Davacı tarafından, dava konusu vincin boom silindiri üzerinde iki ayrı şirkete yaptırılan inceleme neticesinde çatlak tespit edilememiş ise de; mahkemece yargılama safhasında alınan bilirkişi raporunda iki ayrı ultrason cihazıyla yapılan ölçümler sonucunda, hidrolik silindirin dava konusu olan piston rodunun bulunduğu yerde bir çatlaklık veya kırılma olduğu, sinyal ölçülerine bakıldığında en az 10 mm üzerinde bir çatlaklık bulunduğu, mevcut verilerle çatlağın derinlik ve genişliği net olarak ölçümü yapılamadığı için vincin liman işletmeleri içerisinde çalıştırılmasında güvenlik açısından bir sorun teşkil edip etmeyeceği, hangi sürede vincin çalışmasında arızalara sebebiyet verebileceği öngörülemediğinin tespit edildiği, bu hâliyle, bilirkişi raporundaki tespitler ile davalı şirket tarafından yapılan ve haksız rekabete konu yazıda yer alan tespitler uyumlu olup, TTK’nin 55. maddesinde belirtilen haksız rekabet fiilinin gerçekleşmediği, yani bilirkişilerce dava konusu vincin boom silindiri üzerinde çatlak olduğunun tespit edilmesi karşısında davalılar tarafından davacının iş yaptığı şirkete güvenlik uyarısında bulunulmasının davacının kişiliğini, emtiasını, iş mahsulünü, faaliyetini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz beyanlarla kötüleme olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla; davalıların beyanının yanlış olmadığı tespit edilmekle birlikte, bu beyanın yanıltıcı veya lüzumsuz olmadığının da anlaşıldığı, zira, davalıların üretici ve servis hizmeti veren konumları, davacının merhunun değerinin muhafazası için gerekli ihtimamı göstermekle yükümlü olması, davalıların da bu muhafaza ve uygun çalıştırma yükümlülüğüne uyulmasını temin için liman güvenliğini tehdit eder durum belirlediklerinde, ileride doğabilecek sorumluluklarını da nazara alarak, durumu önceden şirkete bildirme, uyarma ve dava konusu vincin ticari itibarını da koruma durumunda oldukları hususları da gözetildiğinde davaya konu yazının haksız rekabet oluşturmadığı, o hâlde; davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil etmeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasında yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmünün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkin davada; imzalanan sözleşmede, sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde, sözleşme çerçevesinde yürütülen işe benzer ya da rekabet halinde, ilgili franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiğinin düzenlendiği; taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yılın da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırılık teşkil ettiği; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün olmadığı, buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Hem ticaret unvanı hem de ürün ve hizmet markası olarak kullanılan ve tescil ettirilen ibarenin arama motorunda yazıldığında öncelikli olarak davalı şirkete ait internet sitesinin üst sıralarda çıkmasını sağlanması- Ticari itibarının zedelenmesi- Haksız kazanç sağladığı iddiası- Marka hakkına tecavüz teşkil- Markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması, hükmün ilanı, tazminat talepleri- İnternet arama motorunda davacının markası arandığında davalının web sitesinin gözükmesi karşısında, davalının hangi sözcükleri anahtar sözcük olarak satın alındığını ispat yükünün bulunmasına ve satın alınan anahtar sözcükler arasında davacı adına tescilli “..." ibareyi satın almadığını ispat edememiş olduğu-
Davacı şirkette "arge teknisyeni" olarak boya formülleri üzerinde çalışan davalının, davacı şirketin teknik, üretim teknolojisi ve özel üretim biçimi gibi ticari sırlarına ulaşmasının mümkün olduğu ve  taraflar arasında yapılan sözleşmeye aykırı olarak aynı faaliyet alanında çalışan başka bir firmada aynı nitelikte bir işe girmesinin davacı yönünden "haksız rekabet" oluşturduğundan, davalının sözleşmeyle kararlaştırılan ceza-i şarttan sorumlu olduğu ancak sözleşmeyle kararlaştırılan "cezai şart" fahiş olduğundan davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesinin isabetli olduğu-
Marka hakkına tecavüz- Haksız rekabet-  Maddi tazminat- Manevi tazminat- Tecavüzün tespitine, durdurulması ve önlenmesine, tecavüz teşkil edecek şekilde üretilen vasıtalara el konulması- Kararın yayın yolu ile duyurulması-
Tazminat istemi yönünden ürünün satıcısı olan kişilerin satmış oldukları ürünün taklit markalı olduğunu bilmeleri ya da bilebilecek durumda olmaları gerektiği-
D.çeler aşamasında iddianın serbestçe genişletilebileceği ve yeni talep eklenebileceği-
TTK. mad. 45 uyarınca sicilde tescilli ticaret unvanının diğer bir unvan ile ayırt edilmesi gerekli hallerde ek yapılacağı ve TTK. mad. 52 uyarınca da, unvana tecavüz halinde gerçek hak sahibinin tecavüz oluşturan ibarenin değiştirilmesi veya silinmesini talep edebileceği-
Markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemli davada, uyuşmazlık konusu yapılan ilgili marka adının davalı tarafından alan adı olarak ya da internet ortamında ne şekilde kullanıldığı hususu belirlenip açıklığa kavuşturulmaksızın, bu marka adının internet sitelerinden ve davalıya ait alan adlarından kaldırılması cihetinde şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Davacının tasarımlarına tecavüzden doğan haksız rekabetin tespiti, men’i, ürünlerin toplatılarak imhası, maddi ve manevi tazminat taleplerine-