İçerik Akışı

Banka- Müterafik kusur- Güvenlik kontrolü prosedürünün işletilmesi-

Davacının hesap hareketlerinde olağan dışı meblağlarda ve üçüncü kişi şirketlere para havalesi talebi, davalı banka için de şüpheli görülmüş ve davacıdan işlemler için teyit alma ihtiyacı duyulduğu, ayrıca davacı telefondan aranmış ancak telefon başka telefona yönlendirilmiş olduğundan teyit alamadığı, bu nedenle, müşterisinin cevap vermemesinin dahi olağan dışı ve şüpheli olduğu dikkate alınarak, güvenlik kontrolü prosedürünün işletilmesi, işlemin durdurulması ve etkin bir güvenlik kontrol sürecinin yürütülmesi gerekirken, davalı bankanın sadece işlemlerin yapıldığına dair davacıya bilgi maili gönderimiyle yetinmesi sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmediği-

Kal ile eski hale getirme- Taşınmazın aynına tabi alacaklar- Taşınmazın takipten önce üçüncü kişiye devri- İlam alacaklısının kim olduğu-

Kal ile eski hale getirme, gayrimenkulün aynına tabi alacaklar olduğundan ve gayrimenkul takipten önce üçüncü kişiye devredildiğinden, ilam alacaklısının yeni malik olduğu, taşınmazı devreden eski malikin (kal ve eski hale getirilme yönünden) takip hakkı bulunmadığı-

Konut ihtiyacı sebebiyle tahliye davası-

Reşit olan davacının ayrı meskende oturması yasal hakkı olup anne veya babası ile birlikte oturmaya zorlanamayacağı, davacının annesiyle birlikte oturuyor olmasının başlı başına ihtiyacın varlığı için yeterli olduğu- Davalı, davacıya ait başka taşınmazların olduğunu beyan etmekteyse de, bu taşınmazların boş olduğunu iddia ve ispat edememiş olduğundan kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki içtihatlar, mülkiyet hakkı gözetilerek ihtiyacın samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile kiralananın başkasına kiraya verilmesi halinde davacıdan TBK 355. maddesi gereğince tazminat talep edilebileceği hususları dikkate alındığında, davacının mecura ihtiyacı bulunduğunu, ihtiyacının gerçek, samimi, sürekli ve zorunlu olduğunun kabulüyle, davacının istinaf talebinin kabulü gerektiği-

Teminat çeki- Konkordato- Geçici mühlet-

Dava konusu çeklerin davacının, davalı bankadan kullandığı kredi borçlarının ödenmesini teminen temlik cirosu ile verildiği- Çeklerin ödenmeyen kredi borç bedellerine mahsup edildiğini, çeklerin teminat çeki olduklarına dair bir ibarenin bulunmadığı gibi çek tutarı ile ilgili herhangi bir hesapta bloke bulunmadığı- Davalının çek bedellerini tahsil etmesinin konkordato davasında verilen geçici mühlet hükümlerine aykırı olmadığı-

İdarenin sorumluluğu- Adli yargı-

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün dosyaya emsal teşkil edecek 2020/400 E. 2020/453 K. sayılı kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/2045 Esas ve 2020/1746 Karar sayılı kararına göre 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı, bu nedenle davalı idarenin 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle tazminat talep edilmesine göre uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevli olacağından mahkemece esasa yönelik inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeni ile ret kararı verilmesinin doğru olmadığı-

İstinaf incelemesi- Bozma kararı-

Bölge İdare Mahkemesince, istinaf incelemesi neticesinde Mahkeme kararının hukuka uygun bulunmayarak istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işin esası hakkında karar verilmesi halinde ilk derece Mahkemesi kararının hukuki varlığını kaybetmiş olması nedeniyle Danıştay'ın bozma kararına uyulması üzerine yeniden yapılan yargılamanın istinaf incelemesi niteliğinde olmadığı dikkate alındığında, hüküm mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığı sona erdirecek bir karar vermesi gereken Bölge İdare Mahkemesince ortada geçerli ve sonuç doğurabilir nitelikte bir ilk derece Mahkemesi kararı olduğu kabul edilerek istinaf başvurusunun reddi yolunda karar verilmesi usul ve hukuka uygun olmayacağı-

