İçerik Akışı

Davayı geri alma- İradenin fesada uğratılması-

Davacı vekili tarafından davanın geri alındığına dair beyanda bulunulduğu, davalı yanın dilekçesinde geri alma beyanını kabul ettiklerini bildirdikleri, davacı yanın daha sonra ise iradelerinin fesada uğratıldığını bildirdiği, dilekçe ekine mesajlaşma görüntüsünün eklendiği, davacı tarafla davalı tarafın aralarında geçen whatsapp görüşmelerinin iradenin fesada uğratıldığını ispatlayacak nitelikte olmadığı-

İmam nikahlı eş- Tasarrufun iptali-

Bilirkişi kurulu raporu ile dava konusu taşınmazların tespit edilen değerleri ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında 4 katı aşan misli fark bulunduğunun anlaşıldığı, davalının bu satış bedellerini satıcıya ödediğine dair yazılı bir delil sunamadığı, bu nedenlerle; davalılar arasında imam nikahlı eş durumunun söz konusu olduğu, alıcının diğer davalının borçlu olup mal kaçırma gayesi taşıdığını bilebilecek durumda olduğu, satıcının para ödediğine dair yazılı delil sunamadığı, tapudaki satım bedeli ile rayiç bedel arasında bir misli aşan fark bulunduğu için İİK'nin 278/2 maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu- Bu devirde devir eden ile devir alan arasındaki imam nikahlı eş durumu gözetildiğinde ızrar kastının devir alan tarafından bilinebilecek durumda olması nedeniyle İİK'nin 280 maddesindeki iptal koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-

Tüzel kişilik perdesinin aralanması- Acentelik- Temsil hükümleri- Bekletici mesele-

Tüzel kişilik perdesinin aralanması ve yöneticilerin şahsi sorumluluğuna dayalı olarak açılan navlun alacağı davasında; mahkemece hem acentelik ilişkisine dayalı temsil hükümlerine hem de tüzel kişilik centeperdesinin aralanması kurumuna aynı anda dayanılmasının çelişki oluşturduğu gözetilerek HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacıya açıklattırma yaptırılması gerektiği- Yöneticilerin sorumluluğu yönünden yürütülen ceza soruşturmalarının sonuçları beklenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu-

Terditli dava- Muvazaa- Tasarrufun iptali-

Terditli olarak açılan, İİK m. 277 vd.na göre tasarrufun iptali olmadığı takdirde TBK'nin 19. maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali isteğine ilişkin davada, mahkemece öncelikle İİK'nin 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması, bu dava koşullarının olmadığının tespiti halinde TBK'nin 19. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde açılmış bir dava yokmuş gibi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-

Tasarrufun iptali- Muvazaa- Ticari defter-

Davalılar arasında enişte-kayın akrabalık ilişkisinin bulunduğu, dava konusu gayrımenkulün tasarruf tarihinden önce davalı üçüncüye kişiye ait ait olduğu, davalı borçlu tarafından davalı üçüncü kişi adına kredi çekilebilmesini teminen görünürde dava konusu gayrımenkulün davalı borçluya devredildiği, kredi borcunun davalı üçüncü kişi tarafından ödendiği, kural olarak hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemeyeceği, davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğundan bu davalı yönünden tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği- Davalı borçlu tarafından davalı şirkete devredilen gayrımenkul yönünden ise mahkemece davanın reddine karar verilmişse de; davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi şirket arasında yem alış verişine dayalı ticari ilişki olduğunun belirlenmesine göre davalı üçüncü kişi ile davalı borçlunun (varsa) ticari defterleri de incelenerek davalılar arasındaki ticari ilişkinin boyutu araştırılarak davalı üçüncü kişi şirketin İİK m. 280/1 kapsamında davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği- Davalı borçlu tarafından diğer davalıya devredilen gayrımenkul yönünden muvazaanın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; davalıların aynı köylü oldukları, davalı üçüncü kişi tarafından satın alınan gayrımenkul ile komşuluk ilişkisi bulunan arazilerinin bulunması, davalı borçludan hayvan yemi aldığının da belirlenmiş olmasına göre bu davalılar yönünden de İİK m. 280/1 değerlendirilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu- Davanın TBK 19'a dayalı olarak nitelendirmesi yapıldığı anlaşılmışsa da, dava dilekçesi incelendiğinde davanın İİK 277 vd. maddelerine görülmesinin talep edildiği, şartların uymaması halinde, TBK m. 19'a göre değerlendirmenin yapılmasının beyan edildiği anlaşıldığından, davanın İİK m. 277 vd. maddelerine göre değerlendirilip tasarrufun iptali davası olarak bakılması ve ona göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde TBK madde 19'a göre değerlendirilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ancak dava şartları yönünden tasarrufun iptali dava şartları değerlendirildiği için bu durumun bozma sebebi yapılmadığı-

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi- Taşınmazın mülkiyetinin geçişi- Tasarrufun iptali-

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, müteahhit veya yüklenicinin, sadece sözleşme kapsamında arsa sahibine devredilmesi gereken bağımsız bölümleri devretmekle borcundan kurtulmuş olmayacağı, müteahidin borcundan tümüyle kurtulabilmesi için arsa üzerinde inşa edilen yapıya ait tüm bağımsız bölümleri mimari projeye uygun bitirip arsa sahibine teslim etmesi gerekeceği- Davalı borçlu firma tarafından KKİS kapsamında devir alınan taşınmaz üzerinde henüz bir inşaatın başlamadığı, bu kapsamda KKİS'nin özelliği gereğince davalı borçlu şirketin kendi üzerindeki inşaatı yapma edimini yerine getirmediği dolayısı ile taşınmazın mülkiyetinin henüz davalı borçlu firmaya geçmediği, dolayısıyla davalı borçlu tarafından taşınmaz üzerinde tasarruf etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığından davalı borçlu firma tarafından yapılan tasarrufun da gerçek bir devir olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-

Tasarrufun iptali- Kamu alacağı- Yapılandırma- Vekâlet ücreti-

6183 sayılı Kanun uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında, yargılama devam ederken dava konusu kamu alacağının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği anlaşıldığından; davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin ve 7440 sayılı Kanun'un 9/13-d maddesindeki "karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilemez" düzenlemesine aykırı olarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği-

Bozma- Direnme- Usuli kazanılmış hak-

Yargıtay Özel Dairesi'nin bozma kararına uyulması yönünde verilen ara kararla birlikte lehine bozma yapılan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğu ve mahkemenin artık bu doğrultuda işlem yapma zorunluluğunun bulunduğu; tarafların her ikisinin de ara karardan sonraki yapılan duruşmada direnme kararı verilmesini talep etmiş olmalarının dahi bu kazanılmış hakkı ortadan kaldırmayacağı ve uyma kararından dönülerek direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-

Cebrî İcra Kanunu Taslağı

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İcra ve İflas Kanunu Bilim Komisyonunca hazırlanan Cebrî İcra Kanunu Taslağı, karşılaştırma cetveli ve görüş bildirim formu ile birlikte yayımlanmıştır.

Bozma- Direnme- Yeni hükmün temyiz incelemesi-

Bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince, bozma ilamında tartışılması gerektiği belirtilen eksik bilgi ve belgelerin ilgili kurumlardan getirtilip yeni araştırmalar yapıldıktan sonra, önceki hükümde direnildiği; bu durumda ilk derece mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozma kararında toplanıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilen delillerin dosya arasına alınarak yeni delillere ve buna bağlı olarak yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daire'ye ait olduğu-