Türklerin kişi hallerine ilişkin uyuşmazlıklarda Türk hukukunun uygulanacağı–
Dava ve taraf ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce doğrudan doğruya (re'sen) gözönünde tutulacağı–
Boşanmanın, münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisi içinde olan bir konu olmadığı, tanınması talep edilen karar boşanmaya ilişkin olup, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu için Türk kamu düzenine açık bir aykırılıktan söz edilemeyeceği–
Boşanma davası kocanın açtığı kesinleşen boşanma hükmü ile konusuz kalmış ise de, fer’i istekler ve yargılama giderleri yönünden davaya devamla inceleme yapılmasının gerekeceği–
Tanıma talebinin incelenmesinin ve karara bağlanmasının, tenfiz davalarındaki usul ve esasa tabi olacağı, yabancı mahkeme kararının tanınması kararının Türk mahkemelerinde kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulü sonucu doğurayacağı–
Davacının kardeşinin söz konusu beyanı karşısında sözü edilen bileziklerin davalıda kaldığının kabulünün mümkün olmayacağı, bir adet samanyolu, bir adet de tek bilezikle ilgili isteğin reddi gerekeceği–
Oturuma gelen davalı vekilinin «davaya devam olunmasını» talep etmesi halinde «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi gerekeceği–
Mahkemeler nihai kararlarını vermekle, işten el çekmiş olduklarından boşanma kararı verildikten sonra davacının davasından feragat etmesi halinde, mahkemece, ek kararla «boşanma kararının ortadan kaldırılmasına» karar verilemeyeceği, bu kararın temyiz üzerine Yargıtayca bozulabileceği–
Kararın dermeyan edildiği devletin devletler özel hukukunca saptanan kanunun uygulanması ile, hasıl olacak neticeye aykırı bir sonuca varılmışsa, başka bir ifade ile eşlerin müşterek milli hukuku uygulandığı takdirde dahi aynı neticeye varılacak ise, tanıma talebinin reddedilemeyeceği–
Boşanma ve ayrılık sebeplerinin ve hükümlerinin eşlerin müşterek milli hukukuna tabi olacağı–