Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir...
Yükleniciden temlik yoluyla bağımsız bölüm satın alan davacının, inşaatın iskân ruhsatını almak için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen, iskânın arsa sahipleri tarafından çatı katında yapılan ruhsata aykırı ilaveler nedeniyle alınamadığı, arsa sahiplerinin kendi kusurlu davranışlarıyla iskân alımına engel olmalarının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair verilen direnme kararının onanması gerektiği- "Sözleşmeye göre iskân ruhsatı alma yükümlülüğünün yüklenicide olduğu, inşaatın iskâna aykırı ve kaçak durumda bulunması nedeniyle yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirmediği, dolayısıyla ondan hak devralan davacının da tescil talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir...
Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin haksız feshinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir...
İbraname düzenleme için gerekli özel yetkiye sahip olmayan davacılar vekilinin "vekâletnamesinde ibraname yetkisinin olmadığını" belirterek davalı Sigorta Şirketi tarafından yapılan ödemeyi aradan yaklaşık beş yıl geçtikten sonra iade etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu- Davalı sigorta şirket ile yapılan ibraname geçerli kabul edilerek dürüstlük kuralı gereği, yapılan ödemenin manevi tazminata mahsubu ile "manevi tazminatın bölünemezliği" ilkesi doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği-
Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacı şirkete avans niteliğinde verilen teminat mektubundaki avans ödemelerinin yapılıp yapılmadığına özellikle teminat mektuplarının düzenlenmesinden önce yapılan ödemenin teminat mektubuna karşılık yapılan ödeme sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.
Somut olayda "satışın iptaline" karar verilmesi için iki husus ileri sürülmüştür: Birinci husus; "satışı gerçekleştiren kişinin, işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı" iddiasıdır. Satışı gerçekleştiren şirket temsilcisi tapudaki devir işlemleri sırasında fiil ehliyetini haiz değilse de, bu kişinin gerek şirketin Genel Kurulu gerekse Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlar ve Rekabet Kurulu'ndan alınan izin doğrultusunda söz konusu devir işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşıldığından, 09.03.1955 T. 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen "mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edeceği yani normal zekalı bir insanın dahi aynı tarzda muamelede bulunabileceği" kriterinin somut olay yönünden gerçekleşmiş olduğu, davacı anonim şirketin tamamen kendi aldığı kararlar doğrultusunda işlem yapan yetkili temsilcisinin yaptığı işlemin, temsilcinin işlem sırasındaki ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmesinin "dürüst davranma" ilkesi (TMK 2) ile bağdaşmadığı- İkinci husus; "Yapılan satışta aşırı yararlanma (gabin) bulunduğu" iddiasıdır. Aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesinin; objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlı olduğu- Mahkemece gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden gerekli tahkikatın yapılması, taraflarca süresi içinde ve usulüne uygun şekilde bildirilip de toplanmayan deliller varsa bunları eksiksiz şekilde toplanması ve gabin iddiası yönünden sunulan deliller çerçevesinde bir sonuca ulaşılması gerekirken "ehliyetsizlik nedeniyle devir işlemlerinin geçersiz olduğunun kabul edilmesinden dolayı gabin iddiası yönünden herhangi bir inceleme yapılmaması"nın isabetli olmadığı-
Konut kredisi kullanan davacının bakiye kredi süresini kısaltmak amacıyla talep ettiği yapılandırma işleminde faiz oranının yükselmesi, taraflar arasındaki hak ve nesafet dengesini iyiniyetle bağdaşmayacak şekilde tüketici aleyhine bozacak bir kararlaştırma olmadığından bu durumda haksız şartın varlığından bahsedilemeyeceği-
Davaya konu edilen arazi, Hazine arazisi olduğundan tapusunun davalı tarafından devrinin mümkün olmadığı-
Mahkemece davalının fiili taksim savunması dikkate alınmak suretiyle taraf delillerinin toplanması ve mahallinde usulüne uygun keşif yapılarak, özellikle zeminde davacının ve davalının (davalıya pay satan kişilerin) kullandığı yer olup olmadığının belirlenmesi ve davacının taşınmazın belli bir yerini kullanıp kullanmadığının araştırılması, bilirkişilerden tanıkların ve tarafların gösterdiği yerleri gösterir denetime elverişli haritaya bağlanmış rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-