumaya yönelik olarak şirket idaresince alınan inisiyatif ile gerçekleştirilen bir satış olduğu, yapılan işlemin, devri gerçekleştiren müdürün olağan temsil yetkisi kapsamında bir işlem olduğu- Dava konusu taşınmaz hissesinin satışı geçerli olup bu satışın geçerliliğinin 6762 s. TTK m. 443/2 kapsamında davacı şirket nezdinde ortaklar kurulu kararı alınmasına bağlı olmadığı; fer'î müdahil müdür tarafından gerçekleştirilen hisse satışının, 6762 s. TTK m. 321 anlamında müdürün olağan temsil yetkisi dahilinde gerçekleştirilen geçerli bir devir olarak kabulü gerektiği- "Dava konusu taşınmazın şirketin varlığı ve faaliyetlerini sürdürme bakımından hayati öneme haiz bir varlık olduğu; taşınmazın şirkete ait tek mal varlığı değerini oluşturması ve satış sonrasında şirketin fiilen tasfiyeye sürüklendiği, bu satış işleminin yapıldığı sırada taşınmazdaki şirkete ait hisseler üzerinde hacizler bulunmasının taşınmazın şirketin varlığını ve faaliyetlerini sürdürme bakımından hayati öneme haiz olma niteliğini ortadan kaldırmadığı, şirketin taşınmazdaki hisselerinin cebri icra yoluyla satışının önlenmesi gayesiyle de olsa ortaklar kurulu kararı olmadan şirket müdürü (temsile yetkili bir ortağı) tarafından satılmış olmasının, bu satışı hukuka uygun hâle getirmeyeceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Haksız azil hâlinde avukatlık ücretinin hangi değer üzerinden hesaplanacağı- Avukatlık sözleşmesinin yorumu (TBK 19/1)- Kamulaştırma bedeli- Dava açılırken gösterilen harca esas değer- Yargılamada ortaya çıkacak gerçek değer- Bilirkişi incelemesiyle tespit edilen değer- Kısmi davada harçlandırılan değer- Ek davada kesin delil teşkil eden meblağ-

Taraflar avukatlık sözleşmesini imzalarken, ücret ile ilgili kararlaştırmanın yanında, haksız azil hâlinde ücretin hangi değer üzerinden hesaplanacağına dair açıkça ayrı bir hükme yer vermişler ve bu durumda, davanın hangi aşamasında olursa olsun, haksız azil vuku bulursa, "davanın neticelenmesi sonucunda ortaya çıkan değer üzerinden" hesaplama yapılacağını kabul ettiklerinden; sözleşmenin bütününe bakıldığında, bu madde ile tarafların yalnızca dava açılırken gösterilen harca esas değeri değil, yargılamada ortaya çıkacak gerçek değeri esas aldıkları; bu değerin ise kamulaştırma bedeli olarak yargılamada bilirkişi incelemesiyle tespit edilen ve mahkemece hükme esas alınmakla sonradan açılacak ek davada kesin delil teşkil eden meblağın olduğu anlaşılmakla; sözleşmenin haksız azle ilişkin maddesinde ücrete esas değerin kısmi davada harçlandırılan ve karara bağlanan dava değerinden ibaret olmadığı-

Gizli ayıp- Teknik rapor- Teslim tutanağı-

Yeraltı yangın suyu borularındaki gizli ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin davada; her ne kadar yerel mahkemece incelenen numunelerin davalı üretimi olduğunun saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, boruların üretim hatasından kaynaklı ayıplı olduğuna dair teknik rapora esas teşkil eden ve davalı şirket yetkilisinin de imzasını taşıdığı iddia edilen teslim tutanağı değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu-

İlama bağlanmış alacak- İhtiyati haciz şartları-

Alacaklının ilama bağlanmış alacakların tahsilini teminen ihtiyati haciz talebinde bulunması halinde kararın kesinleşmesine gerek olmadığı; ilama bağlanan alacaklara, diğer alacak taleplerine kıyasla, bir üstünlük tanınmış olduğu (BAM HD Kesin Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 12. HD. İlamı)-

Şikayet- Usulsüz tebliğ- Dürüstlük kuralı-

Aynı icra dosyasında süresinde faiz oranı ve başlangıç tarihine ilişkin şikayette bulunulması bu taleplerin icra mahkemesinin ilgili dosyası kapsamında değerlendirilmesi ve o dosyada kat ihtarnamesinin usulsüz tebliğ şikayetinin ileri sürülmeyip şikayete konu dosyada ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği-

Yönetim kurulu- Şirketle işlem yapma yasağı- Bono- Menfi tespit davası-

Yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağına (TTK m. 395) aykırı olarak düzenlenen bono nedeniyle açılan menfi tespit davasında; davacı şirketin senedin "teminat senedi" olduğunu ve dayanak borcun ödenmesiyle hükümsüz kaldığını ileri sürmesinin söz konusu işleme icazet verildiği anlamına geldiği gözetilerek, davanın salt genel kurul izni yokluğu gerekçesiyle kabulü yerine işin esasına girilerek gerçek bir borç ilişkisinin bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği-

Bono- Tahrifat- Menfi tespit davası- Borçlunun zararına hareket etme-

Bonoda tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit davasında; bilirkişi raporları ile senette tahrifat saptanmadığı gibi, bono hamili olan davalının senedi iktisap ederken borçlunun zararına hareket ettiği hususunun somut delillerle ispatlanamadığı, lehtar konumundaki diğer davalının tek taraflı beyan ve kabullerinin ise davalılar arasındaki husumet nedeniyle tek başına yeterli delil teşkil etmeyeceği-

Malpraktis- Down sendromu- İlliyet bağı- Aydınlatma yükümlülüğü-

Gebeliğin yalnızca 9-11. haftalarında takip gerçekleştiren hekimin, Down sendromu teşhisinin yapılamamasından sorumlu tutulabilmesi için gerekli illiyet bağının kurulamadığı ve aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispatlanamadığı-

SGK prim alacaklarının tahsili- İhalenin feshi- Görev-

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından prim alacaklarının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen araç satışına ilişkin ihalenin feshi istemli davada; uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesindeki genel görev kuralı yerine, 6183 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemelerinin görevli olduğu- Karşı oy yazısında "5510 sayılı Kanun’un 88/19. maddesi ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun özel ve sonraki tarihli düzenlemeleri uyarınca, Kurumun prim alacağını tahsil amacıyla gerçekleştirdiği satış işlemlerinden doğan ihalenin feshi uyuşmazlıklarında görevli mahkemenin 'iş mahkemesi' olduğu" görüşünün ileri sürüldüğü-