İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istem-

Taşınmazda davacının kayden malik olduğu, davalının bir hakkının bulunmadığı, "taşınmazın daha önceden kendi mülkiyetinde bulunduğu, davacının rızası ile taşınmazı kullandığı, davacı ile arasında sözlü kira akdi bulunduğunu" belirten davalının kira sözleşmesinin varlığını ispat edemediği, davacının kullanımına muvafakat ettiğine dair belgesinin de bulunmadığı, davalının dava konusu taşınmazı imalathane olarak kullandığı, bu durumda el atmasının önlenmesine karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı "taşınmazın değerinin hatalı belirlendiğini" belirtmiş ise de, mahkemenin taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerine göre dava değerinin belirlemesinin yerinde olduğu- "Davacının davada mülkiyet hakkına dayanırken davalının taşınmaz üzerinde bir mülkiyet iddiasında bulunmadığı, 'taşınmazın kendisine kiralandığını' savunduğu, uyuşmazlığın 'taşınmazın aynına ilişkin' değil, 'kira sözleşmesine dayalı olarak davalının taşınmazı kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı' noktasında toplandığı gözetilerek dava değerinin ecrimisil miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Toplu görüşme sürecindeki arabulucu belirlenmesi kararının kaldırılması- Tebligat usulsüzlüğü-

Davacı işveren ilk olarak gönderilen tebligatın usulsüz olmasından bahisle toplantıya katılamadığını iddia etse de 2. toplantıdan haberdar olduğu, toplu görüşme sürecini sakatlayacak bir durumun mevcut olmadığı, tarafların 2. toplantıda da anlaşarak süreci sonlandırmalarının mümkün olduğu, sürecin görevli makam tarafından usul ve yasaya uygun olarak devam ettirildiği görüldüğünden, "tebligat usulsüzlüğü" iddiasına dayalı "toplu görüşme sürecindeki arabulucu belirlenmesi kararının kaldırılması" istemine ilişkin davanın reddi gerektiği-

Kıymet takdiri ve satış talebinin reddi- İcra mahkemesi kararının konu itibariyle kesin olmadığı-

Kıymet takdiri ve satış talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işlemi hakkındaki icra mahkemesi kararının konu itibariyle kesin olmadığı (Yargıtay 12. HD'nin önceki içtihadından dönmüş olduğu)-

Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemi- Davaların yığılmasında ıslah-

Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada, bozma öncesi yapılan yargılama sırasında ıslah yapılması ve yargılamada sadece bir kere ıslah yapılabileceği (HMK m. 176/2) gözetilerek, ikinci ıslah talebinin reddi gerektiği- Davacının alacağını ispata yönelik herhangi bir bilgi veya belge sunamadığı, söz konusu ödemelerin yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından, bazı alacaklar yönünden alacak miktarının dahi hesaplanamadığı, all risk poliçe bedelinin ise dosya içerisinde yer alan belgelere göre davalı tarafından yapıldığı- Davacı süresi içerisinde ödemelerin sigorta şirketine verilmek üzere davalı tarafa yapıldığı yönünde bilgi veya belge sunulmadığından söz konusu taleplerin ayrı ayrı reddi ile davacının teminat alacağı yönünden, talep edilen ve ıslah edilen miktarın taleple bağlılık ilkesi gereğince dikkate alınması gerektiği- "Davaların yığılması halinde her bir talep bakımından ıslah yapılmasının mümkün olması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Ayıplı satım iddiasına dayalı ayıbın giderilmesi olmadığı taktirde aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemi- Şerit koruma destek sistemi-

