Talep edilen toplam alacak tutarı üzerinden alınması gereken nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranındaki peşin kısmının mahkemece Harçlar Kanunu'nun 30-32. maddelerindeki usul uygulanarak tamamlatılmadıkça davanın esasına girilemeyeceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacı vekili dava dilekçesi ve diğer aşamalardaki dilekçeleri uyarınca, davacı tarafça mahkemeden tespit ettirilen eşyaların değerinin yarısı üzerinden talepte bulunulduğu halde, mahkemece eşyaların değerinin tamamı üzerinden hüküm kurulmak suretiyle talepten fazlasına karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Kadastro tespitine itiraz- Dava dilekçesinde talep edilenden fazlasına hükmedilmesi suretiyle her iki parselin de "tarla" olan vasıflarının mahkemece re'sen, "meşelik" ve kısmen "meşelik" ve "zeytinlik" olarak değiştirilmesinin hatalı olduğu, bu hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Erkeğe yüklenen eşini aldattığı vakıasına yönelik tanık beyanları kadından duyuma ilişkin olup, kanıtlanmadığı gibi tanık beyanına göre kadının aktardığı bu vakıadan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirip bir süre birlikte yaşadıklarının anlaşıldığı, bu durumun, önceki yaşanan olaylardan dolayı eşlerin birbirlerini affettiklerini veya en azından hoşgörüyle karşıladıklarını göstereceği, bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu- Davalı erkeğin kusurlu bir davranışı ispatlanamamış olup kusursuz olan eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği- Mahkemece bozma kararma uyulmakla yoksulluk nafakası yönünden davalı erkek yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, usuli kazanılmış hak hususu gözetilmeksizin bozma üzerine verilen temyize konu kararda kadın için takdir edilen yoksulluk nafakasının artırılarak 250 TL'ye çıkarılması doğru olmadığı gibi, davacı kadının 200 TL yoksulluk nafakası talebi olduğu halde talep aşılarak aylık 250 TL. yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu-
İlamlı icrada dayanak ilamda hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil, fazla mesai ve yıllık izin alacaklarının brüt olarak istendiği, bunların nete çevrilerek fazla istenen işlemiş faiz kalemlerinin iptaline yönelik olmasına rağmen mahkemece bozma ilamı sonrası aldırılan bilirkişi raporunda kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına işlemiş faiz kalemleri yönünden kısmen iptal kararı verilmiş olup, bu durumun taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığı andaki projeye göre inşaat yapılamadığı için sözleşmede belirlenen dairelerin bire bir karşılığı bulunmadığı gibi sözleşmeye göre tapu iptal tescil talebinin kabulünün de mümkün olmadığı- Davacıya verilen bağımsız bölüm ile sözleşmeye göre verilmesi gereken bağımsız bölüm arasındaki farkın davacıya verilmesi bunun yanı sıra yapılan bağımsız bölüm sayısı azaldığından fiiliyattaki eksilme nazara alınarak davacıya verilecek diğer bağımsız bölümden ne kadar hisse verilmesi gerektiği belirlenerek davacıya verilmesi gerektiği- Davacı iki adet bağımsız bölüm için iptal ve tescil talebinde bulunmuşken talep aşılmak suretiyle davacıya üç bağımsız bölüm tapusu verilmesinin de hatalı olduğu-
Dava dilekçesinde “ferağa icbar, tapu iptali, tescil talebimden ibarettir”, talep sonucunda “gayrimenkulün davalılar üzerindeki tapusunun iptaline ve adıma tesciline, adıma tescili mümkün olmadığı takdirde, davalılara ödediğim 150.000TL’nin (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla (bugünkü değerinin tespiti ile tarafıma verilmesine) reeskont faiziyle birlikte alınarak bana verilmesine…” şeklindeki açıklamalara yer verildiği, “izahı” başlıklı paragrafında ise talebe ilişkin açıklamaya yer vermediği, yargılamanın devamı sırasında davanın da ıslah edilmediği anlaşıldığında davacının isteminin davalıya ödediği bedelin bugünkü değerinin tahsiline ilişkin olduğunun kabul edileceği- Denkleştirici adalet ilkesi gereğince; ödenen satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücünün belirlenerek, bu miktarın rayiç bedelini aşmamak üzere yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Dava dilekçesinde talep edilmeyen tedavi giderinin, ıslah dilekçesiyle talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu yöndeki kararın, dava dilekçesindeki talebin aşılması mahiyetinde ve ıslah müessesine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olacağı gözetilerek, davacının tedavi giderine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece aldırılan raporda davalıların kusur oranlarının belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan geçici ve kalıcı iş göremezlik zararı olan .......... TL’in tamamının davalıların kusur oranları gözetilmeksizin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, HMK'nun 26ç maddesi uyarınca, hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar verilemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın davalının kusuruna denk gelen kısmına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin doğru olmadığı-
Hak edeceği tazminat miktarı saptanan ve taleple bağlılık ilkesi gereği bir kısmı hüküm altına alınan davacının, eldeki davada hüküm altına alınmamış bakiye kısım için ek dava açabileceği ve ek davada bakiye kısım için hatır indiriminin değerlendirilebileceği, eldeki davada dava değeri nedeniyle hatır indiriminin yapılmamasının esasen yapılması gerekli bir indirimin yapılmaması ile davacı taraf lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı dikkate alınmak suretiyle, hüküm altına alınan .............. TL'lik maddi tazminat alacağından, Dairemiz'in yerleşik uygulamaları gereği %20 oranında hatır indiriminin yapılması gerekip gerekmediğinin hükümde tartışılması (davacının, arkadaşı olan ......'ın idaresindeki araçta yolcu olduğu dikkate alınarak) ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan ......... Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı uzman doktorlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinin ........ tarihli raporunda davacının %90 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde maluliyet oranı %33 ile sınırlandırıldığı halde talep aşılarak davalının %90 malül olduğu kabul edilerek bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi heyet raporuna göre hüküm kurulmasının isabetli olmadığı-