İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Kesin aciz belgesi- Zamanaşımı süresi- Takibin yenilenmesi talebi- Zamanaşımı süresini kesen işlemler-
İcra mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla alacaklı vekilinin kesin aciz belgesi verilmesi talebinin reddine karar verildiğinden, ortada kesin aciz belgesi bulunduğundan ve zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğundan söz edilemeyeceği- Takip dosyasında borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğundan haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği- Takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemi olmayan "takip dosyasının yenilenmesi" talebinin zamanaşımı süresini kesmeyeceği-
Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların iflası istememesi suçu- Zamanaşımı- Zamanaşımını kesen işlemler-
Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların iflası istememesi suçunun işlendiği tarihi itibariyle, sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın TCK m. 66/1-e ve 67'de öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu- Suç tarihinin 09.12.2014 tarihi olduğu, zamanaşımının kesildiği 10.03.2015 tarihli sanığın savunmasının alındığı tarih ile bu tarihten mahkumiyet karar tarihi olan 11.03.2025 tarihine kadar uzlaşma nedeniyle sanık hakkındaki kovuşturmanın CMK m. 223/8 gereğince durmasına ilişkin karar dışında başkaca zamanaşımını kesen hüküm ve işlem bulunmadığı ve bu tarihe kadar geçen sürede 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin 09.02.2024 tarihi itibariyle dolmuş olduğu anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği-
Haciz ihbarnamelerine dayalı borçlu olmadığının tespiti, İİK m. 72 uyarınca menfi tespit talebi ve taraflarınca ödenen bedeli iadesi istemi-
15 günlük hak düşürücü süreden sonra İİK m. 89/3 gereği açılan menfi tespit talebinin reddi gerektiği- Davacı üçüncü kişi ile takipte asıl borçlu olan davalı şirket arasında ticari ilişki bulunsa da, davacı üçüncü kişi borcun tamamını daha önce ödediğinden (89/1-2-3 haciz ihbarnamelerinin gönderildi tarihler ve dava tarihi itibariyle davalı asıl borçlu şirkete borçlu olmadığı tespit edildiğinden), mahkemece davacının davalı şirkete borçlu olmadığı anlaşıldığından, menfi tespit ve takip nedeniyle ödemiş olduğu paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı borçlu şirkette tahsili talebinin kabulüne karar verildiği- Takip alacaklısı davalı yönünden ise, takip alacaklısının davacıya İİK m. 89 uyarınca haciz ihbarnamesi göndermesi haklı sebebe dayanmakta olup kötüniyetli olarak kabul edilmediğinden takip alacaklısı açısından menfi tespit ve istirdat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
Tüzel kişilik perdesinin aralanması talebi- Zamanaşımında uygulanan hukuk-
Zamanaşımının hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabi olduğu- Yabancı mahkemelerde açılan davalar sonucu verilen kararların tanınması veya tenfizine dair bir karar bulunmadığı sürece yabancı mahkemede dava açılmasının zamanaşımını kesen sebep olarak dikkate alınmayacağı- Dava konusu alacağın taraflar arasındaki 22.04.2005 tarihli satış sözleşmesinden doğduğu, 25.07.2005 tarihli tazmin sözleşmesi ile en geç 25.07.2005 tarihinde muaccel hale geldiği, Arnavutluk Mahkemesi'ndeki davanın 05.01.2006 tarihinde açıldığı, kararın 15.01.2008 tarihinde kesinleştiği, kararın tenfizinin 15.03.2016 tarihinde kabul edildiği hususları göz önüne alındığında, alacağın doğduğu 25.07.2005 tarihinden itibaren tenfiz kararının verildiği tarihe kadar TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu- Bir şirket dışındaki davalıların Arnavutluk Mahkemesi'nde açılan davanın tarafı olmadıkları, davanın ve sonucunda verilen kararın o davanın tarafları yönünden bağlayıcı olacağı, dolayısıyla somut olayda doğrudan davalılara yönelik olarak zamanaşımını durduran ya da kesen sebeplerin bulunmadığı, bu nedenle bu davalılar yönünden davanın zamanaşımı süresinde açılmadığı- Adı geçen davalı şirket tarafından zamanaşımı definin ileri sürülmediği, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, zamanaşımının bu davalıya sirayet etmeyeceği, davalı şirket hakkında dava konusu alacakla ilgili olarak zaten Arnavutluk Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen karar bulunup, bu kararın da tenfizine karar verildiği görüldüğünden bu davada anılan davalıdan alacağın tahsilinin istenmesinde davacının hukuki yarar bulunmadığı-
Sözleşmenin bitim süresinin uzatılması nedeniyle fiyat farkı istemi-
