Davalılar arasında 'aynı ilçede müteahhitlik yaptığı' iddiası dışında başkaca bir tanıdıklık, iş ilişkisi de olduğu somut deliller ile ortaya konulamamış olduğundan davalı borçlunun eşi tarafından aralarında başkaca bir iş ilişkisi olup olmadığı değerlendirilmeksizin verilen çeklerin neye dayalı olarak verildiği de belirlenmeksizin veya davalı borçlu ile davalı R. K. arasında herhangi bir iş ilişkisi veya tanıdıklık ilişkisi olup olmadığı somut deliller ile belirlenmeksizin, 'bu çeklerin dava konusu gayrımenkulün satışına dair olmadığı bu sebeple de dava konusu gayrımenkulünün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan farkın bulunduğu' gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru görülmediği-
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi uyarınca; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu; Bu yönün, kamu düzenine ilişkin olduğu-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olduğu- Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış olmadığı- Kanunun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmış olduğu- Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Öte yandan, tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği- Aynı şekilde davalı 3.kişinin borcundan dolayı dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satılması halinde de davalı 3. kişinin bu bedel ile sorumlu tutulduğu-
Bono bedeli dava dışı H. B.’a ödenmişse de harici satım sözleşmesinin ve bononun her zaman düzenlenebilir nitelikte olması, 3. kişiye yapılan ödemenin dava açıldıktan sonra yapılması, davalı M. Çakmak’a ödeme yapıldığının da ispat edilememesi birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark olduğu kabul edilerek, İİK'nın 278/III-2 maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğu öngörüldüğünden, 'davanın kabulü ile tasarrufun iptaline karar verilmesi' gerekeceği-
6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali davalarında dava kabul edildiği takdirde tasarruf tarihine kadar olan vergi borcu ferileriyle hesaplanarak bu miktar üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekeceği- Tasarruf tarihi itibariyle vergi borcunun tespit edilememesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazların davalı F. Ç. tarafından davalı 4. kişilere devredildiği, davalı 4. kişilerin kötüniyetlerinin ispatlanamadığı, bu nedenle davanın bedele dönüştüğü anlaşılmış olup, İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada, üçüncü kişinin davacının alacağından fazla olmayacak şekilde dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması ve davacının işbu davanın dayanağı olan takipte, alacağın faiz ve ferilerini zaten talep ettiği nazara alınarak, asıl alacak ve ferilerinden oluşan miktara, ikinci kez faiz yürütülmemesi gerekirken, asıl alacak ve ferilerinden oluşan miktara, ikinci kez faiz yürütülecek şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre edimler arasında aşırı bir oransızlıktan söz edebilmek için malın satış tarihinde borçlu aleyhine edimler arasında en az bir misli fark bulunması gerekeceği- Davacı tarafından davalı borçlu aleyhine düzenlenmiş 28.12.2016 tarihli kesin borç ödemeden aciz vesikasının dosyaya ibraz edilmiş olmasına göre; davacının aciz vesikasına bağlanan 205.217,60 TL üzerinden vekalet ücreti ve harca hükmedilmesi gerektiği- 'Tasarrufun iptaline' ilişkin davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekeceği- Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış sayılacağı- Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerekireceği-
Davalı borçluya ait bilinen adreste tutulan haciz tutanağının İİK. m. 105 kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu- İptali istenilen taşınmazın 111.760,00 TL bedelle üçüncü kişiye, onun tarafından da satın aldıktan 3 gün sonra 112.000,00 TL bedelle dördüncü kişiye devredildiği, bilirkişi raporuna göre dava konusu gayrımenkulün davalılara devredildiği tarihteki gerçek değerinin ise 325.000,00 TL olduğu- İİK m.  278/III-2'de edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğu- Üçüncü kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiği yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması ve edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde üçüncü kişinin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği- Mahkemece davalı üçüncü kişiye yapılan tasarruf yönünden; misli aşan bedel farkının bulunmasına göre davanın kabulüne, davalı dördüncü kişi ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından, davalı dördüncü kişi yönünden davanın redddine, İİK m. 283/1 gereğince de; dava konusu gayrımenkulün davalı üçüncü kişi tarafından davalı dördüncü kişiye devredildiği tarihteki gerçek değeri olan 325.000,00 TL'nin icra dosyadaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazın davaya konu hisse devrinin 18.07.2018 tarihinde yapıldığı, talimat ile alınan teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle bedelinin 800.000,00 TL olduğu, bunun hisseye tekabül eden miktarının dosyadaki tarafların murisine ait veraset ilamındaki paya göre 1/3'nün 266.666 TL civarında olduğu, dava konusu taşınmazın tarafların arasındaki satıma konu bedelinin ise 90.000,00 TL bedel ile yapıldığı, buna göre dava konusu tasarrufun davalı borçlunun davacı kuruma borcunun doğduğu tarihten sonra ve davalı borçlu tarafından kız kardeşi olan diğer davalıya yapıldığı, bedelinin tasarruftan önce diğer davalı tarafından ödendiği beyan edilmiş ise hayatın olağan akışına uygun olmayan ve ispat edilmiş sayılmayan bu savunmaya itibar edilmemiş, her ne kadar mali müşavir bilirkişi davacı kurum alacağının tasarruf tarihinden sonra kesinleştiğini belirtmiş ise de, celbedilen kurum kayıtlarından alacağın bir kısmının doğduğu tarihin 2016 yılına dayandığı görülmekle bilirkişinin bu tespiti dosya kayıtlarına nazaran bu şekliyle kabul edilmiş, bu haliyle yapılan tasarrufun iptale konu tasarruflardan olduğu, gerek taraflar arasındaki hukuki ilişki, gerek satıma konu bedel gözetilerek ivazlı bir tasarruf olarak görülemeyeceği kabul edilerek davacının davasının kabulü ile davaya konu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1080 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine kurulu yapının 6. kat 59 bağımsız bölüm nolu taşınmazdaki davalı borçlunun diğer davalıya 18.07.2018 tarihli mülkiyet hissesine ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya tasarrufa konu mülkiyet hissesi bakımından cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarruufun iptali davasında ilk derece mahkemesince kurulan hükmün (istinaf dairesince bozulan) "...38.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak dahili davalılar ... ve ...'e verilmesine" kısıma dair, dahili davalılarca alacaklı hakkında vekalet ücreti yönünden icra takibi başlatılması üzerine, davacı alacaklı tarafından istinaf dairesince bozmaya konu edilen vekalet ücretinin davacı alacaklı tarafından takip dosyasına 44.777,69 TL olarak yatırıldığı, istinaf dairesinin bu kararıyla davacı alacaklıyı aynı konu hakkında ikinci defa vekalet ücreti ödemek zorunda bıraktığı, bozma ilamı sonrası davalı ... vekili tarafından davacı alacaklıya haksız yere daha önceden ödemiş olduğu vekalet ücretinin tahsili için takip dosyası ile aynı konu hakkında ikinci defa icra takibi başlatılmış olduğu, infaz edilen icra dosyalarını incelemeden bir karar vermesinin doğru olmadığı" iddiasıyla yapılan temyiz istemi- İİK m. 40/II ve III uyarınca davacının hakkına zayi gelmeyeceğinden temyiz isteminin reddi gerektiği-