Dava konusu taşınmazların davalılar ....... ve ........ tarafından diğer davalı .............'den komisyoncu aracılığı ile ve bedeli ödenmek suretiyle 2.400.000,00. TL bedelle satın alındığı, ................ Tüketici Mahkemesi'nin ........... esas sayılı dosyası kapsamında komisyoncu ile davalı .......... arasında komisyon ücreti alacağına yönelik dava bulunduğu, davalılar ...... ve ............'nın dava konusu taşınmazı alabilmek için adlarına ayrı ayrı 1/2 oranında kayıtlı olan Büyükçekmece'deki taşınmazlarını sattıkları, ancak bu taşınmaz hemen satılmadığı için davalı ...........'nın kardeşinin ............... Yeşilköy şubesindeki hesabından satış bedeli olarak 26.10.2015 tarihinde 830.000,00 USD ödendiği, bu meblağın TL karşılığının 2.403.763,00 TL olduğu, tapuda 27/10/2015 tarihinde yapılan dava konusu villanın satış bedelinin de 2.400.000,00 TL olduğu, davalılara ait Büyükçekmece'deki taşınmazın 10.12.2015 tarihinde satılması üzerine davalının kardeşine 15.12.2015 tarihinde 520.000,00 USD gönderildiği, taşınmazın yapılan keşif sonucu tespit edilen bedeli ile davalılar ......... ve .............. tarafından alınan satış bedeli arasında mislini aşan fark bulunmadığı, davalılar ........ ve ..............'nın diğer davalı borçlunun mali durumunu bilebilecek bir konumda bulunmadıkları, tasarrufun iptali için gereken koşulların bulunmadığı-
Davalı 4. kişi .............'nin kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından, davalı ................. mirasçıları olan dahili davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- Davalı 3. kişi hakkındaki davanın, tasarruf tarihi itibariyle tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişice saptanan tasarrufa konu hissenin rayiç değeri arasında mislini aşan farkın bulunması ve davalı tarafından taşınmazın 85.000,00-TL bedelle satın alındığının savunulması karşısında, davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasındaki tasarrufun İİK'nun 278/3-2 maddesi kapsamında iptale tabi olduğu; ancak, davalı 3. kişi O. Ç.oğlu'nun tasarrufa konu hissesini, davalı 4. kişiye satmış olması nedeniyle, İİK'nun 283/2 maddesi gereğince, davalı .......... hakkındaki davanın bedele dönüştürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile; dava konusu "arsa" niteliğindeki taşınmazdaki (1335/4032) hissenin, davalı borçlu tarafından, davalı 3. kişi ............'e, 01.03.2013 tarih ve ............... yevmiye sayılı resmi senet ile yapılan satışına ilişkin tasarrufun davacı yönünden iptali ile İİK'nun 283/1 maddesi uyarınca, dava konusu taşınmazdaki tasarrufa konu (1335/4032) hisse üzerinde, ............ İcra Müdürlüğünün .......... Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydıyla, davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekeceği- Dava konusu; "zeytinli ağaçlı tarla" niteliğindeki taşınmazdaki (121492/900353) hissenin, davalı borçlu tarafından, davalı 3. kişiye, 20.12.2013 tarih ve ............ yevmiye sayılı resmi senet ile yapılan satışına ilişkin tasarrufun davacı yönünden iptali ile dava konusu taşınmazın, davalı 3. kişi tarafından, 13.01.2014 tarih ve ............... yevmiye sayılı resmi senet ile davalı ................'ye satıldığı ve dava, İİK'nın 283/2 maddesi uyarınca tazmine dönüştüğünden, .............. İcra Müdürlüğü'nün ............. Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak kaydıyla, 485.396,98 TL alacağın (............... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, ............. Esas, ............ Karar sayılı dosyasında, takibe konu alacağı temlik alan şirketin, takibe konu yaptığı .............. İcra Müdürlüğünün ................ Esas sayılı takip dosyasındaki alacak miktarı da gözetilmek suretiyle, tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere), davalı 3. kişi ..............'ndan tahsili ile, davacı bankaya verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Raporda belirlenen bedeller ile satış bedelleri arasında misli fark olmadığı, belirlenen bedellerin satış fiyatına yakın olduğu ve davalı tarafından taşınmaz satışına ilişkin ödeme dekontlarının ibraz edildiği dava konusu edilen satışların gerçek satış olduğu, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarrufa konu taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile, mahkemece belirlenen değerleri arasında mislini aşan fark olduğu, davalı şirketler ile davalı-borçlunun yönetiminde olan dava dışı borçlu Şirket arasında süre gelen ticari ilişkilerin olduğu, davalı borçlunun dava konusu üç taşınmazını aynı işlemle davalı Ltd. Şti.ne, dava konusu diğer iki taşınmazını aynı işlemle davalı .. A.Ş'ne sattığı, satışta borçluyu temsil edenin alıcı ..A.Ş'nin kurucularından olduğu, taşınmazları satın alan davalıların borçlu-davalının durumunu ve amacını bilecek kişilerden olduğu ve İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleşmiş olduğu- İİK'nun 278 ve 280/1 maddeleri gereğince, davalı A.Ş'ne satılan dava konusu bağımsız bölümler için tasarrufun iptaline karar verilmesi ve alacaklısına icra dosyasındaki borç ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı 3. kişi Ltd. Şti.ne satılan dava konusu taşınmazları aldıktan sonra borçlarına karşılık banka lehine ipotek tesis ettirildiği, 3. kişi Ltd. Şti'.ne satılan dava konusu bağımsız bölümlerin cebri icra sonucu ipotek borcuna mahsuben banka tarafından alındığı, dava konusu olan bu üç taşınmaz davalı 3.kişi Ltd Şti'nin borcu nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığından, davalı Ltd Şti'nin, davacının (asıl dava ve birleşen davalar için) takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak İİK 283/2 madde gereğince tazminat olarak sorumluluğuna karar verilmesinin de yerinde olduğu- Davalı-3.kişinin kendi borcu nedeniyle dava konusu taşınmazların cebri icra satışı sonucu el değiştirmesi halinde, davada taraf olmayan birine ait taşınmazlar için tasarrufun iptaline karar verilemeyeceği, cebri icradan ihale ile alan kişinin kötüniyetli olmamasından davaya dahilinin de mümkün olmayacağı, davanın talep olmaksızın bedele dönüştüğü, bu nedenle, davacı Banka vekilinin tasarrufun iptaline karar verilmesi yönündeki ve bu taşınmazlar için yapılacak olan sıra cetvelinin bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı-
Dava konusu gayrımenkullerin düşük bedelle satıldığı anlaşılmışsa da kanunun aradığı geriye doğru 2 yıl geçmiş olma koşullarının gerçekleşmediği- Davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememiş olduğu-
Davalı (D)'nin taşınmazı (S)'den satın aldığı 01.12.2009 tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değeri 170.000,00 TL belirlenmiş olup, satış senedinde 35.000,00 TL satış bedeli gösterilmiş ise de (D) tarafından sunulan banka dekontlarına göre (E) isimli kişiye dava konusu taşınmazın satış bedeline ilişkin olduğu açıklamaları yazılmak suretiyle toplam 185.000,00 TL gönderilmiş olduğu, davalı (D)'nin borçlu şirket yetkilisini ve kızını tanımadığı, taşınmazın anahtarı kendisine bırakılan site yöneticisi vasıtasıyla emlakı görüp beğendikleri, satın aldıktan sonra tadilat da yaptırdığı, buna göre davalı (D)'nin iyi niyetli 3. Kişi olduğu, ancak muris (B)'nin vergi dairesine borçlu olduğu halde kızı (S)'ye yaptığı taşınmaz mal satışının muvazaalı olduğundan iptal edilmesi gerektiği, (D) ile (S)'nin arasında akrabalık ve iş ilişkisi bulunmadığı gibi alım bedelini banka vasıtası ile ödediği ve iyi niyetli alıcı durumunda olduğu gerekçesiyle davalı (D) aleyhine açılan davanın reddine, davacı vekilinin davalı-3. kişi (S) aleyhine açtığı davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu tasarrufun ise haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde yapılmadığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, ancak mahkemece İİK 277, 279 ve 280 maddelerinin hükümde tartışılması gerektiği-
Dava konusu gayrımenkullerin tapuda gösterilen değerleri ve tasarruf tarihlerindeki gerçek değerleri arasında misli aşan bedel farkı bulunmasına rağmen İİK madde 278/2 de belirlenen 2 yıllık haciz süresinin geçmiş olması sebebi ile iş bu madde kapsamı gereğince iptale tabi olmasa da; dava konusu gayrımenkullerin davalı tarafından borçlu ile aralarındaki ticari ilişkiden doğan alacağa karşılık alındığının beyan edilmiş olması karşısında borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının adı geçen davalı üçüncü kişi tarafından bilindiğinin veya bilinmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında İİK 280/1 deki koşulların oluştuğu-
Taşınmazın tapudaki satış bedelinin 70.000,00 TL, rayiç değerinin ise; 160.000,00 TL olduğu, İpotek bedeli ise daha sonra 100.757,00 TL olarak ödendiği, taşınmaz üzerindeki ipotek bedeli bu şekilde dikkate alındığında fahiş bedel farkının olmadığı, bu nedenle; mahkemece davanın davalı (N) yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı, dördüncü kişi konumundaki davalı (A) yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, bu davalı yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 280/3 maddesinde uygulama yeri olmadığı, davalı (A)'nın kötü niyeti ispatlanamadığından, davanın davalı (A) yönünden de reddi gerekeceği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı gibi anılan davalılar arasında bir akrabalık olmadığı nüfus kayıtları ile sabit olduğundan her iki davalı yönünden borçlunun mali durumunu bildikleri veya bilmesi lazım gelen kişilerden oldukları davacı tarafından ispat edilememiş olduğundan mahkemece "davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-