Dava konusu gayrimenkullerin tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında misli aşan fark olduğunun bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmasına, davalılar arasındaki tasarrufun İİK madde 278/2 gereğince iptale tabi bulunmasına, davalı borçlu şirket yetkilisi ile davalı 3. kişi arasında akrabalık ilişkisi olduğunun da tespit edilmiş olmasına göre İİK madde 280/1 gereğince davalı ...'in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da anlaşılmış olmasına göre davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Dava konusu gayrimenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan farkın bulunmamasına, davalı ...'ın davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre davanın reddi kararının doğru olduğu-
İcra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunun, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, davalı üçüncü kişinin borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında 1 mislinden fazla fark bulunduğu, iptale tabi olduğu ve bunun yanında davalıların müşterek tanıklarının beyanlarından davalıların aynı köylü olmaları sebebi ile birbirlerini tanıdıkları ve sürekli terminalde bulunan çay ocağında görüştükleri, hayatın olağan akışında bu denli sık görüşen ve aynı zamanda aynı köyden olan her makul insanın birbirinin borcu olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla davalılardan ...'nin davalı ...'nin alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, ulaşılan bu sonucun gerek haciz tutanağı gerekse de davalı ... vekilinin beyanları ile sabit olduğu üzere .............. İcra Müdürlüğü'nün ................. esas sayılı dosyasında diğer borçlu ve aynı zamanda davalı ...'nin oğlu dava dışı ...'nin tasarrufu iptale konu taşınmazda ikamet ettiğinin sabit olması ile desteklendiği, zira tasarruftan sonra dahi taşınmazın borçlular tarafından kullanılmakta olduğu, borçlunun kira akdi ile taşınmazda oturduğu yönünde davalı tarafın itirazlarına ise kira akdinin adi yazılı nitelikte olup taraflarca her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması sebebiyle itibar edilmediği sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı ........... tarafından 17.03.2015 tarihinde "gayrimenkul bedeli olup kredi kap.+ipotek fekki için" açıklamalı 245.000,00 TL'nin diğer davalı ........'ye gönderildiği , aynı tarihte kredinin erken kapama işleminin yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bedel ile devir bedeli arasında misli aşan fark bulunmadığı, davalıların mal kaçırma amacıyla iş birliği yaptığı veya akrabalığı olduğu yönünde dosyada delil bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişi kurulu raporu ile dava konusu taşınmazların tespit edilen değerleri ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında 4 katı aşan misli fark bulunduğunun anlaşıldığı, davalının bu satış bedellerini satıcıya ödediğine dair yazılı bir delil sunamadığı, bu nedenlerle; davalılar arasında imam nikahlı eş durumunun söz konusu olduğu, alıcının diğer davalının borçlu olup mal kaçırma gayesi taşıdığını bilebilecek durumda olduğu, satıcının para ödediğine dair yazılı delil sunamadığı, tapudaki satım bedeli ile rayiç bedel arasında bir misli aşan fark bulunduğu için İİK'nin 278/2 maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu- Bu devirde devir eden ile devir alan arasındaki imam nikahlı eş durumu gözetildiğinde ızrar kastının devir alan tarafından bilinebilecek durumda olması nedeniyle İİK'nin 280 maddesindeki iptal koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Kardeşler arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Bedel düşüklüğünün tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı, TBK 19.maddesi gereğince davalıların muvazaalı olarak dava konusu taşınmazın devrini yaptığının kanıtlanamadığı-
Karı-koca arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü ile oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerektiği- Sadece aynı yer nüfusuna kayıtlı olmalarının davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bildiği anlamına gelmeyeceği, dava konusu taşınmazın değerinden fazla fiyatla satın alınmasının başkaca delillerle desteklenmediği sürece tek başına iptal sebebi sayılamayacağı (Gerçek değeri 470.000 TL olan taşınmaz, üzerindeki 562.500 TL'lik ipotek yükü ile birlikte 375.000 TL bedel karşılığında alınmışsa da, tersine bedel farkının iptal nedeni olmayacağı-
