Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyalarının -kim tarafından alınmış olursa olsun- kadına bağışlanmış sayılacağı - Ziynet eşyalarının, evliliğin devamı sırasında (davalı) koca tarafından bozdurulup ev ihtiyaçları için kullanılmış olması halinde, «bu eşyaların (davacı) kadının rızası ile kocaya verilmiş olduğu»nun koca tarafından isbat edilmesi gerekeceği, başka bir deyişle «bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verilmiş olduğu»nun, koca tarafında isbat edilmesi gerekeceği–
Gerekçeli kararın -yanlış da olsa- «kısa karar»a uygun olarak yazılması gerekeceği- Çocukla kişisel ilişkinin, analık (babalık) duygularını tatmin edecek tarzda düzenlenmesi -örneğin; küçüklerin annenin yanında gece de kalabilecek şekilde- gerekeceği–
Türk kanunlar ihtilafı kurallarınca yetkili kılınan kanun uygulanmamakla birlikte; eğer bu kural uygulanacak olsaydı, aynı sonuca varılacak idiyse tanıma isteğinin reddedilemeyeceği–
Boşanma davasının, ancak ıslah ile yabancı boşanma ilamının tenfizi veya tanınması davasına dönüştürülebileceği–
Boşanma davası sırasında davacı kadının mahkemeye sunduğu dilekçe ile tazminat ve nafaka talep etmediğini açıklaması durumunda, daha sonra yenileme dilekçesi ile tekrar talepte bulunamayacağı–
Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, davacının ruhsal rahatsızlığının ileri sürülmüş olması halinde, mahkemece «davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği»nin ön mesele sayılarak, MK. 468/8 uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekeceği–
Boşanma davasında eşyalarla ilgili kısmın tefrik edilmesi halinde eşyalarla ilgili talebin boşanmanın eki olma özelliğini yitireceği–
Mahkemenin; bölümünü, gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okuması gerekeceği, zorunlu nedenlerle hükmün gerekçesi ile birlikte tamamen yazılamadığı hallerde mahkemenin sadece hüküm sonucunu tefhim etmekle yetinebileceği–
Feragat tarihinden önceki hadiselere dayanılarak boşanmaya karar verilemeyeceği–
Asliye hukuk mahkemesinden aile mahkemesine devir niteliğindeki kararların başlı başına temyiz kabiliyetinin bulunmadığı–