Davacı, dava dilekçesinde "ayıbın giderilmesi, olmadığı taktirde ayıpsız misli ile değiştirilmesini" talep etmişse de ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden, tüketicinin tercihi yönünde verilecek hükmün hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozar mahiyette olmaması gerekliliğinin kabul edildiği- Bilirkişi raporlarıyla 2016 üretim yılı itibarıyla zaten araçta bulunmayan söz konusu (şerit korumaya ilişkin) sistemin sonradan takılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, 2016 model aracın üretimde olmadığı anlaşılmış ise de "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği TBK. m. 219 hükmü de nazara alınmak suretiyle davalıların, davacıya bildirdikleri niteliğin, dava konusu araçta bulunmaması sebebiyle davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü gerektiği- Davacının satın aldığı araca ait broşürdeki hatalı bildirim sebebiyle eğer araç tasarımı müsait olsaydı takılabilecek sistemin bedelinin, davacının aracı satın aldığı tarihteki kur üzerinden hesaplanarak hükmedilmesi gerektiği- "Dava konusu araca ait broşürde ve internet sitesinde aracın anılan sisteme sahip olduğu belirtilmesine rağmen gerçekte 2016 model araçlarda bu sisteminin olmadığın, tasarımında olmayan bir otomobile de sonradan takılmasının teknik olarak mümkün bulunmadığı, davacının ayıbın giderilmesini, olmadığı takdirde ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmesi, aracın üretim yılı nedeniyle söz konusu sistemin zaten olmaması ve bu nedenle onarım veya misli ile değişimin mümkün bulunmaması, tacir olan davacının, satın aldığı aracın hangi teknik özelliklerinin mevcut olduğunu basit bir araştırma ile öğrenebilecek durumda olması karşısında davanın reddi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

Okur-yazar olmayan mirasbırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetname- TMK m. 535 şartları- Şekle uygunluk-

Resmî memurun ilk olarak 'düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını' isteyen vasiyetçiyi huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin 'yanında tanık olarak gelenlerden' bilgisi altında vasiyetname şahitlerinin kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun 'Önce vasiyetçi ... şu surette sözlerine başladı' şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından 'Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve hakiki arzularını kapsadığını söyledikten sonra,...' vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin 'Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri ... tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden ... isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz...' şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı, vasiyetnamenin geçerli olduğu- "Dava konusu vasiyetnamede tanıkların 'mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını' tevsik eden beyanlarının bulunmamasının vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, TMK 535/2'de öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

Tasarrufun iptali davasında haksız ihtiyati haciz- Maddi ve manevi tazminat- Faiz- Komisyon bedeli, faiz kaybı-

Davalı banka tarafından açılan tasarrufun iptali davasında İİK. m. 281/2 uyarınca konulan ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemi- Talep olmamasına karşın, tüm davacıları kapsar şekilde manevi tazminat talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Maddi tazminat talebinde faiz istemi- Davacı şirketin maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile komisyon bedeli ve teminat bedelinin kullanılamamasından kaynaklı faiz kaybı olmak üzere maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesi gerektiği-

Haciz mahallinde elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılması talebi-

- Üçüncü kişi haczi yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanların zapta geçirilip, İİK 96 vd.nda yer alan istihkak prosedürünün uygulanması gerektiği- İcra müdürünce İİK 96 ve 99 uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşeceğinden ve şikayeti ile istihkak iddiası ayrı bir dava konusu olduğundan halihazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılmasının usul ve yasaya aykırı olmadığı- Alacaklı vekilinin "haciz mahallinde elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılmasına" ilişkin talebinin kabulü gerektiği-

İcra takibinin muvazaalı olması sebebi ile iptali istemine ilişkin davada ıslah-

Dava dilekçesinde davalı borçlu aleyhine yaptıkları sadece bir icra takibine dayanan davacı alacaklının daha sorna diğer bir icra dosyasındaki alacaklarını da temin edecek şekilde davasını ıslah etmiş olduğu- Islah ile davaya dahil edilen icra takip dosyasının davanın taraflarında herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı, talep edilen hususun iddianın genişletilmesi yasağının istinası olduğu ve usul ekonomisine göre işlem yapılması gerektiğinden, ıslah harcının da dosyaya yatırılmış olduğu gözetilerek ıslah ile talep edilen icra dosyası yönünden de dosyanın incelenmesi gerektiği- İnfazda tereddüt edilecek şekilde "alacak ve ferileri sınırlı olmak üzere" hem iptale hem de tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğu-