Boşanmanın kişiye bağlı haklardan olduğu, ölüm ile mirasçılarına intikal etmeyeceği, mirasçıların yabancı mahkemece verilmiş boşanma kararının tanınmasını isteyemeyecekleri–
Genel yaşam deyimlerine göre olağan olanın, ziynet eşyalarını kadının üzerinde taşıyacağı veya kadın tarafından evde saklanmış olacağı, bu durumun aksini iddia eden kadının, altın ve ziynetlerin yürütülmesine engel olduğunu veya bankaların zorla elinden alındığını; evden ayrılmadan önce ya da evden ayrılırken götürme fırsatını elde edemediğini kanıtlaması gerekeceği–
Ziynet eşyalarının ancak iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde, kocanın ziynet eşyalarını iadeden kurtulacağı–
Akrabalığın veya diğer bir yakınlığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı–
Davacı boşandığını belirterek kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü ziynet eşyalarının aynen iadesini veya bedelini istediğine göre, davanın menkul eşya üzerinde istihkak davası niteliğinde olduğu, böyle bir davanın ise genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği gözetilerek işin esasının incelenmesinin gerekeceği–
Yabancı boşanma kararında; velayetleri annelerine verilen müşterek çocuklar için iştirak nafakasına hükmedilmemiş olmasının ve babanın çocuklarla kişisel ilişkisinin düzenlenmemesinin, bu düzenlemenin çocuk koruma kurumunun tavsiyesinden sonraya bırakılmasının, Türk kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturmayacağı–
Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları halinde Türk hukukunun uygulanacağı–
Dava ve taraf ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce doğrudan doğruya (re'sen) gözönünde tutulacağı–
Boşanma hükmü kesinleşmeden evlilik birliği devam ettiğinden, yıllar sonra davacının hükmü tebliğe çıkarmasının, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup kabul edilemeyeceği–
Hakimin boşanma için gösterilen olayların varlığına vicdanen inanmadıkça sabit addedemeyeceği, iki tarafın bu konudaki kabullerinin dahi hakimi bağlamayacağı, hakimin gösterilen delilleri serbestçe takdir edeceği–