Norm sınırı- Zilyetlik- Kazanılmış toprak-

İlk Derece Mahkemesince, davacı adına, aynı çalışma alanında belgesizden / senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz miktarının, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki norm sınırını (100 dönümlük sınırı) aştığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği-

Okuldan ilişiğin kesilmesi- İşlemin iptali-

Halluks valgus/halluks varus yönünden öğrenci adaylarının A dilimi sağlık şartlarına uygun olabilmesi için, mevzuat gereği Halluks valgus/halluks varus açının 25 dereceden ve intermetatarsal açının da 10 dereceden küçük olması şartlarının birlikte arandığı; başka bir ifadeyle Halluks valgus/halluks varus açısından veya intermetatarsal açıdan herhangi birisinin Yönetmelik'te belirtilen açı değerlerden büyük olması halinde, diğerinin küçük olmasının Halluks valgus/halluks varusun varlığını ortadan kaldırmayacağı, bu durumda, mahkemece hakem hastane olarak sevk edildiği Ankara Bilkent Şehir Hastanesince düzenlenen ... günlü, ... sayılı Sağlık Kurulu Raporunda, davacının Sol ayak intermetatarsal açısının 15 derece, Halluks valgus açısının 20 derece, sağ ayak intermetatarsal açısının 13 derece, Halluks valgus açısının 23 derece olarak ölçüldüğü, davacının A dilimi sağlık şartlarına uygun olabilmesi için, mevzuat gereği aranan Halluks valgus/halluks varus açının 25 dereceden ve intermetatarsal açının da 10 dereceden küçük olması şartlarının birlikte gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacının sağlık durumunun Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin EK-3-9-A maddesine uymadığından bahisle okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı-

E-tebligat- İstinaf kanun yoluna başvurma süresi-

Mahkemece, gerekçeli kararın e-tebligat yolu ile davalı vekiline tebliğe çıkarıldığı, e-tebligatın davalı vekili tarafından 27/12/2022 tarihinde ise mevzuat gereği okundu sayıldığı, bir başka deyişle e-tebligatın alıcının hesabına iletilmesini müteakip mevzuat gereği belirlenen 5 günlük süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldığı tarihin 27/12/2022 olduğu, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin UYAP'ın kullanılması başlıklı 5/10. maddesi gereğince, 27/12/2022 tarihi itibariyle davalı vekilinin karara karşı en geç 10/01/2023 günü sonuna kadar (saat 00.00) istinaf kanun yoluna başvurması gerektiği halde, gerekçeli karara karşı istinaf başvuru tarihinin 11/01/2023 tarihi olduğu (istinaf dilekçesinin UYAP'a kayıt tarihi 12/01/2023, UYAP’tan evrak havale tarihi 11/01/2023, istinaf harçlarının yatırıldığı tarih 11/01/2023) hal böyle olunca, gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin 2 haftalık yasal istinaf başvuru süresi geçtikten sonra 11/01/2023 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, bu suretle, istinaf kanun yoluna süresi içinde başvurulmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 346. maddesi gereğince davalının istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği-

Kıdem tazminatı- Fesih- İfa- Faiz-

Kıdem tazminatının fesih tarihinden sonra ancak dava ya da icra takibinden önce ödenmesi hâlinde davacının ödeme zamanı ile fesih tarihi arasındaki süre için kıdem tazminatı faizini talep edip edemeyeceğine yönelik uyuşmazlıkta; ifadan önce veya ifa sırasında işlemiş faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazı kaydın konulmaması hâlinde işlemiş faiz talep edilemeyeceği-