Murisin, mirasçılardan mal kaçırmak maksadıyla yaptığı muvazaaya dayalı devir ve temlikler geçersiz olduğundan, davaya konu taşınmazları o şekilde iktisap eden davalının bu taşınmazları işgali iyiniyetli sayılamayacağı ve dolayısıyla kendisinden mal kaçırılan mirasçı davacı, murisin (ölüm) tarihinden (zamanaşımı def’i durumunda sürenin 5 yıl olduğu dikkate alınarak) başlayarak dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil isteyebileceği- Açılmış olan tapu iptal tescil davası, eldeki davanın sonucunu etkileyeceğinden, o davanın kesinleşmesi beklenmesi gerektiği- Ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlayacağı- Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirleneceği- Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği- Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağı-Mahkemece 2009 ve 2010 yılları için talebi aşarak bu yıllara ilişkin bilirkişi raporunda belirlenen miktarlara hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kira tazminatı istemine ilişkin davada, ifanın gecikmesi halinde kira tazminatı talep edilebilmesi için teslim anında ihtirazı kayıt ileri sürülmesine gerek olmadığı, bu sebeple ihtirazı kayıt olmaksızın geç teslimden ötürü kira tazminatı istenebileceği, ihtirazi kaydın ise, 'ifaya ekli cezai şart'ın sözleşmede yer alması halinde ileri sürülmesi gerekeceği- İşyeri niteliğindeki bağımsız bölümlerin yapı kullanma izin belgesi alınmadan kiraya verilmesinin mümkün olmadığı ve teslimin yapı kullanma izin belgesi alınmasına kadar hukuken gerçekleşmediğinin kabulü gerekeceği, aynı zamanda anılan işyeri niteliğindeki bağımsız bölümlerin arsa sahibince haricen kiraya verilmesi halinde de kira tazminatı istenemeyeceği- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici tarafından yapılan dairelerin henüz arsa sahiplerine teslimi gerçekleşmediğinden, zilyetliğin doğal olarak yüklenicide olduğunun kabulü gerekeceği, bu durumun aksini ise, yüklenicinin ispat edebileceği- Islah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği-
Somut olayda, davacı tarafça talep edilmediği halde, eski hale getirme bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığından, sözleşme uyarınca davacıya verilmesi gereken toplam m² ile fiilen verilen arasında oluşan zarara dayalı tazminat bedelinin, bilirkişi marifetiyle tespit edilip, hüküm altına alınması gerektiği-
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmalardaki beyanlarında keşfen belirlenecek rayiç değer üzerinden önalım hakkının kullanılmak istendiğini belirtmiş olmasına rağmen resmi senetteki bedel üzerinden önalım hakkının kullandırılmasının "talep ile bağlılık ilkesi" ve "vekilin davayı yönlendirme hakkı" ilkelerine aykırı olduğu- Mahkemece davacı tarafa önalım bedelini depo etmesi için iki kez usulüne uygun süre vermiş olmasına rağmen bedelin yatırılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece bozmadan sonra ıslah olmayacağı ve davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaza ilişkin talep miktarı gözetilerek hüküm kurulması gerektiği-
Davacı vekilinin dava dilekçesinde talebinin ne kadarlık kısmının geçici, ne kadarlık kısmının sürekli iş göremezlik miktarına ilişkin olduğunu belirtmediği, mahkemece de bu hususun yargılama esnasında açıklatılmadığı, davacı vekili yargılama esnasında talebini ıslah etmemesine ve arttırmamasına rağmen mahkemece, davacının talebini aşacak şekilde ........ TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, bu hususun HMK'nın 26 ve 31. madde hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, mahkemece öncelikle davacı tarafa talebinin ne kadarlık kısmının geçici, ne kadarlık kısmının sürekli iş göremezliğe ilişkin olduğunun açıklatılması ve daha sonra davacının talep miktarı gözetilerek karar verilmesi gerekeceği-
Davacı için dava ve ıslah dilekçesine konu edilen toplam miktar ile hüküm tesis edilmesi gerekirken, HMK'nun 26/1. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi ihlal edilmek ve davacı talebi aşılmak suretiyle, davacı için fazla tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davacı tarafından talep artırımı yoluna gidilmediği halde, mahkemece, davacı tarafın talebi aşılmak suretiyle bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlar esas alınarak karar verilmiş olup, hükmün bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının kaza nedeniyle malul kalmadığının, 4 ayda iyileşebileceğinin bildirildiği, davacının kaza tarihi itibari ile çalışmadığı, 4 aylık geçici iş göremezliğinin bulunduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde 3 aylık iş göremezlik için aylık kazanç 600,00 TL olarak bildirilerek bu bedelle ve bu süre ile davacının kendini bağladığının gözetilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesindeki "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda; davacı tarafın talebi aşılarak aylık 1.150,00 TL kazanç üzerinden 4 aylık 4.600,00 TL geçici işgöremezlik tazminatına hükmolunmasının doğru olmadığı-
Hükme esas alınan rapor doğrultusunda davacının araç ve banka hesabına yönelik alacak talebi hakkında değerlendirme yapılıp yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde sadece araç ve banka hesabı değil, taşınmaz ve ziynetler de olmak üzere toplam 4 kalem malvarlığı yönünden talepte bulunduğu, mahkemece, dava konusu edilen taşınmaz ve ziynetlere dair talepler hakkında ve ziynetlere yönelik davacının vazgeçme beyanı da dikkate alınarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının, HMK'nin 297/2 maddesine aykırı olduğu-
