İçerik Akışı

Sözleşme serbestisi- Pandemi- İlaç- Eczane-

Sözleşme serbestisi kapsamında taraflarca imzalanarak uygulamaya konan protokolün, söz konusu düzenlemesi gereği; ilaçların, hastaya teslim edilmek üzere alım tarihinden itibaren 60 günü geçecek şekilde eczanede bekletildiğinin saptanması, ceza uygulanmasına yeterli olup, maddenin ihlali için ilaçların başka kişilere satılması veya Kurumun zarara uğratılmasının aranmadığı, her ne kadar davacı tarafça cezaya konu reçetelerin tamamının, pandemi döneminde devamlı olarak ilaçlarını takip etmesini isteyip ilaçlarını müvekkile ait eczaneden alan hastalara ait olduğu, pandemi dönemi boyunca devam reçeteleri karşılanarak hastalara teslim edildiği ancak sisteme girildiği halde, devam eden pandemi nedeniyle gelip ilaçlarını alamayan hastaların bulunduğu ileri sürülmüş ise de; ülkemizde 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün etkilerinin 01.07.2021 tarihine kadar devam ettiği, bu dönem içerisinde ülkemiz genelinde bir takım kısıtlamalar uygulansa da, pandemi sebebi ile insanların artık toplu olarak hareket etmek yerine bir kişi olarak dışarı çıktıkları ve bütün ihtiyaçlarını tek seferde karşıladıkları, özellikle hastane/eczane ve sağlık kuruluşlarına ulaşımın kısıtlama muafiyeti kapsamında yer aldığı, bu nedenle covid-19 etkilerinin devam ediyor olmasının mazeret olarak kabul edilemeyeceği-

Özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklar- Enflasyon- Menfaatler arasındaki adil denge-

Devletin, özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların menfaatleri arasındaki adil dengenin sağlanmasına yönelik tedbirleri almakla yükümlü olduğu- Özel hukuk kişileri arasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğraması dolayısıyla meydana gelen zararların tazmin edilmesini sağlayacak başvuru yollarının bulunmamasından kaynaklı ihlaller nedeniyle ortaya çıkan ve yapısal sorun teşkil eden durumun telafi edilebilmesi için açık bir kanuni bir düzenleme yapılması gerektiği, oluşturulacak başvuru yolunun hâlihazırda yapılan ve bundan sonra yapılacak başvurular açısından özel hukuk kişileri arasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramasını önleyecek nitelikte olması gerektiği-

Maddi hata- Hakimin takdir yetkisi- Devletin sorumluluğu ve rücu-

Dava tarihi 14.04.2022 olmasına rağmen karar başlığında 22.09.2022 olarak yazılmış ise de bu yanlışlık mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte maddi hata kabul edilerek işin esasına etkili olmadığı- Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesinin ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususların tazminata konu edilemeyeceği- Somut vakıada karar gerekçesinde maksadını aşan ifadelere yer verilmiş ise de HMK'nın 46. maddesindeki şartlardan hiçbirisi gerçekleşmediği-

Tapu sicili- Haksız fiil- Zarar-

Sicil tutma işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin kurallarının da uygulanacağı- Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda taşınmazın niteliği ve zararın kapsamı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-

Davaların Birleştirilmesi- İptal kararı-

HMK.m.166/1’in ikinci cümlesinde yer alan “….ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği-

Raylı toplu taşıma sistemlerine engellilerin erişebilirliği-

M2 metro hattı üzerinde yer alan Levent ve Taksim metro istasyonlarda metro vagon kapılarının açılacağı noktalarda uyarıcı yüzey bulunmaması sebebiyle muhatap Belediyenin EHİS, 5378 sayılı Kanun, ilgili TS standartları ve diğer ikincil düzenlemeler uyarınca raylı toplu taşıma sistemlerinin engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesi kapsamında sahip olduğu yükümlülüğü yerine getirmediği- Bu doğrultuda yapılan tüm açıklamalar göz önüne alındığında muhatap tarafından engellilik temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kanaatine varıldığı-

Asgari ücret- Usuli kazanılmış hak-

İşlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan 31.12.2016 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki artışlar yansıtılmadan maddi tazminat hesabı yapılması gerektiği- Asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu- Davalı taraf lehine oluşan usulî kazanılmış haklar göz önünde bulundurulmaksızın yalnızca davalı tarafın kararı temyiz ettiği dikkate alınmadan davalının kendi temyizi nedeniyle aleyhine durum meydana getirecek şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-

Engellilik- Ayrımcılık yasağı- Eşit muamele ilkesi-

Mevcut olayda başvuran tarafından engellilik temelinde ayrımcılığa uğradığına ilişkin olarak soyut iddiaların ötesine geçen, kuvvetli emare ve karine oluşturan olguların dosyaya sunulduğu ve buna karşılık olarak muhatap Şirket tarafından iddialarını destekler mahiyette bilgi ve belge sunulamadığı anlaşılmış olduğundan engellilik temelinde eşit muamele ilkesi ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği-

Kesinlik sınırı- İlk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlar- Temyiz-

Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla veya istinaf incelemesi sonucu verdiği kararlar için dahi ayrım yapılmaksızın 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinde belirtilen kırk bin Türk liralık temyiz kesinlik sınırı uygulandığından Yargıtay hukuk dairelerince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararların temyizi için de bu parasal sınırın esas alınması ve bu miktarı geçen kararlara karşı temyiz yolunun açık olduğunun kabul edilmesi gerektiği-

Maktu harç- Adli yardım talebi-

Kanun yoluna başvururken ödenecek harçların maktu nitelikte olduğu, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı gözetildiğinde davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı bu nedenle adli yardım talebinin reddine karar vermek gerektiği-