Ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptaline ilişkin açılan davalarda ilgili mevzuat gereğince yöntemince ayrıntılı araştırma yapılarak ve taraf delilleri toplanarak boşanan eşler 4857 s. K. hükümleri kapsamında iseler, adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin "eylemli olarak birlikte yaşama" olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği- 1.10.2008 (5510 s. K. yürürlüğü) tarihinden önce hakkın kazanıldığı durumlarda, eşlerin boşanma iradeleri gerçek/samimi olsun veya olmasın, eylemli birlikteliklerini 5510 s. Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdükleri, başka bir anlatımla eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, MK. 2 gereğince hakkın kötüye kullanımının sebebiyle ilgililere gelir/aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelirin/aylığın da kesilmesi gerekeceği-
Harcırahsız tayin talebinde bulunup, tayin işlemi yapıldıktan sonra harcırah talebinde bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı-
TBK. 138'de düzenlenmiş olan uyarlama davasının "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkin ve ifa güçlüğüne dayanmakta olduğu ve temelinin de TMK. 2'de öngörülen dürüstlük kuralları olduğu- Mahkemece keşif yapılarak bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda aylık kira bedelinin tespitine karar verilmiş ise de, davacı kiracının asıl davadaki talebi kira bedelinin uyarlanması talebi olup mahkemece kanundaki ilkler ışığında uyarlama koşullarının varlığı hususunda araştırma yapılıp sonucuna göre karar vermek gerekeceği-
Tüketicinin taraf olduğu konut kredilerinde, bankaların yasal olarak en fazla %2'ye kadar talep edebileceği erken ödeme komisyonunun, MK'nın 2. maddesi uyarınca ticari kredilerde de uygulanması gerekeceği-
Poliçeye dair bir kısım primlerin davacı tarafa ödenmesiyle sigorta ilişkisinin kurulmuş olduğu, aksine bir savunmanın TMK'nın 2.maddesine aykırılık teşkil edeceği-
Davalı ve davacının taşınmazda paydaş olarak kullandıkları bir bölüm olduğundan, fiili bir kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının taksim sözleşmesi de gözetilerek saptanması, fiili kullanma biçimi oluşmuş ise çekişmeli bölümün kimin kullanımına bırakıldığının belirlenmesi gerekeceği-
İİK.mad. 191/1 uyarınca iflasın açılması ile borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini kaybettiği ve dolayısıyla malvarlığına dahil değerler üzerindeki hukuki işlemlerinin iflas alacaklılarına karşı geçersiz olduğu- Davacının İİK. mad. 254 kapsamında verilen iflas kapatma kararının ilan edildiği, BK.nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarih itibarıyla başlaması gerektiği, zamanaşımı süresi dolmadan davanın açılmış olduğu,davacı yanca iflas tasfiyesinin devamı sırasında alacaklı ile yapmış olduğu protokol kapsamında alacaklıya ve vekiline yaptığı ödemelerin İİK. mad. 191 gereği iflas alacaklılarına karşı hükümsüz bulunduğu, müflis borçlunun yasada öngörülen geçersizliğe dayanılarak iade talebinde bulunamayacağı, borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğundan ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından davanın reddi gerektiği-
Vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğu, ayrıca vekil ile sözleşme yapan kişi iyiniyetli ise vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olacağı ve vekil edeni bağlayacağı-
Genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti istemiyle açılan davada, genel kurula katılıpta red oyu vermeyen üyenin yokluk halinin tespitini istemesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı düştüğünün kabulü gerekeceği-
Alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine İş Mahkemesi'nin aynı ilamına dayanılarak dosyaları 2 ayrı takip başlatıldığı ve her takip dosyasında yeni takip gideri ve vekalet ücretinin talep edilmiş olduğu uyuşmazlıkta, ilam bir bütün olmasına rağmen yasal ve geçerli bir neden olmaksızın alacaklının iki ayrı takip başlatmak suretiyle yasalarda belirtilen dürüstlük kuralına uymadığı, borçlunun zarara uğramasına neden olduğundan, alacaklının bu davranışı hukuk düzeni tarafından korunamayacağından Mahkeme tarafından borçlunun şikâyetinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
