Hükümsüzlüğü talep edilen faydalı modelin yenileme ücreti ödenmediğinden hükümsüz kaldığı ve bu nedenle faydalı model tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini davasının konusuz kaldığı- Bilirkişiler tarafından faydalı modelin yenlik özelliğinin bulunup bulunmadığına dair resen bir araştırma yapılmadığı, yalnızca davacı tarafından yenilik kırıcı olarak sunulan deliller üzerinde inceleme yapılarak görüş bildirildiği anlaşılıp davacı tarafın bu konuda bir istinaf talebi bulunmadığından, bu hususa değinilmekle yetinildiği- Hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait buluş başlıklı faydalı modelin istemleri incelendiğinde; 1 numaralı bağımsız isteminde "Buluş, tutma profiline sabitlenmiş arka kapağa monte edilmiş ön kapağının üzerinde şarj modülü bulunan araç iç, acil çağrı butonu ve güç kaynağı ünitesi olup, özelliği; sahip olduğu arka kapak ve/veya ön kapağının üzerinde panik butonu bulunmasıdır" açıklamasına yer verildiği, araç içi şarj ünitesi ve güç kaynağının teknik özelliklerin açıklanmadığı, bağımsız istemde korunan unsurun araç içi şarj cihazı ve güç kaynağının üzerindeki panik butonu olduğu, nitekim bağımlı 2 ve 3 numaralı istemlerin de panik butonuyla ilgili oldukları, davacının yenilik kırıcı olarak gösterdiği kendisine ait tescil numaralı faydalı modelin ise; 1 numaralı bağımsız isteminde toplu taşıma araçlarında USB prizi üzerinden mobil cihazların enerji ihtiyaçlarının karşılanması için geliştirilmiş USB şarj ünitesinin teknik özelliklerinin açıklandığı ve korunduğu, bağımlı 2, 3, 4 ve 5 numaralı istemlerin de bu özelliklere ilişkin olduğu, her iki faydalı modelin koruma kapsamlarının farklı oldukları, davalının faydalı modelinin 3 numaralı bağımlı isteminde belirtildiği gibi, şarj ünitesinin üzerinde yer alan panik butonunun aynı zamanda toplu taşıma aracı duracak butonu olarak da kullanılacağının belirtildiği, bu nedenle butonun araç içi şarj ünitesine getirdiği küçük buluş niteliğinde olduğu, faydalı modelin toplu taşıma araçlarında kullanılan şarj ünitesinin fonksiyonuna eklenen yeni bir fonksiyon olduğu, bu nedenle davalının faydalı modelinin yenilik özelliğinin mevcut olduğu ancak tasarımsal incelemenin davanın sonucuna etkisinin bulunmadığı-
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki teknik değerlendirmeler dikkate alındığında davalının satışını yaptığı dondurma makinelerinin reklam ve satışını yaparken tüketiciyi yanıltıcı şekilde beyanlarda bulunduğunun ve ilgili kanun maddeleri uyarınca haksız rekabet koşullarının oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı taraf, "DİSNELLA" ve "TAHONELLA" markalı ürünlerde siyah ve kırmızı kompozisyonunun kullanıldığını, markaların sonunun "-ella" ibaresiyle bitmesinin, kavanoz şekli ve beyaz tırtıklı kavanoz kapağı tercihinin, ürünlerin üzerinde kullanılan etikette yer alan unsurların kompozisyonu gibi nedenlerden dolayı davalılar markalarının iltibas derecesinde benzerlik arz ettiğini iddia etmiş ise de; davacı markalarının asıl unsuru olan NUTELLA kelimesi de, davalı markasının esas unsuru olan TAHONELLA ve DİSNELLA kelimelerinin de anlamlı bir kelime olmadıkları, türetilen markaların sonu ELLA ibaresi ile bitmekteyse de; markada yer alan harflerin gerek görünüş gerekse okunuş bakımından markaları farklılaştırdığı, yine markalarda yer alan süt, üzerinde krem çikolata sürülmüş ekmek, bıçak fındık ve fındık bitkisini ifade eden yeşil yaprak görsellerinin kimsenin tekeline verilemeyecek tali, tanımlayıcı unsurlar olduğu, ambalaj içerisinde sunulan ürünlerin görüntülerinin ve niteliklerinin ambalaj üzerinde ifade edilmesinin yaygın bir uygulama olduğu, hatta pazarlama açısından da gerekli bulunduğu, davaya konu Disnella ürün ambalajı ve Tahonella ürün ambalajı olarak kullanılan kavanoz üzerinde .............. tescil no'lu davacı markasının özgün kısmını oluşturan içe doğru eğim şeklinde bir eğim bulunmadığı anlaşılmakla ve markalara bütüncül bir bakış açısı ile bakıldığında markalar arasında iltibas riskinin bulunmadığının görüldüğü, keza ilk derece mahkemesinin de denetime elverişli bilirkişi raporundaki tespitlerle uyumlu şekilde aynı kanaate vardığı ve davanın reddine karar verdiği, hal böyle iken, bölge adliye mahkemesince hatalı değerlendirme ile markalar arası iltibas riskinin bulunduğu kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava, markaya, ticaret unvanı tecavüzün haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir...
Dosya kapsamındaki deliller gözetildiğinde davacı bankanın, davaya dayanak yaptığı markaların tanınmış olduğunu ispatlayamamış olup bu nedenle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan yararlanamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalar kapsamında yer alan işaretlerle davalı yanca tescilsiz olarak kullanılan işaretler benzer olsa da davalı kullanımlarının tekabül ettiği hizmetlerle davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, davacının markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamaması sebebiyle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan da yararlanamayacağı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı vekilinin .............. tarihli cevaba cevap dilekçesi ekinde yer alan bila tarih belgede "............. Makina San. İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.nin Ekomak Endüstriyel Kompresör ve Makina San. ve Ticaret A.Ş.'nin ürettiği vidalı hava kompresörlerinin satışını yapmaya ve servis hizmetini vermeye tüm Türkiye'de yetkilidir." ibaresine yer verildiği, gerekçeli kararda bu belge ile ilgili herhangi bir değerlendirmenin yer almadığı anlaşıldığından, dosyadaki diğer deliller ve mübrez yetki belgelerinin tümü tarihleri ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- Eldeki bayilik sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiğinin tespiti ve bu sebeple tazminat istemine ilişkin dava yazılı yargılama usulüne tabi olduğu halde, ............. tarihli tensip zaptında yer aldığı hali ile basit yargılama usulüne göre yargılama yapılmasının doğru olmadığı-
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının eylemlerinin tasarıma tecavüz ve haksız rekabet yaratmayacağı belirtilmiş ise de davacıya ait tasarım tescil belgesine konu görseller ile davalının ambalaj kullanım örneklerindeki renk kombinasyonlarının, grafik tasarımlarının, ambalaj üzerine ürün yerleşiminin görünümünün bütünü itibarıyla benzer olduğunun görüldüğü, 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre tecavüzün varlığının belirlenmesi için yapılacak değerlendirmede dava konusu tescilli tasarım ile davalının kullanımlarının farklılıklardan çok ortak noktalarına ağırlık verilmesi gerekeceği, dava konusu tasarımın kullanıldığı ve kullanılacağı ürünlerin kek-çikolata gibi ürünler olup yoğun şekilde tüketilen, ucuz sayılabilecek ürünler olmakla ortalama alıcılarının ağırlıklı olarak çocuklar da dahil olmak üzere geniş bir tüketici kitlesini kapsayacak olması ve bu tür ürünler alınırken yeterli dikkat ve özenin gösterilmeyecek olması nazara alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Her ne kadar davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki mahkemenin kabulü yerinde ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalının internet sitesindeki yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, yıllara göre artan satış grafiği varken asılsız uyarı yazısının yayınlanması akabinde satışlarda düşme meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin yıllara göre satışları incelenip davalının haksız eylemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tam olarak tespit edildiği anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz maddi tazminatın tahsilini talep ettiği, değer artırım dilekçesi ile de talebini bilirkişi raporunda tespit edilen 59.935,37 TL'ye yükselttiği, her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı, davacının ancak dava açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş alacağının hüküm altına alınmasını isteyebileceği de nazara alındığında davacı, dava tarihindeki alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceğinden davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığı, bu durumda dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktar olduğu gözetilmeden bedel artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılmasının doğru olmadığı-
Davalıların distribütörü (ana bayii) olduğu belirtilen ... Şirketinin davacı şirkete bayilik verip vermediği, buradan varılacak sonuca göre sözleşmenin geçerli olup olmadığı ile davalıların sözleşmeyi ihlal edip etmedikleri ve haksız rekabette bulunup bulunmadıkları buradan da varılacak sonuca göre davacının zararının doğup doğmadığı- Tek satıcılık sözleşmesinin ihlal edildiği ve haksız rekabette bulunulduğu iddiasına dayalı tazminat istemi-
Davacıların eski işçilerinden bir kısmıyla olan iş akitlerinin sona ermesinin ve sonrasından bu işçilerin davalı şirkette işe başlamalarının davalının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının eylemlerinden kaynaklanmışsa bunun haksız rekabet teşkil edip etmediği ile maddi ve manevi tazminat gerektirip gerektirmediği-