Mahkemece; Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca, "hak edişlere itiraz edilmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; taraflar arasında imzalanan sözleşmede bu şartnamenin sözleşmenin ekleri arasında sayılmadığı, sözleşme uyarınca davalı İdarenin kusuru nedeniyle süre uzatımı kararı verildiğinden davacının fiyat farkı talep edebileceği, aksi şekilde düşünülse dahi davacının davalı Kurum'a hitaben gönderdiği yazılarda sözleşme hükümleri gereği fiyat farkı talebinde bulunmuş olmasının ihtirazi kayıt niteliğinde olduğu-
Kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi- Lehtarın ikrarı- Temel ilişkinin yokluğu- Menfi tespit davası-
Mücerretlik ilkesi gereğince keşideci ile arasındaki temel ilişkiyi açıklama zorunluluğu bulunmayan lehtarın, "aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını" açıkça ifade etmesi halinde, davacı keşidecinin davalı lehtara bonodan dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği- İmzanın keşideciye ait çıkması, senedin sahtecilik yapılmak suretiyle düzenlendiği veya bononun anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna yönelik iddiaların ispatlanamamış olmasının da lehtarın bu ikrarı karşısında varılan sonucu değiştirmeyeceği-
Kayıt terkin davası- Muvazaa-
Mahkemece, "adi yazılı kira sözleşmesine dayalı takibin dava dışı müflis şirketin konkordato davasının açıldığı tarihlere yakın tarihte açılması, zamanında damga vergisi ve tahsilat olmasa da aylık fatura düzenlenip ticari defterlere işlenmemesi, yaklaşık üç yıllık bir alacağa ilişkin takip yapılırken kira artış oranlarının gözetilmemesi, üç yıllık bir kira alacağından dolayı müflis şirketin konkordato talebinde bulunduğu tarihe 11 gün kalıncaya kadar hiçbir icra takip, ihtar ve dava yoluna gidilmemesi nedeniyle davalının alacağının muvazaalı olduğu" gerekçesiyle "kayıt terkin davasının kabulüne" karar verilmişse de; kira sözleşmesinin geçerli olması için resmi şekilde yapılmasının gerekli olmadığı, kira alacaklarının zamanaşımı süresince her zaman istenebileceği, dava dışı müflis şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin kiralanan taşınmaz olduğu, konkordato sürecinde ise konkordato komiserinin onayıyla kiralananda oturulduğu hususu kabul edilerek alacağın nisaba dahil edildiği, tüm bu olguların kira ilişkisinin varlığını ve fiilen kiralananda konkordato talep eden kiracı şirketin oturduğunu gösterdiği, komiserin izniyle akdedilen veya devamına karar verilen sözleşmelerden kaynaklanan alacakların iflas halinde masa alacağı olarak kaydedileceği, davacı tarafça bedelde muvazaa olduğuna dair açık bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşıldığından, mahkemece, davalı ile dava dışı müflis şirket arasındaki kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Kira sözleşmesinin feshinden kaynaklı kazanç kaybı tazminatı istemi- Ticari faiz- Hesap yöntemi-
Kira sözleşmesinin feshinden kaynaklı kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkin davada, tüzel kişi tacir davacının ticari faiz talep edebileceği- Bozma ilamı gereğince "kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralaması için gereken makul sürenin ve bu süre içindeki muhtemel cirosunun, kâr oranı, işletme giderlerinin ciroya oranı belirlenerek tespit edilmesi" gerektiği- Hükme esas alınan raporda; "makul süre tespitinin soyut ve varsayımsal olarak reklam sözleşmesi sürelerinin iki ya da üç yıl süreli olduğu kabulüne dayalı olarak yapılması"; "kâr kaybı hesabının ise davacının faaliyetini yalnızca kiralanan üzerinden mi gerçekleştirdiği, başka alanlar üzerinden gelir elde edip etmediği açıklanmaksızın davacının vergi beyannamelerinin esas alındığı ifade edilerek yapılmasının" hatalı olduğu- Aralarında gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralanması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, sonrasında fesih nedeniyle kiralanandan elde edilebilecekken elde edilemeyen kâr kaybının hesaplanması gerektiği
Sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davalarında HMK 209/1 uygulaması- Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 11. HD. İlamı-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılan menfî tespit davalarında, belgenin sahteliğini tam bir "yaklaşık ispatı" gösteren şekilde -alacaklı hakkında bir ceza davası bulunması veya dava açılmamış olsa bile iddia edilen sahtelik nedeniyle tutuklanması, cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturmada rapor alınması gibi- somut olguların bulunması halinde, HMK m. 209/1 hükmü uyarınca takibin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu-
