Tasarrufun iptali davasında; borçlu ile üçüncü kişi konumundaki davalı arasında kayınpeder-damat ilişkisi bulunmasının İİK m. 278/3-1 uyarınca bağışlama hükmünde sayılacağı ve bu derece hısımlar arasındaki ivazlı tasarrufların batıl kabul edilmesi gerektiği, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve davalı tarafından ileri sürülen alacağın gerçekliğinin ispatlanamadığı gözetilerek tasarrufun iptaline; ancak iptale konu 47 adet büyükbaş hayvanın üçüncü kişi elinden çıkmış olması nedeniyle İİK m. 283/2 uyarınca davanın bedele dönüşeceği, bu kapsamda davalının hayvanları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri üzerinden takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması, eldeki mevcut bir adet hayvan yönünden ise devir işleminin iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında hakimim İİK 278-280 koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini resen araştıracağı, taleple bağlı olmadığı- Davalı üçüncü kişinin yaptığı ödemeler dikkate alındığında ivazlar arasında önemli oransızlık olmasa da, davalı tanığının beyanları karşısında davalı üçüncü kişinin borçlunun İİK. m. 280/1 gereğince içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin kabulünü gerektirdiği ve davalı üçüncü kişinin banka kanalı ile ödeme yapılmış olmasının kötü niyetini ortada kaldırmayacağı- Dördüncü kişi konumundaki davalı Vakıf yönünden davanın kabulü için kötü niyetinin ispatı gerektiği, dosya kapsamından anılan vakıf ile davalı üçüncü kişi arasında organik bir bağ olup olmadığı yönünde bir bilgi bulunmadığından, mahkemece davalı vakfın yönetim ve vakıf organlarındaki kişilerin kimler olduğu kuruluşlarından itibaren ilgili birimlerden sorularak, davalı borçlular ve üçüncü kişi ile bir bağlantıları olup olmadığı, borçlunun mali durumunu bilip bilemeyeceği araştırılarak, böyle bir durumun varlığının tesbiti halinde davanın bu taşınmaz yönünden kabulüne aksi durumda, davalı üçüncü kişinin taşınmazı devrettiği tarihteki değeri kadar ve alacak ferileri ile sınırlı olarak tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında; dava konusu taşınmazların satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, taşınmazları devralan üçüncü kişi ve ardından devralan dördüncü kişi şirketlerin davacıya borcu olmadığı gibi borçlu ile aralarında organik bağ bulunsa dahi bu bağın ancak borçlu ile üçüncü kişi arasında hukuki sonuç doğuracağı, ayrıca devralanların borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bildiklerinin ispatlanamadığı, öte yandan satışın ticari işletme devri niteliğinde olduğu kabul edilse bile keyfiyetin davacı alacaklıya mail yoluyla bildirildiği, emlakçı aracılığıyla dava konusu taşınmazların satışı için ilan verildiği, bu ilanların iki yıl süreyle kaldığı ve böylece İİK'nin 280/3. maddesindeki karinenin çürütüldüğü gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği-
Davalı ..............ın diğer davalılar ...............'ın kardeşi, ................'ın ise dünürü olduğu, 6183 sayılı Kanun'un 1. ve 3.maddeleri uyarınca amme alacağı niteliğindeki toplam 452.134,02 TL'lik idari para cezası yaptırımından kaynaklı alacak sebebiyle davalı ...........ın davacı Kurum nezdinde borçlu olarak yer aldığı, ödeme emirlerinin tebliği sonrasında itiraz edilmeyerek kesinleşen alacağa ilişkin 11.07.2019 tarihli haciz varakalarının düzenlenmesi gözetilerek alacağın gerçek olduğu ve borcun ödenmediği, eldeki uyuşmazlıkta amme alacağını ödeme müddetinin başladığı tarihin ödeme emirlerinin tebliğ edildiği 21.06.2019 tarihi olduğu ve en eski tasarrufun bu tarihten geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde kalan 28.12.2017 tarihi olması sebebiyle dava konusu tasarrufların hükümsüz oldukları, 6183 sayılı Kanun'un 26.maddesi uyarınca dava tarihinin 30.01.2020 tarihi olmasından dolayı tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın ikame edildiği, dosya arasına alınan delillerden kredi kullanıldığı ve araç satışı gerçekleştirildiği anlaşılmış ise de bu bedellerin salt satış işlemi için temin edildiği ya da bahse konu paranın davalı ..............'a ödendiğine dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu şirket adına kayıtlı İzmir ili, ....ilçesi, ... Mahallesi 26749 ada, 1 parsel, D Blok 1.kat, 4 nolu mesken vasıflı taşınmazın 10.11.2016 tarihinde 700.000,00 TL bedelle davalı ...'e devri yönünden ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, İİK'nın 280/1maddesine göre üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilen şahıslardan olduğunun ispatlanmadığı ve taşınmazın konut olması nedeni ile işyeri devri niteliğinde olmadığı gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın reddine, borçlu ... tarafından davalılar ... ve ... yapılan satışlarda ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gibi taraflar arasında yakınlık olduğu gerekçesi ile anılan davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın devir tarihi itibarıyla tapudaki bedeli ile gerçek değeri arasında her ne kadar aşırı bir fark var ise de; davalının bu yeri kısmen kredi kullanarak satın aldığı, kalan meblağın da ödemelerine ilişkin belgelerinin dosyaya sunulduğu, uygulamada tapu harçlarının düşük ödenmesi için satış bedelinin düşük gösterilmesinin sıklıkla rastlanılan bir durum olduğu bu nedenle salt tapuda gösterilen satış bedelinin düşük olması tek başına muvazaanın ispatı için yeterli olmadığı, yapılan yargılama sonucu toplanan delillere, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna, dinlenen tanık beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasında bir yakınlık, akrabalık veya herhangi bir iş ilişkisi bulunduğuna dair dosyaya yansıyan bir delil olmadığı, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğunun ispat edilemediği anlaşılmış olmakla davacının davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında, devredilen taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapuda gösterilen resmi satış bedeli arasında misli aşan fahiş bir fark bulunmasının, kanun gereği doğrudan ve mutlak bir iptal sebebi teşkil ettiği (İİK m. 278/2)- Bunun yanı sıra borçlu ile lehine tasarruf yapılan üçüncü kişi arasında akrabalık ilişkisinin bulunmasının ve kısa zaman aralıklarıyla çok sayıda taşınmazın aynı şahsa devredilmesi gibi sistematik işlemlerin, üçüncü kişinin borçlunun mali aczini ve mal kaçırma kastını bilen veya bilmesi gereken kötüniyetli şahıslardan olduğunu yasal karine olarak açıkça ispatladığı (İİK m. 280/1)- Söz konusu maddi ve hukuki olgular muvacehesinde, hem edimler arası aşırı oransızlık hem de alacaklıları ızrar kastı dosya kapsamındaki emarelerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde sübuta erdiğinden, muvazaalı tasarrufların iptaline yönelik kurulan hükümde usul ve yasaya aykırı hiçbir isabetsizlik bulunmadığı-
Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın sözleşme kapsamındaki imalatlarının yapılmamış hali için, resmi senet tarihindeki değerinin 200.000,00 TL olarak hesap edildiği, resmi satış bedelinin ise 107.110,00. TL olduğu ve yine celp edilen taşınmazın bulunduğu binadaki bağımsız bölüm satışlarına ilişkin satış senetlerinin incelenmesinde de, davamıza konu taşınmazın satış bedellerine yakın bedellerde satış işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu hali ile her iki rakamın taşınmazın karkas halde satışının yapıldığı göz önüne alındığında makul karşılanabilecek bir seviyede olduğu ve İİK m278 maddedeki "ivazlar arasındaki fark " olgusunun mevcut olmadığı, temlikin niteliğine göre İİK m.279 daki şartların da oluşmadığı, davalıların kardeş oldukları ve zarar verme kastını bilebilecek durumda oldukları yönündeki iddianın da tek başına İİK m.280 bakımından tek başına iptal sebebi olmayacağı, taşınmazın ipotekli ve natamam şekilde alınması nazara alındığında maddede aranan "alacaklılara zarar verme kastı " unsurunun oluşmadığı, öte yandan TBK m.19 anlamında" muvazaa " nın varlığının da ispatlanamadığı kanaati ile, kanıtlanamayan davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın alımı için ödenen 110.000,00 TL ile ipotek bedeli 120.000,00 TL dikkate alındığında, taşınmazın gerçek değerinde satın alındığı, ayrıca ... ile ... arasında mahkemeimzce yapılan araştımaya göre akrabalık/arkadaşlık vs. herhangi bir bağ olmadığı, taşınmazı fiilen ...’in kullandığı anlaşıldığından, ... yönünden açılan davanın tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı- Yapılan bir kısım ödemelerin taşınmazın ...’a tapuda satış tarihinden önce yapıldığı, taşınmazı alacak bir kişinin satış tarihinden çok önce satana ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine taraflar arasında, taşınmazın ücretinin bir kısmının önceden ödenerek, ileride taşınmazın devredileceğine dair bir sözleşme vs.‘de bulunmadığı, mahkememizce de toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde taşınmazların gerçek satış olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-