Karı-koca arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Bedel düşüklüğünün tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı, TBK 19.maddesi gereğince davalıların muvazaalı olarak dava konusu taşınmazın devrini yaptığının kanıtlanamadığı-
Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü ile oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerektiği- Sadece aynı yer nüfusuna kayıtlı olmalarının davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bildiği anlamına gelmeyeceği, dava konusu taşınmazın değerinden fazla fiyatla satın alınmasının başkaca delillerle desteklenmediği sürece tek başına iptal sebebi sayılamayacağı (Gerçek değeri 470.000 TL olan taşınmaz, üzerindeki 562.500 TL'lik ipotek yükü ile birlikte 375.000 TL bedel karşılığında alınmışsa da, tersine bedel farkının iptal nedeni olmayacağı-
İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.    Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici  aciz belgesinin (İİK'nın 277 maddesi)  bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278., 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Dava konusu taşınmazların davalılar ....... ve ........ tarafından diğer davalı .............'den komisyoncu aracılığı ile ve bedeli ödenmek suretiyle 2.400.000,00. TL bedelle satın alındığı, ................ Tüketici Mahkemesi'nin ........... esas sayılı dosyası kapsamında komisyoncu ile davalı .......... arasında komisyon ücreti alacağına yönelik dava bulunduğu, davalılar ...... ve ............'nın dava konusu taşınmazı alabilmek için adlarına ayrı ayrı 1/2 oranında kayıtlı olan Büyükçekmece'deki taşınmazlarını sattıkları, ancak bu taşınmaz hemen satılmadığı için davalı ...........'nın kardeşinin ............... Yeşilköy şubesindeki hesabından satış bedeli olarak 26.10.2015 tarihinde 830.000,00 USD ödendiği, bu meblağın TL karşılığının 2.403.763,00 TL olduğu, tapuda 27/10/2015 tarihinde yapılan dava konusu villanın satış bedelinin de 2.400.000,00 TL olduğu, davalılara ait Büyükçekmece'deki taşınmazın 10.12.2015 tarihinde satılması üzerine davalının kardeşine 15.12.2015 tarihinde 520.000,00 USD gönderildiği, taşınmazın yapılan keşif sonucu tespit edilen bedeli ile davalılar ......... ve .............. tarafından alınan satış bedeli arasında mislini aşan fark bulunmadığı, davalılar ........ ve ..............'nın diğer davalı borçlunun mali durumunu bilebilecek bir konumda bulunmadıkları, tasarrufun iptali için gereken koşulların bulunmadığı-
Davalı dördüncü kişinin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, mirasçıları olan dahili davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- Tasarruf tarihi itibariyle tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişice saptanan tasarrufa konu hissenin rayiç değeri arasında mislini aşan farkın bulunması nedeniyle davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasındaki tasarrufun İİK. m. 278/3-2 kapsamında iptale tabi olduğu ve dava bedele dönüştürüldüğünden İİK. m. 283/1 uyarınca, dava konusu taşınmazdaki tasarrufa konu (1335/4032) hisse üzerinde, icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydıyla (ve tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere), davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekeceği-
Raporda belirlenen bedeller ile satış bedelleri arasında misli fark olmadığı, belirlenen bedellerin satış fiyatına yakın olduğu ve davalı tarafından taşınmaz satışına ilişkin ödeme dekontlarının ibraz edildiği dava konusu edilen satışların gerçek satış olduğu, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Davaya konu tasarruflardaki tüm hissedarların hisselerini taksim sözleşmesi doğrultusunda devrettikleri, tasarrufların alacaklıdan mal kaçırma kastı ile değil miras taksim sözleşmesinin gereğinin ifa edilmesi için yapıldığı, tasarruf tarihinde davalı borçlunun borca batık durumda olduğunu gösteren bir delilin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu-
Tasarrufa konu taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile, mahkemece belirlenen değerleri arasında mislini aşan fark olduğu, davalı şirketler ile davalı-borçlunun yönetiminde olan dava dışı borçlu Şirket arasında süre gelen ticari ilişkilerin olduğu, davalı borçlunun dava konusu üç taşınmazını aynı işlemle davalı Ltd. Şti.ne, dava konusu diğer iki taşınmazını aynı işlemle davalı .. A.Ş'ne sattığı, satışta borçluyu temsil edenin alıcı ..A.Ş'nin kurucularından olduğu, taşınmazları satın alan davalıların borçlu-davalının durumunu ve amacını bilecek kişilerden olduğu ve İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleşmiş olduğu- İİK'nun 278 ve 280/1 maddeleri gereğince, davalı A.Ş'ne satılan dava konusu bağımsız bölümler için tasarrufun iptaline karar verilmesi ve alacaklısına icra dosyasındaki borç ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı 3. kişi Ltd. Şti.ne satılan dava konusu taşınmazları aldıktan sonra borçlarına karşılık banka lehine ipotek tesis ettirildiği, 3. kişi Ltd. Şti'.ne satılan dava konusu bağımsız bölümlerin cebri icra sonucu ipotek borcuna mahsuben banka tarafından alındığı, dava konusu olan bu üç taşınmaz davalı 3.kişi Ltd Şti'nin borcu nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığından, davalı Ltd Şti'nin, davacının (asıl dava ve birleşen davalar için) takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak İİK 283/2 madde gereğince tazminat olarak sorumluluğuna karar verilmesinin de yerinde olduğu- Davalı-3.kişinin kendi borcu nedeniyle dava konusu taşınmazların cebri icra satışı sonucu el değiştirmesi halinde, davada taraf olmayan birine ait taşınmazlar için tasarrufun iptaline karar verilemeyeceği, cebri icradan ihale ile alan kişinin kötüniyetli olmamasından davaya dahilinin de mümkün olmayacağı, davanın talep olmaksızın bedele dönüştüğü, bu nedenle, davacı Banka vekilinin tasarrufun iptaline karar verilmesi yönündeki ve bu taşınmazlar için yapılacak olan sıra cetvelinin bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı-
Dava konusu gayrımenkullerin düşük bedelle satıldığı anlaşılmışsa da kanunun aradığı geriye doğru 2 yıl geçmiş olma koşullarının gerçekleşmediği- Davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememiş olduğu-