Davacının tasarımlarına tecavüzden doğan haksız rekabetin tespiti, men’i, ürünlerin toplatılarak imhası, maddi ve manevi tazminat taleplerine-
‘‘ M.........’’ unsurlu davalı başvurusunda yer alan ‘‘ M’’ harfi asli unsur olup, aynı şekilde davacının itiraza dayanak seri markalarının asli unsuru da ‘‘ M’’ harflerinden meydana geldiğinden işaretler arasında ortalama alıcılar nezdinde 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğunun kabulü ile davacı şirketin perakende satış hizmetleri alanında tanınmış olduğu da dikkate alınarak 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve 8/4 maddeleri çerçevesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği-
Bilirkişi heyeti raporunda ve taraf vekillerinin itirazları üzerine aynı heyetten alınan ek raporda, davalı eyleminin davacının tasarımına tecavüz teşkil etmediği belirlense de raporlara aykırı olarak davalı eyleminin tecavüz oluşturduğu yönünde hüküm tesisinin doğru olmadığı-
35. sınıf hizmetler için tescil başvuru yapılan marka ile aynı sınıfta tescilli davacı seri markaları arasında benzerlik olduğu, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu, ve taraf markalarının aynı sınıf ürün ve hizmetleri ihtiva ettiği gerekçesi ile 556. sayılı KHK 8/1-b maddesi uyarınca iltibas riskinin bulunduğu-
Ceza mahkemesinin dava konusu markanın 16. ve 35. sınıflarda kullanıldığına dair dosyada delil olmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığı, bu haliyle marka hakkına tecavüz suçunu işledikleri sabit olmadığından sanıkların beraatine dair verilen kararın hukuk mahkemesi için bağlayıcı olamayacağından; dava konusu markanın davalılar adına tescilli olmadığı ve başvuru aşamasındayken müddet hale geldiği de gözden kaçırılmadan davalılar adına TPE nezdinde kayıtlı olan markalar ve kapsamları dikkate alınarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yalnızca 2009 yılına ait 11 aylık eylemden ötürü tazminat miktarı hesaplandığından mahkemenin 2009 yılı için hesaplanan süre dışındaki eylemler nedeniyle tazminata karar verilmesi, davalı lehine oluşan müktesep hakkın ihlali niteliğinde olacağından hükme esas alınan son bilirkişi raporuna itibar edilerek, 2009 ve 2010 yıllarında gerçekleşen tecavüz eylemleri için hesaplanan tazminata hükmedilmesinin haksız olduğu- Bozma ilamına uyulduğu halde, davalının söz konusu markayı kullanarak elde edilen kârın belirlenmesi bakımından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekçesi açıklanmadan; 2009 yılı için belirlenen kârlılık oranının salt tecavüz konusu ürünlere ait olup olmadığının belirtilmemesi, marka dışındaki unsurlar ve ayırt edici kelimenin tercih edilmesinden kaynaklı hesaplanan tenzilatın hasılattan vergi düşümü yapılmadan uygulanmasının doğru olmadığı-
Kat malikleri yöneticiliğinin sadece kat mülkiyetinden kaynaklanan hususlara ilişkin olarak kat maliklerini adına dava açma yetkisi bulunduğundan, davacı yöneticiliğin haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası bakımından aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı-
Tecavüze konu olduğu iddia edilen elbisenin, davalı taraf adına tescilli tasarımın bire bir aynen üretilmesi mahiyetinde olup olmadığı değerlendirilmeden, bu nitelikte bir ürün olmadığı belirlendiği takdirde, davalının tasarım tesciline dayanamayacağı gözetilerek bu defa davalı tarafından üretilen elbiselerin, davacı tasarımlarına nazaran ayırt edici özellikleri içerip içermediği ve söz konusu üretimin davacının tescilli tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan, Yargıtay denetimine elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, tanıtım ve üretim araçlarının toplatılması, imhası, maddi ve manevi tazminat taleplerine-
Temyiz sürelerinin, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlayacağı- Temyizin, kanuni süre geçtikten sonra yapılacağı veya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz isteminin reddine karar verileceği ve Yargıtay'a gönderme için yatırılan parayı kullanarak ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ edeceği- Ret kararı tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebileceği, temyiz edildiği ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya kararı veren mahkemece Yargıtay'a yollanacağı- Tebligat işleminin, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan önemli bir usul işlemi olduğu- Kanun ve yönetmeliğin gösterdiği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatın geçerli sayılamayacağı- Muhatabın tebliğ belgesindeki imzasını inkâr etmesi mümkün olup bu durumda imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmesi gerektiği- Somut olayda, davacı vekilince tebligat belgesinde yazılı olan ve bizzat kendisine tebligat yapıldığını gösteren imzanın sahte olduğunu ileri sürülmesi nedeniyle bu iddianın her türlü delille kanıtlanması mümkün olup, mahkemece hadise şeklinde araştırma yapılarak davacı vekilinin örnek imzaları alınıp, yöntemince imza incelemesi de yapılmak suretiyle tebliğ belgesindeki imzanın davacı vekiline ait olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği-