Alacaklı yana istihkak davası açmak için süre verilmesi yani haczin yapılış şekline ilişkin şikayet, terditli olarak da üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi istemi- Şikayetin kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen terditli talep olan istihkak iddiasının reddi davası ile ilgili inceleme yapılıp olumlu-olumsuz bir karar verilmeksizin sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-
Kurum işleminin iptali ve hizmet tespiti talebi- HMK m. 26, 124-
Kesinleşen işe iade davasında parasal olarak belirlenmiş olan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının işverenden tahsiline yönelik talep belirsiz alacak niteliğinde olmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 9. HD. Kararı)-
Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği 20 günlük mücbir sebep bildirim süresi bulunduğu- Davacı şirketin ise gecikmeli olarak ek süre talep ettiği, bunu takiben davalı idarenin de ihtarname göndermek ve tutanak tutmak suretiyle sözleşmeyi feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK’nın 24. maddesinin Millet Meclisi Adalet Komisyonu gerekçesinde belirtilen “Hüküm fıkrasında sarahaten belirtilmiş olan değer”den kasıt, hüküm fıkrasında "borçlunun elinde bulunan falan taşınır malın teslimine, bulunamazsa bedeli olan şu kadar liranın ödenmesine" şeklinde terditli bir hüküm kurularak bedele de hükmedilmiş olması demek olduğu, İİK’nın 24 . maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde “Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur.” hükmünün olduğu, bu durumda icra dairesince ziynet eşyalarının değerinin haczin yapıldığı tarihteki rayice göre tespit edilmesi gerekeceği, bunun yanında takip dayanağı ilamın temyiz incelemesinde Yargıtay'ın ilgili dairesince uyuşmazlığın konusunun ziynet eşyalarının aynen iadesine ilişkin olduğunu belirtildiğinin görüldüğü, bu sebeple ziynet eşyalarının değerlerinin hükümde belirtilmesinin İİK’nun 24. maddesine göre menkul malın değerinin ilamda yazılı olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceğinin anlaşıldığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, ziynet eşyalarının aynen iadesine mümkün olmaması halinde İİK’nun 24/4-2. cümlesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı Vakfın genel kurul toplantısı hakkında açılan davada, mahkemece yeni yönetim kurulu üye seçimine dair alınan kararın mı iptaline yoksa genel kurul toplantısının mı iptaline karar verilmesi gerektiği- Talep aşımı- Genel kurul toplantısına davet için çıkarılan çağrıdaki usulsüzlük- Üç yıllık görev süresi dolmadan yönetim kurulu üyeliğine seçim yapılması-
Davalı tarafın süresi dışında sunduğu cevap dilekçesiyle bildirdiği tanıkların mahkemece dinlenerek beyanlarının hükme esas alındığı, ancak bu hususa davacı tarafından istinaf sebebi olarak dayanılmadığı uyuşmazlıkta, istinaf sebebi olarak gösterilmeyen bu durumun Bölge Adliye Mahkemesinde resen dikkate alınmayacağı- İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada; HMK m. 371/1-ç bendinde yazılı "Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması" şeklindeki hüküm ihlâl edilmişse de bu hususun usule ilişkin nispi bir istinaf sebebi olduğu, bölge adliye mahkemesinin bu sebepleri kendiliğinden araştıramayacağı-
İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılan ilk kararına karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmaması borçlu lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı gibi alacaklının istinafa cevap dilekçesinde ödeme emri tebligatının öğrenme tarihinin 05/04/2019 olarak benimsenmesinin de şikayetin 16/04/2019 tarihinde yapılması karşısında 7 günlük yasal sürede yapıldığının kabulü anlamına gelmeyeceği, bu durumda, öğrenme tarihi kabul edilen, bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olan 05/04/2019 tarihine göre, 16/04/2019 tarihinde yapılan ödeme emri usulsüz tebligat şikayetinin İİK'nun 16/l. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılmadığının anlaşıldığı- Borçlu tarafından her ne kadar şikayet dilekçesinde hacizlerin kaldırılması talep edilse de istinaf dilekçesinde açıkça talep edilmediği halde Bölge Adliye Mahkemesince talep aşılarak hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı-
İcra müdürünün "tahliyenin infazına" yönelik şikayete konu kararına dayanak olan icra mahkemesinin tahliye kararı; "tahliye isteminin reddi gerekeceği" yönünde bozulmuş olup bozma ilamı doğrultusunda verilen tahliye talebinin reddine ilişkin karar onanarak kesinleştiğinden; ortada şikayete konu tahliye işleminin infazına dayanak bir tahliye kararının kalmadığı; İİK m. 40 uyarınca henüz iadesi gereken bir işlem yok ise de, tahliyeye ilişkin kararın bozulması ile takip duracağı için artık bu aşamadan sonra ortada geçerli bir tahliye ilamı kalmadığından icra müdürünün şikayete konu kararı ile "üçüncü kişiye" tahliye için süre vermesi işleminin usulsüz hale geldiği- "Şikayet tarihi itibariyle icra müdürlüğünce henüz İİK. m. 276/1., 2. ve 3'deki prosedür işletilmemiş olup, şikayetçi 3. kişi yönünden İİK m. 276'ya yönelik bir şikayetin varlığından da söz edilemeyeceği, alacaklı tarafından dava dışı borçlu A.Ş. aleyhine adi kira ve hasılat kiralarına özgü icra takibi başlatıldığı, borçlunun taşınmazdan tahliyesine karar verildiği, tahliye için gidilen adreste borçlunun kiracısı şikâyetçi 3. kişi şirketin bulunduğunun icra müdürlüğünün tutanağı ile sabit olduğu, şikâyetçi 3. kişinin alt kiracı sıfatıyla borçluya tebaan bu adreste oturması nedeniyle İİK. m. 276/son uyarınca şikayetçi 3. kişi sayılmayacağından tahliye işleminin icrasında bir usûlsüzlük bulunmadığı, sonradan gelişen ve değişen olaylar değerlendirmeye alınamayacağı, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmediğinden bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi ile yetinilmesi gerekirken, re'sen takibin iptaline de hükmedilmesi doğru bulunmadığı-
