Davalı Y'nin davalı borçlu ile akraba olmadığı, zeminde bitişik tarlayı tek arazi gibi tarım amaçlı kullandığı, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı S'nin daha önce maliki olduğu bağımsız bölümü, factoring sözleşmesinin düzenlendiği tarihten önce borçlu M'ye sattığı, tarafların akraba olmadıkları, satış işleminin muvazaalı veya mal kaçırma amaçlı olduğunun ispatlanamadığından bu davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği - Davalı M'ye yapılan devrin ise, mutad ödeme karşılığı olmadığı, davalı borçlu ile kardeş olmasına göre borçluluk durumunu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle muvazaalı devrin iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıların muvazaalı olarak taşınması satın aldıkları hususunun ispatlanmadığından dolayı tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Dava konusu gayrimenkulün kredi çekilerek satın alındığının anlaşılması, gerçek değeri ile tapuda gösterilen bedeli dikkate alındığında misli aşan bedel farkının bulunduğunun ve davalıların birbirlerini tanıdığının da ispat edilememesi nedeniyle "davanın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu taşınmazın gerçek değeri ile satış işlemlerine konu değeri arasında fahiş oranda farklar bulunduğu, davalılar arasında akrabalık bağının bulunduğu, icra takibinin kesinleştiği, davalı borçlu hakkında geçici aciz vesikasının bulunduğu, ve bu haliyle davaya konu edilen taşınmaz satışlarının mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının davacı tarafça ispat edildiği-
Taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davalı üçüncü kişiye alacağa karşılık yapılan satışn, İİK. m. 279 uyarınca mutad ödeme aracı niteliğinde olmadığı, İİK. m. 280/1'de yer alan emarenin de gerçekleşmiş olduğu, bu tasarruf açısından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu- Karı-koca arasında gerçekleşen tasarrufun İİK'nun 278 ve 280/1 madde uyarınca iptali gerektiği, taşınmazın üçüncü kişi tarafından satıldığı, davanın tazminat olarak açıldığı ve davalı-3. kişinin elinden çıktığı tarihindeki değeri üzerinden davalı üçüncü kişinin sorumlu tutulmasının ve bu sorumluluğun icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlandırılmasının doğru olduğu, fakat; borçlular tarafından ayrı kişilere satılan araçlar ve taşınmaz için satış tarihindeki (ve elden çıkarılanlar için, üçüncü kişilerin elinden çıktığı tarihlerdeki) gerçek değerleri ile icra takibindeki alacak miktarı nazara alınarak ayrı ayrı harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hesabı yapılmadan yazılı yargılama gideri belirlenmesinin yanlış olduğu- İİK. m. 283 gereğince bedele dönüşen davada, taşınmazın üçüncü kişi tarafından elden çıkarıldığı tarihteki değeri olan meblağın icra takip dosyasındaki davacı alacağı ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı üçüncü kişiden tahsili ile davacıya ödenmesine, aracın davalı-borçlu tarafından davalı üçüncü kişiye gerçekleştirilen satış yolu ile devrine ilişkin tasarrufun icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptaline, davacıya icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere dava konusu araç üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Mahkemece İİK 278/3-2 nci maddesi uyarınca tasarruf edilen taşınmazların tapudaki satış değerleri ile gerçek değerleri arasında bir misli farkı aşan değer bulunmasından dava kabul edilmiş ise de aynı yasanın ikinci maddesi gereği tasarruf tarihi ile borçlunun adresinde yapılan haczi kabil mal olmadığına dair düzenlenen fiili haciz tutanak tarihi ile iki yıllık sürenin dolmamış olması gerektiği, tasarruf tarihi ile aciz halini gösteren fiili haciz tarihi arasında iki yıldan fazla süre olduğundan somut olayda 278 inci maddenin uygulanamayacağı- Üçüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek kişilerden olması gerektiği fakat dosyaya yansıyan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının İİK 280 inci madde anlamında da davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle mahkemece "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Murisin vefatından önce söz konusu gayrımenkulü devrettiği, kanser hastası olması nedeniyle sağlık harcamalarının artabileceği ve bu nedenle davaya konu taşınmazın satılmış olmasının mümkün olacağı- Davalı şirketin emlak işi ile uğraşmakta olduğu, miras bırakanın hastalığı ya da ekonomik durumu ile ilgili bilgi sahibi olmadığı, emlakçılık işiyle uğraşan bir şirketin satın almış olduğu daireyi bir takım tadilatlar yaptırdıktan sonra satmasının hayatın olağan akışına uygun görüldüğü, ayrıca düşük tapu harcı ödemek gibi nedenlerle resmi evrakta taşınmazların satış değerinin düşük gösterilmesinin yaygın bir uygulama olup bu nedenin başlı başına tarafların mal kaçırma iradesini göstermeyeceği
Dava konusu taşınmazın bir başka alacaklının yaptığı takip sonucu satıldığı ve artan para kalmadığından dolayı konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı-
Davalının borçlandırıcı işlemden sonra ödeme güçlüğü içinde olduğu, ödeme emrinin kendisine tebliğ tarihi olan 18.07.2017 tarihinden üç gün sonra 21.07.2017 tarihinde taşınmazını davalı ......'ye devrettiği, taşınmazın gerçek rayiç değeri ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark olduğu, ödemeye ilişkin ibraz edilen 21.07.2017 tarihli 70.000 TL tutarındaki dekontun taşınmazın satış tarihindeki gerçek bedelini karşılamaya yetmediğini, davalı ......'in satmış olduğu taşınmazda oturmaya devam ettiği, her ne kadar davalılarca buna ilişkin kira sözleşmesi ibraz edilmiş ise de, adi yazılı nitelikteki bu belgenin her zaman düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tapudaki değer ile işlem tarihi için belirlenen gerçek değer arasında, mislini aşan fark bulunduğu ve F'nin borçlu R'nin eşi olduğu, dosyaya celp edilen ve eski adresleri de gösteren mernis kayıtlarına göre, karı koca olan davalı-borçlu ve davalı- 3. kişiler ile davalı- 4. kişi E'nin 2007-2014 yılları arasında aynı sitede oturdukları, yani komşuluk yaptıkları, ayrıca, duruşmada dinlenen kendi tanıklarının beyanına göre arkadaş oldukları, buna göre davalı E'nin borçlunun mali durumunu bildiğinden, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği-
